5 Aralık 2019 Perşembe

Yön Özürlü İsen Ne İşin Var Trafikte?

—Nereden geliyorsun?
—Arabaya yakıt aldım.
—Daha geçen almamış mıydın?
—Evet. Depo boşaldı. Doldurdum yeniden. Almayayım mı?
—Ne bileyim, doğru dürüst arabaya binmiyorsun. Çünkü ben seni hep toplu taşıma araçlarını tercih ederken görüyorum ama görüyorum ki yakıt almaktan da geri kalmıyorsun.
—Doğru diyorsun. Arabaya fazla binmiyorum ama bindiğim zaman binmediğim zaman yakmadığım yakıtı yakıp telafi ediyorum.
—Bu nasıl oluyor?
—Gittiğim yeri bulamayınca şura mıydı, bura mıydı dönüp dolaşıyorum. Döndüğüm yeri kaç bir defa turluyorum. 
—Günümüzde Navigasyon diye bir teknoloji var. Adresi girdin mi seni gideceğin yere bırakıyor. Kullansana! Yüklü değil mi telefonunda?
—Yüklü olmaya yüklü. Üstelik gideceğim yere Navigasyonu açıp ona göre gidiyorum. Buna rağmen böyle oluyor.
—Navigasyon yanıltmaz, elinle koymuşsun gibi seni bırakır adrese.
—Beni bırakmıyor işte. Bana yol tarif etmekten yoruluyor. Pes ediyor sonunda.
—Nasıl?
—Baktı olmayacak, ben hala gideceğim yeri bulamadım. Bana "Kuzey doğu yönünde ilerleyiniz" diyor.
—Hah işte! İlerle sen de o yönde.
—İlerleyeceğim ilerlemesine de...ah ilerleyeceğim kuzeydoğu yönünü bulabilsem, daha ne isterim. 
—Nasıl bulamazsın? Demiş ya sana kuzeydoğu yönünde ilerle diye.
—Bulamıyorum işte! Navigasyona rağmen...
—Anladım, sen yön özürlüsün.
—Şükür anladın.
—O zaman bu özrünle ne işin var trafikte? 
—Haklısın, çıkmamam lazım. Buna inat mı dersin yoksa cahil cesareti mi? Çıkıyorum işte. Ama bir iyi yönü var. Çok dolaşsam da, gideceğim yere zamanında varamasam da uzun mesafe gibi bol km yaparak menzilime varıyorum. Çoğu zaman da gittiğim ev sahibi ya telefonla tarif ediyor ya da yola çıkıyor. Yakıt da işte böyle böyle bitiyor.
—Böyle durumlarda psikolojin nasıl?
—Psikolojim iyi. Sinirim tavan yapar, pimi çekilmiş bir bomba olurum. Boşalır da boşalırım. Arabayı deli danalar gibi sürer, bir taraftan da konuşurum.
—Kiminle?
—Kiminle olacak? Kendi kendime elbet. Daha doğrusu kızarım: "Yön özürlüsün. Ne işin var trafikte? Otur oturduğun yerde" der dururum. Yanımda başkası varsa o da nasibini alır. Bugüne kadar hiç es geçmedim.

PISA Sonuçları Yüreğimize Su Serpti ***

Açılımı “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık dönemler hâlinde, 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren bir araştırmadır. Amacı, öğrencilerin okulda öğrendikleri bilgi ve becerileri günlük yaşamda kullanma becerisini ölçmektir. Ayrıca gençlerimizi daha iyi tanımak; onların öğrenme isteklerini, derslerdeki performanslarını ve öğrenme ortamları ile ilgili tercihlerini daha açık bir biçimde ortaya koymaktır.

PISA’da zorunlu eğitimin sonunda örgün eğitime devam eden 15 yaş grubundaki öğrencilerin; Matematik okuryazarlığı, Fen Bilimleri okuryazarlığı ve Okuma Becerileri konu alanlarının dışında, öğrencilerin motivasyonları, kendileri hakkındaki görüşleri, öğrenme biçimleri, okul ortamları ve aileleri ile ilgili veriler toplanmaktadır. (pisa.meb.gov.tr)

Üç yılda bir yapılan ve Türkiye’nin ilk defa 2003 yılında katıldığı 2018 PISA sonuçları açıklandı. 2015 PISA sonuçları ile 2018 sonuçlarına bir göz atalım: Türkiye'nin okuma becerileri alanında 2015 yılında;
*428 olan ortalama puanı, 2018 yılında 38 puanlık artışla 466'ya,
*420 olan ortalama matematik puanı 34 puanlık artışla 454'e,
*425 olan ortalama fen puanı 43 puanlık artışla 468'e yükseldi.
Üç alanda da puanların 2015 yılına göre yükseldiği, en büyük iyileşmenin de fen okuryazarlığında elde edildiği görülmektedir.

