20 Kasım 2021 Cumartesi

Zamlı Hayat

Baba kaç gündür akşam eve geç gelir oldun. 

İşten her zamanki vaktinde geliyorum. Ama bugünlerde trafik daha bir yoğun. Çekmiyor yollar. Ayrıca trafikten kurtulur kurtulmaz petrole de giriyorum. 

Doğru. Ne zaman arasam, petrolde yakıt alıyorum diyorsun. Depo boşalıyor mu ki her akşam dönüşte petrole giriyorsun? Gidip geldiğin mesafe de uzak değil ki depo bitsin. 

Yok, babam. Deponun bittiği yok. 

O zaman her Allah'ın günü seni petrole çeken ne? Depo boşalınca gitsen ya. Niye boşu boşuna zaman harcıyorsun? 

Öyle deme evlat. Elim mahkum gitmeye. 

Niye ki? 

Gelen zam beni petrole götüren. 

Her gün mü geliyor zam?

Şimdilik gün aşırı geliyor ama eli kulağında her gün gelmesi.

Demek öyle.

Öyle maalesef. Eskiden arabaya binip yolda giderken yakıt azalmadan petrol aklıma gelmezdi. Önüme bakıp yoluma devam ederdim. Yakıt kaç lira diye yakıt tabelasına bakma ihtiyacı bile hissetmezdim. Şimdi her sabah yol alırken bir taraftan da istasyonlarda gözüm. Çünkü akşam eve giderken gördüğüm fiyatın sabahında değiştiğini görüyorum. O yüzden sabahı beklemeden eve dönerken istasyona giriyorum. Böylece gece 00.00'dan itibaren gelecek zamdan kurtuluyorum. Depo iyice boşalmadığı için daha az yakıt alıyorum. Daha az para ödüyorum. Bir de deponun bittiğini düşün. Dolmak bilmiyor. Dolarken makineli tüfek gibi para atıyor. Dolmuyor sanki içiyor.

Senden başka var mı böyle her akşam petrole karargah kuran sürücü? 

Olmaz olur mu evlat. O kadar çok ki yakıt kuyruğu oluşuyor. 

Ne olacak böyle? 

Yakıt fiyatları şimdilik gün aşırı değişecek. Sonra günlük. Saatlik değişmesi de yakın. 

Demek öyle. 

Peki, sen ne isteyecektin benden? 

Gelirken ekmek alabilir misin diyecektim. Petroldeyim deyince iş bana düşüyor. 

Gidip alıver. Onu da mı ben alayım? 

Almaya alırım ama 1,40 olan ekmek 1,75'e çıktıktan sonra hevesim kaçtı. Üç ekmek alıyorum. 5 lira yetmiyor. Hasılı, seni petrole götüren gelecek yeni zam ise beni de fırına götürmeyen zamlı fiyat. 

—Zamlı hayat sadece yakıt ve ekmekte değil evlat. İhtiyaç olan ne varsa iğneden ipliğe hepsi zam gördü. İhtiyaç bile olsa kimse gönüllü alışverişe gitmiyor. Zorunlu alışverişe de savaşa gider gibi gidiyorum. 

—Gidişat nereye böyle? 

—Bizim neyse iyi kötü alma imkanımız var ama fakir fukara bu ortamda ne yapar? Allah onların yardımcısı olsun. 

19 Kasım 2021 Cuma

Sevmenin Bir Bedeli Var Değil mi?

—Efendim! Yandık, bittik, kül olduk.

—Olabilir, ne yapabilirim?

—Ama efendim?

—Aması maması yok.

—Efendim, böyle demenizi beklemiyorduk.

—Ya ne bekliyordunuz?

—Bizi sevdiğinizi sanıyorduk.

—Seviyorum yine. Bu yetmez mi? Gülü seven dikenine katlanacak. Siz de beni sevmiyor musunuz?

—Sevmez olur muyuz efendim? Üstelik gözleri kör eden aşk derecesinde. Onca olup bitene rağmen suskunluğumuz da bu sevgiden zaten. 

—Mesele ne o zaman? 

—Biz de sanmıştık ki...

—Ne sanmıştınız? Aşk derecesinde sevgi ne demek?

—Ne demek efendim?

—Karşılıksız, her halükarda sevmek demektir. Ölseniz de bitseniz de bu böyledir. Ölürseniz benim sevgim uğruna öleceksiniz. Sizler için bundan büyük bahtiyarlık mı olur?

—Zaten öyle efendim. Ama gülü sevmenin karşılığında dikenin elimize batmasından geçtik. Bu sevgi, vücudumuzu yaraladığı gibi canımıza kastetmeye ve çevremize zarar vermeye başladı. Tahammülsüz acılar içerisindeyiz. Ağzımızın tadı da kaçtı.

—Hiç ağlayıp sızlanmayın. Hani seviyordunuz. Öyle kuru kuruya sevmek olur mu? Seveceksiniz. Düşman çatlatan bu sevginiz yüzünden gerekirse yanıp bitip kül olacaksınız. Her zaman diyorum, yine tekrarlıyorum. Tüm bu durum bir sonuçtur.

—Neyin sonucu?

—Beni çok sevmenizin bir sonucudur. Bana açık çek vermenizin bir sonucudur. Beni bana bırakmanızın bir sonucudur. Hasılı, işim sonuç almaktır. Alın size sonuç.

—Ama efendim, bu sonuçların hepsi tufan bizim için.

—Yine başa dönmeyelim. Tekrar ediyorum. Madem beni seviyorsunuz. Katlanacaksınız bu duruma ve bana.  Çünkü kuru kuruya sevgi olmaz. Gerekirse yanacaksınız, kül olacaksınız. Yine de yandık, bittik, kül olduk demeyeceksiniz. Zira beni sevmenin bir bedeli var. Öyle değil mi?

