21 Şubat 2021 Pazar

Günümüzde Mihr *

Mihrle ilgili ilk yazımda mihrin tarihçesini, ikincisinde ise İslam’da mihr konusunu ele almaya çalıştım. Bu yazımda da mihri masaya yatırmak istiyorum. Görüleceği üzere mihr nikahın şartlarından değil, sonuçlarındandır. Bu durumda eşler nikah öncesi mihri aralarında konuşmasa ve nikah esnasında mihrin miktarını telaffuz etmeseler de nikah geçerlidir. Burada mihrin de kadının sosyal güvencesi olduğunu bir kez daha hatırlayalım.

Durum bu iken günümüz evlilik ve boşanma sonuçlarını, değişen sosyal yapı ve meri hukuku birlikte düşündüğümüzde bugün mihrin evlilik öncesinde konuşulmaması gerektiğini düşünüyorum. Niçin derseniz? Çünkü bugünkü boşanmalarda eşlerin evlilik esnasında tüm menkul ve gayrimenkul kazanımları ortak yani ikiye bölünüyor. Ayrıca günümüzde belli bir yıl ile sınırlandırılsın tartışması yapılsa da erkek, gelirine göre ayrıldığı eşine ömür boyu nafaka vermek zorunda. Bir de bunun üzerine erkeğin mihr esnasında konuşulan mihri, ayrıldığı eski eşine ödeyeceği düşünülürse bu erkeğin kolay kolay belini doğrultabilmesi ve yeni bir yuva kurabilmesi çok zor. Mal ortadan bölünmese ve eşe nafaka ödenmese boşanmayı göze alan erkek mihri ödesin. Eşinden ayrılmayı erkek isterse erkek yine mihri ödesin. Çünkü evlilik çocuk oyuncağı değil, sorumluluk gerektirir. Ama günümüzde erkek evliliği devam ettirmek istemesine rağmen kadın evliliği sonlandırma yoluna gidiyorsa, buna rağmen kadının ve ailesinin mihrim de mihrim hesabı yapmaları ve daha önce senede yazılan mihri kuruşu kuruşuna talep etmeleri ne derece doğru?

Mihr dediğimiz, eskisi gibi 12 duvar yastığı ve bir çift Demirci halısından ibaret olsa, eşinden ayrılmayı göze alan kadın, bunları da götürsün diyeceğim. Maalesef günümüzde evlilik öncesi telaffuz edilen ve erkeğin imza attığı mihr senedindeki rakam çok yüksek. Çoğunlukla da 300-500 gram altın, düzenlenen senede yazılıyor. Evliliği göze alan bir erkek, boşanma durumu olur mu diye hiç düşünmediği için yüksek rakamlara he diyebiliyor ve imza atabiliyor. Altının gramının yükselme durumu da göze alınırsa bir boşanma esnasında erkek neye imza attığını anlıyor ama iş işten geçmiş oluyor ve ödeme zorluğu çekiyor. Hasılı, mihr esnasında konuşulan ve şahitler huzurunda imzalanan mihr, bir ayrılık esnasında erkeğin belini büküyor.

Bu durumda ne yapılması lazım? Günümüzde eşler evlendikten sonra kazanılanlar ortak olduğuna ve herhangi bir ayrılık esnasında koca, eski eşine ömür boyu nafaka ödemekle yükümlü olduğuna göre evlilik öncesi mihr konuşulmamalı. Mihr, nikahın sonuçlarından olduğuna göre herhangi bir ayrılık esnasında mihri misil esas alınmalı. Yani kadının dengine ne kadar mihr belirlenmişse o kadar mihr takdir edilmeli. Şayet mihr konuşulacaksa da mihrin miktarı yüksek tutulmamalı. Bu oran 100-150 gram altın dolaylarında tutulmalı. Evliliği sonlandırmayı isteyen taraf kadın olursa, kadın mihrden pay alamamalı. Bu ve başka şartlar da yani mihri müeccel hangi durumlarda ödenir/ödenmez şartları, miktarla birlikte mihr senedine yazılmalı. Evliliği sonlandırmayı isteyen kadına şu şartlarda mihr ödenir denebilir: “Erkek eşini aldatıyorsa, ona şiddet uyguluyorsa, evine bakma yükümlülüğünü bile bile yerine getirmiyorsa kadın her halükarda mihr almaya hak kazanır” gibi.

Yazımdan, erkeği koruduğum anlaşılmasın. Bilin ki öyle bir niyetim yok. Ne erkeği korurum ne de kadını. İsterim ki evlilikler ilanihaye devam etsin, aileler parçalanmasın, arada çocuklar mağdur olmasın ve konuşulan mihre hiç ihtiyaç duyulmasın. Çünkü evlilikler devam ederse işin başında konuşulan mihrin miktarı ne olursa olsun, mihre hiç ihtiyaç olmaz.

*01.03.2021 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.