79 ülkenin katıldığı PISA sonuçlarına sıralama bazında bakarsak;
* Okuma becerilerinde 50'nci sırada iken 40.
* Matematik okuryazarlığında 50'nci sırada iken 42.
* Fen okuryazarlığında 54'üncü sırada iken 39. sıraya yükseldi.

Bir istatistik daha verelim. SETA’nın (Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı) 2018 PISA sonuçlarına dair hazırladığı analize göre “Matematik haricinde fen ve okuma alanlarında kız öğrencilerin performansı, erkek öğrencilere göre daha yüksek” olduğu ortaya çıkmıştır. Bu istatistik de beni yanıltmadı. Kız çocukları biz geliyoruz diyor. Bunu da merkezi sınavlardaki başarılarından ve kamuda görev alan kadın sayısından anlayabiliriz. Eskiden kamuda görev yapan erkek nüfus kadınlara göre daha fazla iken bu oran kadınların lehine hızlı bir şekilde değişmektedir.

2018 PISA sonuçları istediğimiz gibi mi? Değil elbet. Daha iyi olamaz mıydı? Olurdu elbet. Ama 2015 PISA sonuçlarına göre 2018 PISA sonuçları yüreğimize su serpti desek yanlış olmaz. Çünkü 2015 PISA sonuçlarına göre Türkiye puanını artırdı. (2015 sonuçlarının gerisine de düşebilirdik.) Artırdığımız puan istediğimiz gibi olmasa da geleceğimiz adına ümit vericidir.

2018 PISA araştırmalarına katılan ve 2015 değerlendirmesine göre çıtayı yükselten öğrencilerimizi tebrik ediyorum. Bir üç yıl sonra yani 2021 yılında yapılacak olan yeni bir değerlendirmede yeni 15 yaş grubu öğrencilerimizin 2018 PISA sonuçlarını daha yukarılara taşıyacaklarına yürekten inanıyorum. Yeter ki biz bu çocuklarımıza güvenelim. Çünkü güven, başarıyı tetikleyen öğelerin başında gelir.

***07/12/2019 tarihinde Barbaros Ulu adıyla Pusula haber gazetesinde yayımlanmıştır.

Kimden Korkacaksın?

Bugün size tipler içinden bir tipten bahsedeceğim. Bakalım beğenecek misiniz? Beğenir iseniz yanınıza alıp turşusunu bile kurabilirsiniz.  Turşuyu hep kendinize almayın, biraz da bize verin dersem iki gözüm çıksın. Alın tepe tepe kullanın. Varsın size yakın, benden ırak olsun.

Dişlerinizi boş yere sıktığınız bu tipin adını koyacağım sadece. Düzeltebilir misiniz? Asla. Çünkü kabili mümkün değil. Bu ülkede eğitim düzelir, ekonomi düze çıkar. Bu tipler yine düzelmez.

Biliyorum merak ettiniz bu tipi. Ama nevi şahsına münhasır bir tip değil, çevrenizde sürüyledir böyleleri. En iyisi özelliklerini sayayım:
Plansızlığı plan edinmiştir.
Önerilere açık değildir. Çünkü egosu müsaade etmez ve egosundan ödün vermiş olur. Kibri el vermez. Zira görünmeyen bir kibri vardır.
Fazla konuşmaz. Şayet konuşmak zorunda kalırsa savunma refleksini çalıştırır. Bilir ki kırıp dökmüştür ama burnundan kıl aldırmaz. 
En makul ve masum isteklerine cevap vermez. Çünkü aklı basmaz. Tek yaptığı öğrendiğidir. Tek doğrusu da budur. Zira hayata dar açıdan bakar. Siz buna at gözlüğüyle bakar diyebilirsiniz.
Teamül nedir bilmez. İnsanlarla dama taşıyla oynar gibi oynar.

Plansızlığı plan olan bu tiplerden korkacaksın. Kendisinden değil, plansızlığından. Saygı da duymayacaksın. Çünkü sağı solu belli olmaz. Böylelerine asla sorumluluk vermeyeceksin. En küçük bir koltuğu bile  kurban edeceksin. Mümkünse ne birlikte çalışacaksın ne de iş vereceksin. Fayda bekleme böylelerinden. Zararı bir virüs gibi herkese bulaştırır. Selam vermeyeceksin. Selam vermez de verse de almayacaksın. Uzak duracaksın. Uzaktan kırıp döktüklerini seyredeceksin. Yaptıklarını mesele edinip moralini bozmayacaksın. Çünkü en büyük mutluluğu senin moralini bozmak üzere kurulu. O yüzden egosunun tavan yapmasına izin vermeyeceksin.

O, odasına kapanıp bir sonraki kırıp dökme işinin planını yaparken sen de kırıp dökülen işini yapmaya yönel. Tam toparlamaya başladım derken bu kimsenin senin için hazırladığı sürprize hazır ol.