15 Kasım 2022 Salı

Yeni Okuyucum

Hiç müşterim olmasa da nicedir yazar dururum. Ben yazarım. İsteyen okur isteyen okumaz derim ama siz böyle dediğime bakmayın. Yazdıklarım okunsun hem de çok okunsun isterim. Ne kadar okunsun diye çabalasam da her konuda olduğu gibi bu konuda da başarılı olamadım. 

Birileri, durmadan yazıyor, okuyanı da yok. Vah yazık! Eline ve gözlerine yazık. Harcadığı zaman da cabası. Gazete köşelerini işgal ettiği de aşikar. Buna gazetenin sahibi iyi sabrediyor. Biri kalkıp ne olur, Allah rızası için yazma dese de bir bakmışsın elim yazmaya gidivermiş. Alışkanlık öyle kolay kolay bırakılmıyor. Zira alışmış kudurmuştan beterdir. Bakmayın okuyucu bulamadığıma. Kedi olalı bir fare tutmak umuduyla yazmaya devam edeceğim. Yazar yazarım. Baktım olmadı mı, vermeyince Mabut, ne yapsın bu kul bir başına der, gazetedeki köşemden köşeme çekilmesini de bilirim. Ama şimdilik değil. Ne der bu diye ayıplamaya kalkmayın. Ne yapıp ne edip aylar yıllar geçse de bir kişi de olsa bulup yazdıklarımı okutacağım. Bu konuda okuyucuya güveniyorum. Nasılsa şaşıp dönüp biri okuyacak. Haliyle sizleri de bu konuda mahcup edeceğim. 

*

Mahcup olmaya hazır mısınız? Zira geç oldu ama nihayet buldum bir okuyucu. Keyfime diyecek yok. Üstelik bu okuyucu üstünkörü bir okuyucu değil. Bilinçli biri. Didik didik okuyor yazılarımı. Hangi yazımın hangi cümlesinde neyi, kimi kastettiğimi yorumluyor, hakkımda hükmünü veriyor. Yazının çıktısını alıyor, yayım tarihini ve başlığını bir yere not ediyor. Hasılı bilinçli bir okuyucuyla karşı karşıyayım. Bu durumda ben sevinmeyeyim de kimler sevinsin. Başıma talih kuşu kondu dense yeridir. Zira ben de hangi yazımda neyi, kimi kastettiğimi, kimlere sataştığımı bu vesileyle ben de öğrenmiş oluyorum.

Aldığı notları ne yapıyor dersiniz? Yazdığı yerde kalmıyor tabi. Bir suç delili bulmuş biri edasıyla bir seviniyor bir seviniyor. Bütün bu suç delillerini üst üste koyuyor. Üzerine de bir yazı ekliyor ve hakkımda suç duyurusunda bulunuyor. Sorumlu vatandaşlık da bunu gerektiriyor. Suç duyurusunda bulunurken de sorumluların işini kolaylaştırıyor ve onlara yol gösteriyor: Şu tarih ve başlıklı yazıda şunun düşmanlığını yapıyor, bu yazıda bunu hedef gösteriyor, o yazıda şurayı kötülüyor, falan yazıda genelleme yapıyor diyor. Niyet okumalı bu kadar suç deliline kim ne diyebilir? Keşke her vatandaş böyle olsa, muhakkiklere pek iş düşmez. 

Böyle takip edilmemi çekemediniz tabi. Bence kıskanmayın. Siz de yazın. Sizin de olsun böyle bilinçli bir okuyucunuz.

Şimdi o, ben ve herkes akıbetin ne olacağını bekliyoruz. Bu kadar suç delili idam cezası kalkmasaydı beni ipe götürürdü. Ama idam cezası yok. Beyzadem acaba müebbete razı olur mu? Keseceğini pek sanmıyorum ama bununla yetinecek artık. Maalesef kanunlar suçluyu korumaya yönelik. Zaten bundan cesaret alarak yazıp çiziyor birileri.