İslam'da Mihr *

İslam’da mihrin yeri nedir? Bu yazımda da bunu ele almaya çalışacağım. "Kur’an-ı Kerim’de, evlenen erkeğin kadına mihr vermek zorunda olduğu ve bunu zorla geri almasının caiz olmadığı konusunda ayetler bulunmaktadır (Bakara, 2/237; Nisâ, 4/4, 20, 24, 25; Mâide, 5/5). Kitap ve Sünnette mihr ödemenin gerekliliği üzerinde durulmasına rağmen hukukçuların çoğuna göre mihr, evliliğin şartlarından değil sonuçlarından biridir. Bu sebeple nikâh esnasında mihr belirtilmemiş, hatta verilmeyeceği şart koşulmuş olsa bile evlilik geçerlidir.

Kadına nispetle kocaya daha geniş boşama imkânlarının verildiği İslâm hukukunda mihrin özellikle müeccel (sonraya bırakılan) mihrin yüksek tutulması halinde, boşama hakkının kötüye kullanılmasına önemli ölçüde engel olduğu ve evli kadına belirli bir ekonomik güvence ve bağımsızlık sağlama amacına da hizmet ettiği söylenebilir.

İslâm hukukunda nikâh kıyılmadan önce genelde taraflar, kadına ödenecek mihrin miktarı ve ödeme şekli hususunda konuşup anlaşırlar; bu anlaşma nikâh akdinin yazı ile tespit edildiği durumlarda nikâh belgesinde de yer alır.

Mihr bütünüyle kadının malıdır, onda dilediği gibi tasarruf edebilir. Evlenecek kadın veya yakınları, mihr karşılığında bir çeyiz hazırlamak mecburiyetinde değildir. Bu yönüyle de Türklerde yaygın biçimde uygulanan ve karşılığında belli bir çeyiz hazırlama yükümlülüğü getiren başlıktan ayrılmaktadır. Ancak bu esas her yerde uygulamaya tam olarak yansımamıştır. (kurul.diyanet.gov.tr)

Nikâh anında belirlenip belirlenmemesine göre mihr ikiye ayrılır. Miktarı, nikâh anında belirlenmişse buna mihri müsemma, nikâh esnasında belirlenmemişse mihri misil adı verilir.

Ödenme zamanına göre mihr, mihri muaccel ve mihri müeccel olmak üzere ikiye ayrılır: Peşin olarak ödenen mihre, mihri muaccel, ödenmesi sonraya bırakılan mihre ise mihri müeccel ise denir. Bu mihrin ödenmesi için herhangi bir zaman belirlenmişse, bu tarih geldiğinde belirlenen mihrin kadına ödenmesi gerekir. Şayet bir vakit belirlenmemişse, nikâhın sona ermesiyle mihr, ivedilik kazanır ve hemen ödenmesi gerekir. Başka bir deyişle, boşanma halinde kocanın bu mihri ödemesi gerekir; ölüm halinde de bırakmış olduğu mirastan ödenir.

Mihrin miktarı Hanefîlere göre en az 10 dirhem (o dönemlerde yaklaşık iki koyun bedeli) olarak belirlenmişken üst sınır konmamıştır. Hz Ömer mihre bir üst sınır koymaya çalışmış olsa da gelen itirazlar üzerine bu ısrarından vazgeçmiştir." (kurul.diyanet.gov.tr)

Günümüzde bazı yörelerde düğün esnasında alınan ev eşyası düzenlenen mihr senedine yazılırken son yıllarda mihr olarak altın konuşulmaktadır. Taraflar arasında konuşulan mihr miktarı çok özel durumlar hariç genellikle 75 ila 500 gram altın aralığında değişmektedir.

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşıldığına göre mihr evliliklerde geçmişten günümüze var olan bir olgudur. Mihr ile kastedilenin, evliliğin devamını ve eşlerin birbirine ısınmasını; bir sebeple erkeğin kadını boşaması veya kocanın vefatı halinde, belirlenen mihrin, sosyal güvencesi olmayan kadının bir süre ayakları üzerinde durmasını, mağdur olmamasını, başkasına muhtaç olmadan çocuklarının geçimini sağlamak olduğu görülmektedir. Hazırlanan mihr senedine erkeğin imza atması ona bir mali sorumluluk yüklemektedir. Bu sorumlulukla erkeğe “Evlilik çocuk oyuncağı değil, yuva kuracaksın. Yarın alıp başını gitmeyeceksin. Ben seni istemiyorum demeyeceksin. Şayet böyle yaparsan altına imza attığın bedeli ödemek zorundasın. Bu yüzden aklını başına al” denmektedir.  Yani mihrde caydırıcı yön olduğu görülmektedir.

*27.02.2021 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.

