11 Aralık 2022 Pazar
Başarmanın Sırrı
10 Aralık 2022 Cumartesi
Din Nedir, Ne Değildir? *
Bu yazının sadece başlığı bana ait. Gerisi,
müellifinin kim olduğunu tespit edemediğim bir alıntıdır:
“Din kesinlikle afyon değildir;
fakat en kaliteli afyon dinden yapılır.
Din kesinlikle şarap değildir; fakat en çok din ile sarhoş ederler.
Din kesinlikle uyandırmak içindir; fakat en çok din ile uyuturlar.
Din kesinlikle ayıltmak içindir; fakat en çok din ile bayıltırlar.
Din kesinlikle uyarmak içindir; fakat en çok din ile uyuştururlar.
Din kesinlikle harekete geçirmek içindir; fakat en çok din ile felç ederler.
Din kesinlikle yaşatmak içindir; fakat en çok din adına öldürürler.
Din kesinlikle güzeldir; fakat en çok çirkinliği din adına
yaparlar.
Din kesinlikle sorunun ve sorgulamanın
dostudur; fakat
soruların, sorgulamanın celladı olarak en çok dini kullanırlar.
Din kesinlikle özgürlüktür; fakat en çok din adına tutsak ederler.
Din kesinlikle selamdır, selamettir,
huzurdur, umuttur; fakat
en çok din adına savaştırırlar, din adına daraltırlar, din adına korkuturlar,
din adına hayalleri paramparça ederler.
Din kesinlikle adalettir; fakat en çok din adına zulmederler.
Din kesinlikle güzel ahlaktır; fakat en büyük ahlaksızlıkları dindarlık
kisvesi altında işlerler.
Din kesinlikle adam olmayı, şahsiyet
olmayı emreder; fakat en
çok din ile sürüleştirirler.
Din kesinlikle erdemdir, nezakettir,
nezahettir; fakat en çok
din ile yozlaştırırlar, din ile kabalaştırırlar, din ile çirkefleştirirler.
Din kesinlikle aydınlıktır; fakat en koyu karanlığı din ile
kurarlar.
Din kesinlikle hizipleşmeyi yasaklar; fakat en çok din adına hizipleştirirler.
Din kesinlikle putçuluğu yasaklar; fakat en çok putu din adına dikerler.
Din kesinlikle aklı önceler; fakat en çok din ile delirirler, en çok
din adına meczup olurlar.
Din kesinlikle sadece Allah'ın koyduğu
hükümlerdir ve din sadece Allah'ındır; fakat en çok Allah adına hüküm koyarlar, en çok Allah adına din
uydururlar.”
* 21 Aralık 2022 günü Barbaros Ulu adıyla Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Kalıbının Hakkını Vermek
Oğlum, kulağını aç, beni iyi dinle. Biliyorum, yönetici olmak için can atıyorsun. bana kalırsa olma derim. Çünkü yöneticilik demek sorumluluk demektir. Sorumluluk ise insanı yer bitirir. Herkes işi bitince çeker gider. Sen ise mesaiden sonra da olup bitenlerden sorumlusun. En ufak bir sıkıntı gelir seni bulur. Gerçi ben ne desem de sen dediğimi yapmayacak ve yönetici olmak için var gücünle uğraşacaksın. Madem çok istiyorsun. O zaman sayısı çok olan yöneticilikleri tercih etme. Olacaksan, bir yerde bir bölge bir muhit bir yerleşim yerinde tek sorumlu olacak bir yöneticiliği tercih et. Buna eyvallah derim.
Niye dersen, kısaca anlatayım. Bulunduğun yerin tek kelek keseni olursun. Emrinde yüzlerce çalışan olur. Bol bol emir ve talimatlar verirsin. İster asar ister kesersin. Sorgulanmazsın, sorgularsın. Kimse bu da nereden çıktı diyemez. Çünkü sözün emirdir. Yerine getirilmemesinin bir bedeli vardır. Kim bunu göze alabilir. Gözünün tutmadığına inceleme ve soruşturma başlat. Hanya'yı Konya'yı görsün.
Devletin bütün imkanları elinde olur. Tüm bu imkanları deniz bil. İtibardan tasarruf olmaz düşüncesiyle her şeyi har vur, harman savur. Zira harca harca bitmez. Kafanın estiği gibi takıl.
Devletin hem kendisinin hem de senin itibarını korumak için altına tahsis ettiği aracın tam hakkını ver. Sabahtan akşama bin dur. Şoförüne sür şuraya denen yeterli. Gittiğin yere bir daha bir daha git. Sağ, bayır, dere, tepe her yer senin nasılsa. Korkma buralara gitmekten. Seni canından fazla koruyan korumaların var nasılsa. Gittiğin yerde aklına geleni söyle. Statünden dolayı kimse sözünün üzerine söz söyleyemez.
Çok rahat edebilmek için sırtını güce yasla. Onlarla birlikte çalış. Onlarla anlalabilmek için kazan kazan politikasını uygula. Onlara ver ki onlardan da alabilesin. Onların nefret ettiğinden sen de nefret et. Onların eziyet etmek isteğine sen de eziyet et.
Her yerde yerden bitme gibi bitmek istiyorsan, evlenme gafletinde bulunma. Çünkü ayakbağı olur.
Biliyorum uykuyu sevmez, yalnız kalmaktan hoşlanmazsın. Bu yüzden evde fazla durma. Evi sadece otel gibi kullan. Günün hepsini işinde geçir. Hatta kahvaltını bile mesai saatleri içerisinde öğleye doğru makamında yap. Emrinde çalışanlarının kuş sütü hariç hazır ettiği kahvaltı ile karnını iyice doyur.
Kafan esti mi, herkes mesaide iken gözüne kestirdiğin, sana saygıda kusur etmeyen personelinden seçtiklerinle doğa yürüyüşüne çık. Onlar yürümeyi severmiş, sevmezmiş, dairesinde işi varmış, yokmuş, onları bekleyen varmış, dairenin işi aksarmış... hiç önemli değil. Haydi çıkıyoruz demen yeterli. Onların mutluluğu seni mutlu etmekten geçer. Hangi biri işim var diyecek sana.
Yürü yürü yürü. Kim tutar seni oralarda? Hangi biri yoruldum diyecek sana. İyice yorulduktan sonra otel gibi kullandığın evine gir. Yorgunluktan yatağa gir, hemen uyu. Uyumazsan yalnızlık seni yer bitirir. Ben ne yapıyorum dedirtir insana.
Sözün özü, günlerin ve gecelerin hareketli geçsin. Bir başına kalmamak için daima koştur. Yalnız kalırsan içindeki kendi kavganla başa çıkamazsın. Gittiğin yerlere huzurun "h" sini verme. Zira huzursuzluk çıkarmak senden ayrılmaz bir karekterindir. Her nerede olursan ol, bu özelliğini hiç unutma. Yaptıkça zevk aldığın bu karekterinin hakkını ver. Bir de gittiğin ve konuştuğun her yerde düşman bellediğin kişiler hakkında aciz insanlar gibi dedikodular yap. Bu konuda sana destek verenleri dost, destek olmayanları kara listeye al. Yanına aldıklarına iyilik perisi görüntüsü verirken karşına aldıklarına dünyayı zindan et. Hasılı herkes senden konuşsun ki şanın yürüsün.