Ana içeriğe atla

Kimden Korkacaksın?

Bugün size tipler içinden bir tipten bahsedeceğim. Bakalım beğenecek misiniz? Beğenir iseniz yanınıza alıp turşusunu bile kurabilirsiniz.  Turşuyu hep kendinize almayın, biraz da bize verin dersem iki gözüm çıksın. Alın tepe tepe kullanın. Varsın size yakın, benden ırak olsun.

Dişlerinizi boş yere sıktığınız bu tipin adını koyacağım sadece. Düzeltebilir misiniz? Asla. Çünkü kabili mümkün değil. Bu ülkede eğitim düzelir, ekonomi düze çıkar. Bu tipler yine düzelmez.

Biliyorum merak ettiniz bu tipi. Ama nevi şahsına münhasır bir tip değil, çevrenizde sürüyledir böyleleri. En iyisi özelliklerini sayayım:
Plansızlığı plan edinmiştir.
Önerilere açık değildir. Çünkü egosu müsaade etmez ve egosundan ödün vermiş olur. Kibri el vermez. Zira görünmeyen bir kibri vardır.
Fazla konuşmaz. Şayet konuşmak zorunda kalırsa savunma refleksini çalıştırır. Bilir ki kırıp dökmüştür ama burnundan kıl aldırmaz. 
En makul ve masum isteklerine cevap vermez. Çünkü aklı basmaz. Tek yaptığı öğrendiğidir. Tek doğrusu da budur. Zira hayata dar açıdan bakar. Siz buna at gözlüğüyle bakar diyebilirsiniz.
Teamül nedir bilmez. İnsanlarla dama taşıyla oynar gibi oynar.

Plansızlığı plan olan bu tiplerden korkacaksın. Kendisinden değil, plansızlığından. Saygı da duymayacaksın. Çünkü sağı solu belli olmaz. Böylelerine asla sorumluluk vermeyeceksin. En küçük bir koltuğu bile  kurban edeceksin. Mümkünse ne birlikte çalışacaksın ne de iş vereceksin. Fayda bekleme böylelerinden. Zararı bir virüs gibi herkese bulaştırır. Selam vermeyeceksin. Selam vermez de verse de almayacaksın. Uzak duracaksın. Uzaktan kırıp döktüklerini seyredeceksin. Yaptıklarını mesele edinip moralini bozmayacaksın. Çünkü en büyük mutluluğu senin moralini bozmak üzere kurulu. O yüzden egosunun tavan yapmasına izin vermeyeceksin.

O, odasına kapanıp bir sonraki kırıp dökme işinin planını yaparken sen de kırıp dökülen işini yapmaya yönel. Tam toparlamaya başladım derken bu kimsenin senin için hazırladığı sürprize hazır ol. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hutbelerde Okunan "Fîmâ kâl ev kemâ kâl" Kısmı

Cuma ve bayram namazlarına gidenlerimiz bilir. Hatip hutbeye çıkınca arada Türkçe hutbe olmak üzere başta ve sonda Arapça hutbe irat eder. Hatip ilk yani giriş kısmında içinde Allah'a hamd, peygamberimiz salavat ve kelimeyi şehadet getirir. Ardından "Ey Allah'ın kulları! Allah'tan korkun ve ona itaat edin. Şüphesiz Allah müttekiler ve işini iyi yapanları sever" der Arapça olarak. Sonra okunacak Türkçe kısma/metne temel olmak üzere Kur'an'dan ilgili bir ayet okur. Ayeti "Allah doğru söylemiştir" demek suretiyle tastikler. Akabinde bir hadis okur. Hadisi de "Rasulullah doğru söylemiştir" diyerek bitirir. Buraya kadar sorun yok. Esas sorun buradan sonra başlıyor. Sen sanırsın ki bundan sonra imam, Türkçe metni okumaya geçecek. Bizim imam, "Ve netaka habîbullâh, fîmâ kâl ev kemâ kâl" okumaya devam ediyor. Yani Allah'ın sevgili kulu bu konuda şöyle veya şunun gibi demiştir." diyor. Böyle okuyan birinden aynı konuda

Kıvrak Eğitim

— -Oğlum, niye erken geldin okuldan? — Bugün kıvrak eğitim yaptık. - — Ö ğretmenler hızlı hızlı mı ders işlediler? — Hayır, baba. Kıvrak o değil. Bir günde işlenecek dersin yarısını işlemek demektir. — Niye yarısını işliyorsunuz ki? Önemli bir durum mu var? — Öğretmenler toplantısı varmış. — Niye şimdi toplanıyorlar ki? — Çalışma  programında bugünmüş. — Oğlum daha iki gün oldu okul açılalı. Başlamışken biraz devam edilseydi de daha sonra yapsalardı, bu dediğin kıvrak eğitimi. Herkes mi böyle yapacak bugün? — Hayır, sadece ikili öğretim yapan okullar. Ama iyi oldu. Yedi saat ders işleyecektik, böylece üç ders işlendi. — -Bu toplantıyı başka zaman yapsalar olmaz mıydı? Mesela siz 15 tatili yaparken öğretmenler o yaptığı şeyi yapsalardı olmaz mıydı? — Baba, tatil o zaman. Tatilde toplantı yapılır mı? — İyi de yavrum! Size tatil. Öğretmenlere değil ki. Haydi, öğretmenler de sizin gibi yoruldular diyelim. Bir hafta tatil yapsınlar, ikinci hafta siz tatile devam eder

Kırgınlık ve dargınlık

Türkçemiz zengin dillerdendir. Bakmayın siz iki-üç yüz kelimeyle konuştuğumuza. Okuyup kelime hazinemizi geliştirmediğimizden işin kolayına kaçıyoruz. Tembelliğimizin cezasını güzel Türkçemiz çekiyor vesselam. İnce ve derin kelimelerimizin sayısı hiç az değildir. Kırgınlık ve dargınlık bunlardan biridir. Aralarında nüanslar vardır. Arasındaki farkı görmek için sözlüğe bakma ihtiyacı da hissetmeyiz. Çoğu zaman birbirinin yerine kullanırız. Siyak ve sibaktan anlarız neyi kastettiğini. Kırgın, "Bir kimseye gücenmiş, gönlü kırılmış olan" demektir. Dargın ise, "Darılmış olan, küskün" demektir. Gördüğümüz gibi iki kelime farklı anlamlara gelmektedir. Kırgınlıkta dargınlığın aksine küsme yoktur, incinme vardır. İnsan kime kırgın olur? Sevdiğine. Kırgın gibi olduğuna, geri durduğuna, mesafeli olduğuna bakmayın siz. Gözü her yerde o dostunu arar. Başına bir şey geldi mi hemen imdadına koşar. Çünkü bunlar ölümüne dosttur. Dargınlıkta ise küslük vardır. Herhangi bir yerde