Mihrin Tarihçesi *

Son yıllarda boşanmalarda anormal bir artış söz konusu. Boşanan boşanana maalesef. Böyle giderse boşananların sayısı evlenenlerin sayısını geçeceğe benziyor. Eşler, evlenip birbirini bir müddet test ediyorlar. Sonra, evlilik istediği gibi olmayınca böyle olmayacak deyip yollarını ayırma yoluna gidiyorlar. Kimi anlaşmalı olarak tek celsede boşanma yolunu seçerken kimi de tek taraflı boşanma talebine göre yıllarca mahkemenin yolunu aşındırıyor. Peki, eşler yollarını ayırınca sorun bitiyor mu? Arada çocuk varsa bitmiyor maalesef. Bu durumda olan da arada kalan çocuklara oluyor. Çünkü çocuklar çoğu zaman iki arada bir derede kalıyorlar. Allah kimseyi bu duruma düşürmesin.

Son yıllarda boşanmaya dayalı bir sorun daha ortaya çıkmaya başladı: Mihr konusu. Sakın bu da ne demeyin. Zira beni, daha doğrusu TDK’yı kızdırmış olursunuz. Zira milletçe mehir diye bildiğimiz kelimeyi TDK, mihr şeklinde kabul ediyor. O kadar da değil demeyin. TDK bu. Ne edersiniz ki Türkçemizde tek otorite. Elimiz mahkûm ona. Biz Mersin'e gidiyoruz, TDK ise tersine. Şimdi şaşırmayı bırakalım da dilimizi mihre alıştırmaya bakalım. Beni merak etmeyin. Bu kelimeye pek yabancı değilim. Zira küçüklüğümde “Mihr Senedi” şeklinde görmüştüm bu kelimeyi. Biraz ara versem de alışacağım artık mihre.

Şimdi gelelim mihre. Son bir yıl içerisinde iki tane boşanan aileye şahit oldum. Boşanırken mihrin mevzubahis edilmesi dikkatimi çekti. Orta yerde dağılan bir aile var. Bunlar ise mal derdinde. Mihrim de mihrim deniyor. Kız tarafı, "Aramızda sözleştiğimiz mihri verin, anlaşmalı boşanalım, nafaka istemeyelim" diyor. Ne var bunda? Kadın hakkını istiyor zira mihr kadının hakkı diyebilirsiniz. El-hak doğrudur, mihr kadının hakkıdır. Buna sözüm olmaz. Boşanmayı erkek talep ederse mihrde konuşulan miktarı son kuruşuna kadar kadının alması ve talep etmesi doğaldır. Boşanmayı erkek değil de kadın talep ediyorsa ne olacak? Hala mihrim de mihrim denmesi ne derece doğru? Bildiğim kadarıyla boşanmayı kadın talep ediyorsa kadın mihr hakkından vazgeçmiş olur. Buna rağmen kadın ve ailesi, evlenirken konuştuğumuz mihri istiyoruz derse işte benim itiraz ettiğim ve garibime giden budur. Şimdilik boşanmalarda mesele edinilen mihr konusuna bir virgül koyup önce mihrin tarihçesi, çeşitleri, kullanımı, sonuçları vs. hakkında biraz genel bilgi vermek istiyorum:

TDK mihri, “Müslüman bir erkeğin nikâh esnasında eşine vermeyi kabullendiği mal veya para.” şeklinde tanımlamış ise de mihr sadece İslam’da değil, muhtelif din ve kültürlerde de oldukça eski bir geçmişe sahiptir. Bu uygulamanın ilk şekilleri nikâh akdinin satım akdine benzer özellikler taşıdığını, çeşitli isimler altında yapılan ödemenin de satış bedeli olarak kabul edildiğini düşündürmektedir. Zaman içinde uygulama, nikâhı satım akdi, yapılan ödemeyi de satış bedeli olmaktan çıkarmış, ailelerin birbirine yakınlaşmasını sağlayan hediyeleşmeye veya kadın için ekonomik ve sosyal bir güvenceye dönüştürmüştür.” (TDA, Mehmet Akif Aydın) Romalılarda ve Atinalılarda kadın tarafına evlilik öncesi yapılan ödemeler bir tür satış bedeli özelliğini taşır. Yahudi hukukunda da evlenecek kızın ailesine mohar adı altında yapılan ödeme, önemli bir yer tutmaktadır. Cahiliye Arapları da mihri, evlenmenin temel şartlarından biri olarak kabul etmiş; mihr, evlenecek kızın velisine ödenmiş, kadınlara mihrden pay verilmemiş. Ancak İslâm’ın gelmesinden kısa bir süre önce mihrin bir kısmının bizzat evlenecek kadına verilmeye başlandığı görülmektedir. Bu ödemeye İbranicede mohar, Arapçada mihr denmiş olması, uygulamanın Sami kültüründeki ortak tarihî kökenlerini ortaya koyması bakımından önemlidir. Mihr benzeri bir uygulama, eski Türk hukukunda da görülmekte ve buna kalın ismi verilmektedir. Türklerin İslâmiyet’i benimsemesinden önce hukukî bir kurum olarak varlığı bilinen “kalın” uygulaması, İslâmiyet’in kabulünden sonra yerini mihre bırakmış, ancak kalın da bu isimle veya “başlık, ağırlık, namzetlik akçesi” gibi adlar altında sosyal bir kurum olarak varlığını sürdürmüştür. (TDA, Mehmet Akif Aydın)

*26.02.2021 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.