18 Kasım 2022 Cuma

Dedikodu mu, İstihbarat mı?

Musa peygamberle bir adamın arasında geçen bir anekdota yer verilir. Hepinizin bildiği bu hikayeye kısaca yer vermek istiyorum: “Adamın biri Musa peygambere gelerek tüm hayvanların dilinden anlamak istediğini söyler. Musa peygamber, her şeyi bilmen özellikle hayvanların dilinden anlaman iyi olmaz, bu sevdadan vazgeç dese de adamın ısrarı karşısında dua eder ve adamın duası kabul edilir.

Tüm hayvanların dilinden anlamaya başlayan adam akşam ahıra hayvanları yemlemeye gider. Eşekle öküzün aralarındaki konuşmaya şahit olur:

—Eşek kardeş, senin işin ne iyi, bana yazın da rahat yok, kışın da. Sabah olacak çifte koşacaklar, ama sense akşama kadar rahat gezeceksin.

—Bunlar hep senin ahmaklığından. Sabah olunca hasta numarası yap, akşamdan sahibimizin döktüğü yemi yeme. O da sabahleyin seni bu haliyle görünce çifte koşmaktan vazgeçer, birkaç gün olsun istirahat etmiş olursun.

Öküz, eşeğin nasihatini dinler. Yemi yemez, aç karına sabahlar. Bu ikilinin aralarında yaptığı konuşmaya şahit olan sahibi, bu sefer de eşeği çifte sürelim diyerek eşeği tarlaya götürür ve akşama kadar çift sürdürür.

Akşam yorgun argın ahıra giren eşek, öküzün yattığı yerden geviş getirdiğini görünce öküze bir oyun oynamak ister.

—Sen böyle yatarsan sahibimiz seni satacak. Bugün tarlada beni gören köylüler sordular. O da “Zaten tembel bir öküzdü, şimdi de hasta oldu. Yarın kasaba vereceğim, dedi. Eğer yarın da böyle yaparsan kendini bıçağın altında bil”, diyerek sabahleyin çifte gitmekten kurtulur. Tüm bu konuşmaları da dinleyen adam dört köşe olur:

—Gördün mü ne kadar iyi bir şeymiş hayvanların dilinden anlamak der.
Ertesi sabah horozla köpeğin konuşmalarına şahit olur. Horoz “Yarın efendinin öküzü ölecek. Senin için iyi bir ziyafet olacak” deyince sabahında pazara giderek öküzü satar.
İkinci gün horozun köpeğe, “Yarın kölesi ölecek. Adına yemek verir. Sen de nasiplenirsin” dediğini duyunca köleyi de satarak zarardan kurtulduğuna sevinir. Köpek kendisine yalan söylediğinden dolayı horoza gönül koyar. Horoz ise “Hiç üzülme. Ziyafet olacak. Çünkü ziyafetin büyüğü yaklaştı. Yarın efendimizin kendisi ölecek” sözlerini duyar duymaz adamın etekleri tutuşur ve ne yapacağını şaşırır. Soluğu Musa peygamberin yanında alır. Peygamber ona “Öküzü satmasaydın, öküz ölecek, diğer belalardan kurtulacaktın. Ama sen onları satarak başkasının zarar etmesini istedin. Kendi menfaatini düşünüp başkasını hesap etmeyenin hali budur” şeklinde cevap verir.  

Adam öldü mü ölmedi mi bilmiyorum. Siz bu hikayeden ne anlam çıkarırsınız onu da bilmiyorum. Belki biraz zorlama olacak ama ben kendimce bir anlam çıkardım. Hayvanların dilinden anlamak isteyen adamın niyeti ilim öğrenmek falan değil. Düpedüz iki kişi arasında yani hayvanların kendi arasında ne konuştuğunu merak etmekten başka bir şey değil. Bu merakın başına neler açtığını da hikaye güzel bir şekilde anlatıyor.

