19 Ocak 2023 Perşembe

Seçme Fıkralar (7)

Tabaka

Birisi koşarak hocaya gelir. Hocaya sorar ve aralarında şu konuşma geçer:

Hocam, tütün tabakam tuvalete düştü, bir şey olur mu?

Ağzı açılmış mı?

Hayır, hocam

İyi tuvalet kirlenmez o zaman.

Hoşaf

Hiç hoşlanmadığı biri hocaya yemekli misafir gelmek ister. Hoca gönülsüz de olsa yemeğe kabul eder.

O gün evinde sadece hoşaf vardır. Onu koyar misafirinin önüne. Misafir:

Hocam, aslında ben hoşafı pek sevmem, der. İyice morali bozulan hoca, bu misafire haddini bildirmek ister:

Benim eşek de sevmez, der.

Kim Cennetlik?

Bir papazla bir maliyeci ölürler. Münker Nekir hesaba çektikten sonra papazın cehenneme, maliyecinin de cennete gitmeye hak kazandığı söylenir.  Bu duruma papaz itiraz eder:

—Ama bu haksızlık. Zira ben bunca yıl kilisede hizmet ettim. Esas cennete ben gitmeliyim. Maliyeci değil. Bu itiraza melekler:

Bunda bir haksızlık yok. Sen kilisede dua ederken gelenleri hep uyuturdun. Maliyeci ise herhangi bir işyerine girdiği zaman bildikleri tüm duaları esnafa okuturdu, derler.

Utanmıyor artık

30 yaşlarında yatağa işeyen bir adam, utana sıkıla uzman bir doktora müracaat eder. Doktor bütün tahlil ve tetkiklerden sonra gerekli reçeteyi yazar.

Uzun süre değişik tedaviler uygulamasına rağmen doktor başarılı olamaz. Sonunda hastasına bir de bir psikolojik danışmana gitmesinin faydalı olabileceğini söyler.

 Aylar sonra eski hastasıyla karşılaşır doktor. “Nasılsın iyi misin, hastalığın geçti mi diye sorar. Hastası, iyi olduğunu söyler. Psikolojik danışmanın nasıl tedavi ettiğini merak eder ve sorar. Hasta, psikolojik danışmanın da tedavi edemediğini, yine yatağa işemeye devam ettiğini ama artık utanmadığını söyler.

Seçme Fıkralar (6)

Paltonun sahibi aranıyor

Şehrin kadısı içki müptelasıdır. İçki içmek istediği zaman halk görmesin diye şehrin dışına çıkarmış.

Bir gün kadı içtikten sonra palto ve sarığını bir tarafa atarak sızıp kalır. Bunu gören hoca paltoyu aldığı gibi üzerine giyinir. Nice sonra ayıkan kadı, paltosunu göremeyince ertesi gün adamlarına paltoyu alanın yakalanmasını emreder.

Paltoyu hocanın sırtında gören görevliler hocayı yakalayarak hırsızlık suçlamasıyla mahkemeye sevk ederler. Kadı hocaya sorar:

—Üzerindeki palto kimin? Kimden çaldın?

 Hoca:

Palto benim değil efendim, der.

Başkasının paltosunu aldığı için kadı azarlamaya başlar. Bu durum karşısında hoca:

Kadı efendi, şehrin dışında gezerken sızıp kalan birisinin paltosunu  hırsızlar almasınlar diye ben aldım, giydim. Şu anda sahibini arıyorum, şayet sahibi ortaya çıkarsa hemen vereceğim, der.

Foyasının ortaya çıkmasından korkan kadı, hafifçe öksürerek:

-Hoca efendi hoca efendi! Sen bu paltoyu giymeye devam et. Bu gidişle bu paltonun sahibi ortaya çıkmaz, der ve hoca kadının paltosunu giymeye devam eder.

Çalışmalısın!

Fakültede bir dersten sürekli zayıf alan bir öğrenci birkaç defa Prof.ün yanına gider ve “Bu dersten mutlaka geçmeliyiz, hocam” der. Hoca da “Çalışmalısın evlat” cevabını verir. Bir gün öğrenci yine dersin hocasının odasına girer. Cebindeki tabancayı masaya koyarak “Hocam, ben bu dersten geçmeliyim” deyince, hocası da cebinden iki tabanca çıkarır ve  “çalışmalısın evlat” der.

Sakız nerede çiğnenir?

Birisi hocanın yanına gelir. Aralarında şu diyalog geçer:

Hocam, tuvalette sakız çiğnenir mi?

Hayır, çiğnenmez.

—Çiğnediğimizde ne olacak da

Bir şey olmaya olmaz ama gören başka bir şey yiyor sanır, demiş.

Seçme Fıkralar (5)

Dünyanın durumu

Köylü Ahmet Ağa ölür. Köyün muhtarı cenazenin salından yapışır. Yavaş bir ses tonuyla Ahmet Ağaya seslenir:

Ahmet ağa, Ahmet ağa! Bu dünyadan gidiyorsun. Öbür dünyaya varınca, babam dünyada işler nasıl, nasıl gidiyor diye sorarsa, “Oğlun muhtar oldu” de yeter. Babam bunu anlar demiş.

Kaç para eder?

Taksi durağının yanına gelirken bir koca hanımına sinirlenir ve beş para etmediğini söyler. Hanımı bu hakareti kabul etmez. Kocası, bunu sana ispatlayacağım demiş. Taksiciye,

Arkadaş! Beni otogara kaça götürürsün? Demiş. Taksici:

Beş liraya götürürüm, demiş. Adam:

Yanımda hanımım da olsa kaça götürürsün? demiş. Taksici:

Aynı fiyata götürürüm, efendim demiş. Adam karısına dönerek,

Gördün mü beş para etmediğini demiş.

Neyzen Tevfik’in evi

Neyzen Tevfik yeni taşındığı evine bir akşam vakti kestirmeden gitmek ister. Ara sokaklara girer. Fakat evini bulamaz. Epey aradıktan sonra karşılaştığı gece bekçisine Neyzen Tevfik’in evini sorar. Kendisini tanıyan gece bekçisi:

Neyzen Tevfik sensin ya” deyince zaten morali bozulan Neyzenin canı iyice sıkılır ve

Ben sana Neyzen Tevfik’i değil, evini sordum, der.

İçki kimin yanında içilmez?

Nizip müftüsü Arapçayı ana dili gibi bilir. Bu bilgisinden dolayı Türk askeri yetkililer, Suriye askeri yetkilileriyle zaman zaman ikili görüşme yapmak istedikleri zaman Nizip müftüsünü tercümanlık yapması için Suriye’ye götürürler.

Yine böyle bir görüşmenin ardından Suriye yetkilileri, yemekli bir ziyafet hazırlarlar.

Garsonların içki servisi de yaptıklarını gören müftü, garsonlarla bir tartışma içine girer ve

Müslüman içki içer mi? Siz Müslüman değil misiniz? Şu içkileri kaldırın der. Garsonlar içki şişelerini kaldırmazlar.

Bu tartışmayı anlamadan izleyen Türk komutan:

—Müftü Bey, ne tartışması yapıyorsunuz? Mesele nedir, der. durum nedir? Müftü:

—Efendim, içkiyi kaldırın, Müslüman içki içer mi dedim, deyince komutan:

—Söyle kaldırsınlar. Müftünün  yanında içki içilir mi, diyerek içki servisini kaldırtır.