Ya deliler yeterli görülmeyip bir de ceza almazsam, bu durum bilinçli okuyucumu üzecek ama üzülüp pes etmesin. Ben akıllanmayı yine yazmaya devam edeceğim nasılsa. Yeni okuyucum da yazılarımı okumaya ve notlar almaya devam etsin. Pes etmesin. Yeni misyonunu sürdürsün. Bakarsın bugün olmaz, bir başka gün muradına erer.

Kazanırken Kaybetmek

—Babacığım, bir dediğin diğerini tutmuyor. Bu ne yaman çelişki böyle? 

—Bir tane çeliştiğimi söyle. Mahcup olmaya hazırım. Zira dün ne isem, bugün de oyum. 

—Mesela, şu konuda şöyle diyordun, bugün ise böyle. Yani 180 derece tezatlık var. 

—Ben mi öyle söylemişim bu konuda? 

—Evet. 

—Allah Allah. Nerede yazıyor böyle? 

—Sanal aleme bakarsan öncesi ve sonrası söylediklerin karşına çıkar. Videoların bile var. 

—Montaj olmasın onlar. Rakiplerimin tuzağına sen de düşmüşsün. 

Başına taş düşse rakiplerinden biliyorsun. Montaj falan değil. Ki sanal alemde olmasına gerek yok. Seni sürekli takip ediyorum. Hep çelişiyorsun. 

—Sürekli gelişim ve değişim halindeyim. Hiç değişmeyeyim de yerimde mi sayayım. 

—Değişmek istemen ve kendini geliştirmen güzel

—O zaman doğru yoldayım. 

—Yeni görüşünü söylerken bu konuda eskiden şöyle düşünüyordum. Yanlışmış. Şimdi böyle düşünüyorum desen bir anlamı olur. 

—Önceki görüşümü unutmuş olamaz mıyım?

—Unutsan, derim ki insanlık hali. Zira insanoğlu nisyan ile malüldür. Ama öyle değil. 

—Ya ne öyleyse? 

—Çünkü geçmiş düşüncelerini hatırlatana kızıyorsun. Unutsan kızar mısın? 

—Kızma da insanlık hali değil mi? 

—Bu da insani bir hal ama aynı şey değil. Lütfen konuyu saptırmayalım. 

—Oğlum, unutamaz mıyım? Bak, dün akşam ne yediğimi hatırlamıyorum. 

—Kendi dediklerini yutuyorsun pardon unutuyorsun da rakiplerinin geçmiş yaptıklarını ve dediklerini hiç unutmuyorsun. Adamların 70 yıl önceki yaptıklarını söyleyip duruyorsun. 

—Mücadele için bu gerekli ama. Hem bu bende Allah vergisi.

—Görüyorum ki söz cambazı olmuşsun. Her söze bir gerekçen var. 

—Dilimin kemiği yok evlat. Hem dün dündür, bugün de bugün.

—İyi de sen bu sözü geçmişte eleştirmiyor mu idin?

—O dündü. Geçmişte kaldı. Yeni şeyler söylemek lazım de mi cancağızım.

—Son sözün bu mu?

—Bu evlat. Yeni felsefem bu. Duyguda, düşüncede ve harekette her güne yeni başlar gibi sıfırdan başlıyorum. Olaylara ve kişilere göre tavır alıyorum. O senin geçmişte tanıdığın baban öldü. Geçmiş yaptıklarımdan dolayı Allah beni affetsin.

—Niye yapıyorsun böyle?

—Kazanmak için. Unutma ki kazanmam için her yol mübahtır bana. 

—Ama sen kazanırken bir zaman savunduğun değerler ölüyor. Vara kazanmasaydın da değerlerin ölmeyeydi. Bazen kaybetmek kazanmaktır, kazanmak da kaybetmektir. Değer miydi kazanmak için değerleri hoyratça kullanmaya. 