Buradan günümüz insanlarına gelmek istiyorum. Öyle ya kıssadan hisse almak için günümüze gelmek lazım. Bazı insanlar iki kişi arasında kendisi veya başkaları hakkında neler konuşulduğunu merak eder. Bunun için istihbarat adı altında kimin, ne konuştuğunu öğrenmek ister. Güya her şeyden haberim var imajı verecek. İstihbarat özellikle ülkenin iç ve dış güvenliğini tehlikeye atan hususlarda, bir suçu veya kötülüğü önleme ya da suçluyu bulma konusunda faydalıdır. Olması gerekir. Ama istihbarat adı altında iki kişinin kendi aralarında kendisi veya başkaları hakkındaki konuşmalara kadar istihbaratı genişletmek bir defa istihbarat değildir. Olsa olsa jurnalciliktir, laf taşımaktır, ispiyonculuktur. Bir yerdeki barış ortamını bozmaktır. Bu açıdan, kimin ne konuştuğuna dair her şeyden haberdar olma merakı hem kişinin kendisini hem de başkasını huzursuz eder.

Diyelim ki birileri, hoş görülmese de iki kişi arasında cereyan eden konuşmaları alıp bir yere götürüyor. Meslek edinmiştir, alışkanlık haline getirmiştir, bu mesleğine devam edecek. Ya etkili ve yetkili makam sahiplerinin istihbarat adı altında bu tür dedikodulara teşne olmasına ne demeli? Ne dendiğini de sizlere bırakıyorum ama tek kelimeyle ayıp demek isterim ve bu hareket devlet adamı ciddiyetine yakışmaz. Dedikoduların kendisine gelmesine sevinen makam sahipleri benim istihbaratım güçlüdür diye sevinedursunlar. Yalnız şunu unutmasınlar ki birilerinden bir makama laf taşıyanlar, o makamdan da başkasına laf taşırlar.

Dümen Suyuna Gitmek

Bugün size bildiğimiz, zaman zaman kullandığımız bir deyimden bahsedeceğim: Dümen suyuna gitmek. Önce anlamına bir bakalım: “Birine bağımlı olmak, birinin tuttuğu yolu izlemek, hemen her şeyde ona uyarak onun istediğini yapmak”. Örnek cümlede kullanalım: “Başkasının dümen suyundan gidenler kişiliklerini bulamazlar”.

Deyimin anlamına baktığımız zaman bir başkasının ağzına bakan, onun dediklerini yerine getiren kişiler için söylenir. Gördüğünüz gibi olumlu anlamda kullanılan bir deyim değil.

İnsanoğlunun yaptıkları hep birbirine benzese de hatta şıp demiş burnundan düşmüş dense de her bir insan farklı bir varlıktır. Benzerliklerinden ziyade farklılıkları çoktur. Çünkü her insan özgün, orijinal ve özgür bir bireydir. Özgünlüğü ve nevi şahsına münhasır olmasıyla halk nezdinde değer kazanır. Bir başkasını taklit edenler, bir başkasına bağımlı olanlar, bir başkasının yolunu izleyenler, toplum nezdinde pek tasvip edilmez. Ona kendin ol derler. Çünkü Allah her insana akıl ve zeka vermiştir. Her insanın bu dünyada bir misyonu vardır. Hiçbiri gereksiz yaratılmamıştır. Eğer birbirinin aynısı olacaksa, kendisini bir başkasıyla bütünleştirecekse, dünyaya gönderilişinin bir anlamı olmaz. Çünkü dünyaya kalabalık etsin diye gönderilmiş değildir. Ayrıca her bağımlı olan, bir başkasının yolunu izleyen izlediği kişiye ne kadar benzese de asla ilk olamaz. En iyi başarısı ikincilik olur.

Bir an için “birine bağımlı olmayı, birinin tuttuğu yolu izlemeyi” bir tarafa bırakalım. Çünkü deyimin üçüncü anlamına göre daha masum kalıyor. Çünkü bir insan bir başkasını örnek almak, onun gittiği yoldan gitmek isteyebilir. Ama üçüncü kısım olan “hemen her şeyde ona uyarak onun istediğini yapmak” kısmının hiçbir makul izahı olamaz. Deyimin bu kısmında bir kişilik bozukluğu, şahsiyeti oturmamış bir profil ile karşı karşıyayız. Çünkü bu tiplerin kendine dair bir iradeleri yok. Başına ip geçirilmiş, önden bir başkası tarafından çekilen dört ayaklıdan farklı değil. Öndeki efendisi onu nereye çekerse o tarafa gidecektir. Gel deyince gelecek, git deyince gidecek, otur deyince oturacak. Böyleleri var mı aramızda? O kadar çok ki say say bitmez. Çünkü bu tiplerin hayattan tek beklediği kendisine ait bir hayattan ziyade efendisini memnun etmektir. Kendi memnuniyeti ve huzuru da efendisini memnun etmeye bağlı. Ufacık bir tökezlemesi, ipinin çekilmesi demektir ki bu tipler için bulunduğu makam ve mevkileri kaybetmesi demektir.