Bende bu azim, bu irade, bu inat, sizde bu gözleri kör eden aşk olduktan sonra olup bitenin ne önemi var? Önemli olan sevgi ve birbirimizi sevmemiz değil mi? Bu sevgi, bu aşk düşman çatlatırken körler, sağırlar birbirimizi ağırlar dururuz.

Siz yeter ki beni sevmeye devam edin. Bana olan sevginiz hiç bitmesin. Ben de bu sevginizi karşılıksız bırakmayacağım. Size dünyanın ve yaşadığınız hayatın kaç bucak olduğunu göstereceğim. Zira siz istediniz bunu.

18 Kasım 2021 Perşembe

Kurtarıcılardan Kurtulmak *

*"Aşkın gözü kördür" :Kendisini aşka kaptıran kişi, ne sevgilisinin kusurlarını görür ne de çevresinde olup bitenlerle ve kendisi için önemli olan şeylerle ilgilenir.

*"Din halkın afyonudur" : Din, doğru öğrenilmez, din adına söylenenler ve duyulanlar akıl süzgecinden geçirilmez, dozajında alınmaz ise ve vardır bir hikmeti deyip aklını kiraya verenler için din, bir uyuşturucu görevi görür ve tehlikelidir. Kullanılmayan aklın üzerine ancak pislik yağar. Yaşadığımız ve hayal ettiğimiz din, Karl Marx’ı haklı çıkarırcasına bir din olmasın. Arı, duru, başkasına güven veren bir din olsun.

*"Benim geri vitesim yoktur" veya "Kitabımda geri adım atmak yoktur" :Kişinin kendini mükemmel ve kusursuz görmesi, kendine çok güvenmesi, kendi ve yaptıklarıyla yüzleşmemesi demektir ki bu tipler güç zehirlenmesi yaşıyor. 

İdeallerini, ülkülerini ve hayat tarzlarını kişiye endeksli yürütenler, yüz üstü bırakılmaya mahkûmdur. Ekibi, kurumu, ortak aklı geri plana iterek kişiyi ön plana çıkaran, kişiyle yatıp kalkan Doğu toplumlarından hiç ihya olanını gördünüz mü siz? Hepsinin pespayelik paçalarından akıyor. 

Ömürlerini geçmişe övgü ve sövgü üzerine bina edenler, her konuda söz söylese de daima geçmişle yaşarlar. Asla bugüne gelmezler. Her türlü iyi şeyin geçmişte birinin eseri olduğuna, kötü şeyin de öbürünün eseri olduğuna kendilerini inandırmışlardır bir defa. Bu tiplerin dünyaya dair bir katkısı olmamakla beraber daima başkalarının pazarı olurlar. Hep tüketici durumundadırlar. Borç da paçalarından akar. Hayatlarını övgü üzerine kuranlar, “Benden bir cacık olmaz. Şu kimse gibisi bir daha gelmez. Kimse onu aşamaz. Aşmaya kalkan ancak ikinci olur.

Mevcut kötü durumlarından kurtuluşu, kurtarıcından bekleyenler, ayakları yere değmeyen hayalperest kişilerdir. Sloganla peynir gemisini yürütmeye çalışırlar. Gemi yürümezse niye böyle diye kendilerini zorlamazlar. Çünkü gerekçeleri hazırdır: Suç daima başkasındadır. Aslında kurtarıcı bekleyenlerin kurtuluşu, kurtarıcı/lar/dan kurtulmakta geçer. Buna da ne güçleri yeter ne takatleri ne de psikolojileri müsait buna. Çünkü kendilerinden bir cacık olmadığına inandırmışlardır kendilerini. Bu inanç öyle bir psikoloji ki başkasının gözündeki çöpü görürler, kurtarıcının gözündeki merteği görmezler. Anne-babaları başta olmak üzere herkesi eleştirirler ama kurtarıcı efendilerine söz söyletmezler. Söylemeye kalkanın ağzının payını verirler.

Hasılı,

-Birilerini sevelim sevmeye ama bu sevgi aşk derecesinde olmasın. Çünkü aşıklar, sevdiğini mükemmel görürler.

-Dine inanalım, dinin gereklerini yerine getirelim. Bu din ahlaki yönden gelişmemize katkı sağlasın ama dini yaşanmaz, sağa-sola ve hayata zarar verecek şekilde uyuşturmasın.

-Hatasız kul olmaz sözünden hareketle hata yaptığımızı, hata yapabileceğimizi göz önünde bulundurarak kendimizle yüzleşelim. Bunu yapmamak insanı insan kılığından çıkarır. Kişiyi burnu havada gezdirir. Tevazudan uzaklaşmamak lazım.

-İdeallerimizde prensip olsun, kişiye dayalı olmasın. Çünkü kişi sendeledi mi veya öldü mü kişi sudan çıkmış balığa döner.

-Gelip geçenleri “Onlar bir ümmetti, gelip geçtiler. Ne yaptılarsa karşılıklarını gördüler veya göreceklerdir” diyerek günümüze gelelim. Övgü ve sövgüyü terk edelim. Çünkü övgü ve sövgü kişileri yerinde saydırır. Olduğu yerde patinaj yaptırır.

-Derdimizle dertlenmeyenden, dertlenir gibi görünüp dert edinmeyenlerden uzak duralım. Kimse bizi değişik aksesuarla kandırmasın. Kendimizi yenileyip rektifiye olalım ve kendimiz olalım. Kurtarıcı beklemekten, birileri kurtaracak umudunu taşımaktan vazgeçelim. Topyekûn kurtarıcılardan kurtulalım ki felaha erelim.

*22/11/2021 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.