14 Kasım 2022 Pazartesi

Lanet Olsun! *

Bir insanın, bir grubun, bir örgütün haklı ve haksız bir davası olabilir. Davasında nihai hedefe ulaşabilmek için önündeki engelleri kaldırmak isteyebilir. İsteklerini yerine getirmek için demokratik yolları kullanabilir. Haklı davasına taraftar bulmak ve haklılığını göstermek için kitlelere kendini anlatabilir. Yani şiddete ve baskıya başvurmadan davasını anlatmak için her yolu deneyebilir. Tüm bu mücadelesine kimsenin diyeceği olamaz.

Ama bu insan, bu grup, bu örgüt, nihai hedefine ulaşmak için korku, şiddet, cebir, baskı uyguluyor; terör estiriyor, pusu kuruyor, kan akıtıyor, gözünü kırpmadan bir cana ve canlara kıyıyor ve katliam yapıyorsa yani başkalarının huzurunu bozarak mutlu olmak istiyorsa, bilsin ki başkalarının huzurunu bozarak kimse huzur bulamaz. Zira bu dünya kimseye kalmaz ve eden bulur.

Diyelim ki birileri haklı davasını kabul etmiyor, sürekli mağdur ediliyor. Bu durumda vuruşma yolunu seçti. Mertçe çıkıp kozunu paylaşması gerekmez mi? Haklı davasına kim engel oluyorsa onu temizlenmeli değil mi? Mesela önündeki engel asker olabilir, polis olabilir, devletin diğer güvenlik güçleri olabilir. Tavsiye edilmez ama başka çaresi kalmadı. Bunları öldürme yoluna gitmesi gerekmez mi? Tüm bunlar bir yere kadar anlaşılabilir. Güvenlik güçleri hedefe ulaşmasını engelliyor. Bunlar da önlerindeki engelleri kaldırıyor dersin. 

Ama haklı davasını ikame etmek için elinde silahı olmayan, çarşı-pazar dolaşan, alışveriş yapan, cadde ve sokaklarda yürüyüş yapan insanların yani hiçbir şeyden haberi ve dahli olmayan sivillerin arasına dalarak canlı bomba olmanın, sivillerin içine girerek bomba atmanın, gelip geçeni taramanın hiçbir haklı ve masum izahı olamaz. Elinde silahı olmayan çoluk çocuğa, yaşlı ve gence hayatı zindan etmenin insanlıkla bir alakası yoktur. Bunun adı Ali'ye kızıp hıncını Veli'den almaktır. Güçlüye gücü yetmeyenin öcünü güçsüzden almasıdır. Korkaklıktır bunun adı. Bu yollara başvuranların hiçbir haklı davası olamaz. Bu tip örgütler kan akıtmanın, masum canlara kıymanın ötesinde hiçbir amaca hizmet edemez. 

Masum olduklarını bile bile sivillerin arasına dalıp bomba yağdırmak düpedüz acizliktir. Ne yaptığını bilmemektir. Birilerinin gönüllü taşeronluğuna soyunmaktır. Birileri adına vekalet savaşı yürütmektir. Kiralık katilliği meslek edinmiştir bunlar. Efendilerinin ağızlarına çaldığı bir parmak bal için dünyayı ateşe verirler. Efendilerinin gözüne girmek için gözlerini kırpmadan topluluklar içerisine dalarak katliam yaparlar. Ben ne yapıyorum sorgulaması yapmadan akıllarını kiraya veriyorlar. Bu yolun yolcusu olanlar, efendilerinin kendilerine vadettiği cennete asla ulaşamazlar. Kullanılıp kullanılıp bir kenara konurlar. Bir devlet de kuramazlar. Çünkü başkası adına vekalet savaşı verenlerin ve kiralık katil görevini üstlenenlerin devleti olamaz. Zorlama ile bir devletleri olsa bile o devleti yönetemezler. Ancak efendilerinin kulu, kölesi ve kuklası olabilirler. Bunu da şeref kabul ederler. Bunlar kimliksiz ve kişiliği oturmamış embesil kişilerdir.

Gel de tüm bunları anlat anlatabilirsen katiller sürüsü canilere. Davasına kan bulaştıranların davasına da kendilerine de lanet olsun.

*16/11/2022 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.