Nice makam ve mevki sahipleri vardır ki mevzuatın kendine verdiği hak ve yetkileri kolay kolay kullanamazlar. Bakmayın, konuşurken esip gürlediklerine; ben şöyle yaparım, tamam böyle yapın dediklerine. Bunların esip gürlemesi efendisinin görüş bildirmesine kadardır. Efendisi onu şuraya vereceksin, bunu buradan uzaklaştıracaksın dedi mi tamam efendim, emriniz olur efendim diyerek yelkenleri indirirler ve tükürdüklerini yalarlar. Çünkü son sözü efendileri söyler. Bu tiplere düşen, efendisinin isteği çerçevesinde yazı yazdırmak ve formaliteyi yerine getirmek olur. Efendisinin istek ve taleplerinden hoşnut olmasalar da sesleri çıkmaz. Çünkü koltuktaki varlığı efendisiyle iyi geçinmesine, onun dediklerini yapmasına bağlıdır. Bu tipler yani kendisi olamama durumunu gücü ve kuvveti olmayan, arkasında dayısı olmayan kimselerden çıkarırlar.

Hülasa, bir makama gelip mevzuat çerçevesinde kendisi olamayanlara tavsiyemiz, bu tür makamları hiç işgal etmesinler. Çünkü mahkeme kadıya mülk olmadığına göre giderlerken kubbede hoş bir seda bırakamazlar. Yok, bir günlük beylik beyliktir diye düşünüyorlarsa başkasının dümenine gitmeye devam etsinler.

17 Kasım 2022 Perşembe

Farz edin ki Öldüm

Dostlarım! Bir vefat haberini aldığımız bir tanıdığımız hakkında, ardından yazar, çizer, hakkında yorum yazarız. Bilirim ki ardından yazdıklarımızı mevta okuyamaz ve haberi olmaz. Beni en fazla ilgilendiren ve meraklandıran yön de burası.

Şimdi sizden istediğim,

Beni bir an için ölmüş bilin. Duydunuz ve hakkımda ne yazardınız?

Lütfen içinizden geldiği gibi yazın. Allayıp pullamayın, vurun dedimse de öldürmeyin. 

Öldükten sonra neye yarar demeyin. Zira ben hakkımdaki yorumlarınızı okuyacağım. Ölü taklidi yaparak size cevap vermeyeceğim. Bunun bana faydası, size göre iyi biri isem, öbür alemde "Dostlarıma göre ben böyle biriyim" diyeceğim. Yok, kötü biri isem -ki ben bu durumumu biliyorum- ölmeden önce geri kalan ömrümde kendime ve yaşantıma dikkat edeceğim. 

Gördüğünüz gibi her iki görüş de benim lehime olacak. Sana bu iyiliği yapmayacağım demeyin. Dost acı söyler ama yüze söyler deyip bağrıma taş bastırıp içime atacağım. 

Umarım yazacaklarınız beni öbür aleme gitmemi hızlandırmaz. Özellikle sayfamda hiç iz bırakmayan sanal arkadaşlarım ne yazar? Bari ölümümün ardından bir iz bıraksınlar isterim. En azından yaşadıklarını bilmiş olurum.

Haydi dostlar, göreyim sizi! Beni nasıl bilirdiniz? (14/11/2020)

*

Sevgili ve saygıdeğer sanal arkadaşlarım!

14 Kasım günü “Beni bir an için ölmüş bilin. Duydunuz ve hakkımda ne yazardınız?

Lütfen içinizden geldiği gibi yazın. Allayıp pullamayın, vurun dedimse de öldürmeyin” demiştim ve paylaşımımı “beni nasıl bilirdiniz” şeklinde bitirmiştim.

Ölümüme; 14 kişi haberim oldu anlamında beğenirken 1 kişi gülmüş, 2 kişi inanamamış, 4 kişi üzülmüş. 1 kişi de yanındayım seçeneğini işaretlemiş. 24 kişi de taziyelerini ifade etmişler. Bir an için öldüğümden, ölü insan cevap veremez düşüncesiyle yorum yazan arkadaşlara bilerek cevap yazmadım.  Güzel dilek ve temennileri için hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İnşallah dedikleri gibi olurum. Yine sayfama işaretleriyle katkı sunan arkadaşlara da teşekkür ediyorum.

Gördüğüm kadarıyla dibime pek ışık vermemişim. Pek sevenim de yokmuş. Zira aynı gün paylaştığım bir başka vefat haberine daha fazla işaret kondu ve daha fazla taziye yorumu yazıldı. Sayfamdaki sanal arkadaşlarım, “paylaştığın vefat haberine eyvallah ama senin için bir hayır dileğimiz olamaz” demek istemişlerdir.  

Görünen köy kılavuz istemez. Sayfama iz bırakanlarla cenazem musalladan kalkmaz. Çünkü yazan ve işaret bırakanların bir kısmı da şehir dışından. Öldüğüme üzülen 4 kişi gördüm. Bunların da 2’i Konya dışından. Bu durumda kalan iki kişiden biri, salımın önünden diğeri de salın arkasından tutmuş olacak. Yani bütün yük bu iki arkadaşın üzerinde. Ama üzülmesinler. Bugünlerde epey bir kilo verdim. Naaşım size pek ağır gelmeyecek. 

Şayet bu iki arkadaşın da işi çıkar veya maazallah benden önce vefat ederlerse bu durumda cenazem orta yerde kalır. Öyle zannediyorum, B planı olarak kimsesizlerin kimsesi olan belediye mezarlıklar müdürlüğüne iş düşecek. Cenazemi, sessiz ve kimsesiz bir şekilde kimsesizler mezarlığına defnedecekler. Katılım olmayacağı için belediyenin ayrıca mezar çıkışında şeker dağıtmasına ve gül suyu dökmesine gerek kalmayacak.

Hasılı, yazılıp çizilenlerden, sayfama konan işaretlerden ölmeden önce gerekli mesajı çıkarmış bulunmaktayım. Anladım ki pek sevenim yok, arkamdan gözyaşı dökecek de. Sanal arkadaşlarımın kahir ekseriyetinin gözünde ha varım ha yokum. Yani yok hükmündeyim. Bu durumda bana düşen, ölümüm de bile yanımda sanal olarak dahi görünmek istemeyen arkadaşlarla sanal arkadaşlığımı sonlandırmak. Bu yapacağım onları da rahatlatacaktır. Ben de böylece temizlik imandandır düsturu gereğince sayfamı temizlemiş olacağım. 

Bu durumda yani temizlik işinde bugüne kadar benim onlara, onların da bana bir şey veremediği sanal arkadaşlarımdan istediğim, temizlik konusunda bana yardımcı olmaları. Ben onları temizlemeden onlar beni temizlesinler. (17/11/2020)

*

Arkadaşlar! Sayfamda sosyal mesafe gereği sayfamda epey bir sadeleştirme yaptım. Bu işi kolay sanmıştım. Gördüm ki zormuş. Silerken zaman zaman uykum geldi. Koyduğum kriterlere göre silmem gerekirken silinmemiş, silmemem gerekirken silmiş olabilirim. Gönül koymayın. Şimdiden hakkınızı helal edin. 

Eğer sizin için bir anlam ifade ediyorsam, yeniden arkadaşlık isteği gönderebilirsiniz. Arkadaşlık istekleriniz, kendimden oluşacak OHAL komisyonu tarafından değerlendirmeye tabi tutulacaktır. 

Silmem konusunda kendinize haksızlık yapıldığını düşünüyorsanız iç hukuk yollarını tükettikten sonra AHİM'e gitmeden önce kendimden ibaret komisyonuma gerekli belgelerle müracaat edebilirsiniz.

Masum isteğiniz yerine gelmez ise sayfam, yakın-uzak herkese açık. Daha önce göremediğim emojiler bırakabilir, yorumlar yazabilir ve paylaşabilirsiniz. Ama tavsiye etmem. Zira kıyametin kopması demektir bu. Şöyle ağız tadıyla biraz yaşayalım. (17/11/2020)