6 Eylül 2019 Cuma

Okulların Servis Taşımacılığı -1 *

Türkiye'de okullarda servis taşımacılığı son yıllarda epey arttı. Servisçilik artık getirisi olan iyi bir sektör. Aşağı yukarı her kreşin, anasınıfının, her ilkokul, her ortaokul ve lise önlerinde ders saati başlamadan önce ve ders bitiminde yığınla servis görmek mümkün.

Okullar, okullarının servis ihtiyacını karşılamak amacıyla bünyelerinde kurulmuş olan okul-aile birliği aracılığıyla Servis Yönetmeliğine uygun olarak ihaleye çıkarlar. İhale, şartları tutan ve taşımada en uygun teklifi veren firmada kalır. Birlik ile firma arasında sözleşme imzalanır. Yapılan ihale ve sözleşme bir tavsiye niteliğindedir. Kesinlik ifade etmez. Veli, çocuğunun servisle gidip gelmesini istiyorsa servisçiye çocuğunun adını ve adresini yazdırır. Okullar açılınca servis çocukları evinden okula, okuldan evine taşımaya başlar. Veli, ay sonunda belirlenen taşıma ücretini öder.

Servisçilikte amaç, çocuğun okula zamanında, zamandan tasarruf ederek güvenli bir şekilde gidip gelmesini sağlamaktır. Çocuğunu servise vermeyen veliler de var. Kimi çocuk toplu taşıma araçlarını kullanır, yürüme mesafesindeyse yürüyerek gider, kimi bisiklet ile kimi çocuğu da anne veya babası okula bırakır.

Bir okulun servis işini yapan firma o okulda taşıma işini yapan tek firma ise veli, öğrenci ve okul taşıma işinden memnun olsa da olmasa da zaman zaman şikayetler olsa da fazla bir sıkıntı olmaz. Servis ihale işinde etkisiz ve yetkisiz eleman olan okul idaresi, taşıma işinden memnun kalırsa ertesi yıl yeni bir servis ihale işine girişmez, sadece sözleşme yenilenir.

Okulların servis işi sadece bu anlattığımdan ibaret değil. Zaman zaman tartışma, kavga, yaralama ve hatta cinayetlere de neden olmaktadır. Birçok kavga da okul idaresinin yatıştırıcı rolü ile başlamadan bitirilmektedir. 

Servis içinde niçin kavga çıkar derseniz? Kısaca izah etmeye çalışayım. Bir eğitim ve öğretim öncesi o okulun taşıma işini yapan firmadan, okul yönetimi memnun değilse okulun birliği yeniden ihaleye çıkar. Bu ihalede eski taşıma işini yapan firma, ihaleyi yeniden kazanamazsa o okulun servis işini kolay kolay bırakmıyor. Nasılsa Servis Yönetmeliği'nde açık kapı var: "Dört tane veli, okul idaresine 'Çocuğumu şu plakalı araç ile taşıtmak istiyorum' derse o araç da okulun taşıma işini yapabiliyor. O okulu daha önce taşıyan servisçi için dört öğrenci bulmak zor değil. Nasılsa elinde öğrenci ve veli iletişim bilgileri var. Onları sıradan arayarak "Okul, ihaleyi bu sene bize vermedi. Ama biz taşıma işine devam edeceğiz. Üstelik bu işi okulun anlaştığından daha ucuza yapacağız. Siz yeter ki bir he deyin" diyerek bir rekabet başlatır. Zaman zaman okulun anlaştığı firmanın belirlediği ücretin yarısına öğrenci taşımaya başlar. Akabinde okulun ihale işini alan firmanın elemanları ile ihaleyi kazanamayan firmanın elemanları arasında okul bahçesinde  "girersin/giremezsin, taşırsın/taşıyamazsın" tartışması ve sürtüşmesi başlar. Kimin ne kadar elemanı varsa güpegündüz okul bahçesinde veya okul önünde gövde gösterisi yapar. Kavgayı önlemek için zaman zaman okul önünde polisler nöbet tutar. Hiçbir kavga olmasa bile okulların önünde oluşan bu tablo hoş bir görüntü değil. Ki zaman zaman da kavgalar eksik olmuyor. 

Devletin tekelciliği kıracağım, veliye alternatif bir kapı bırakacağım düşüncesi ile yönetmelikte bıraktığı açık kapı, ileride daha büyük kavgalara ve kan akmasına neden olabilir. Bakanlığın yönetmelikteki bu esnekliği bir an evvel kaldırmasında, atadığı okul idaresine ve okulun bünyesinde kurulan birliğe güvenmesinde fayda var. (Bu konuya devam edeceğim.)

*09/09/2019 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.

5 Eylül 2019 Perşembe

Uzak Dur! *


Bu yazımın belli bir muhatabı yok. Yazım, ortaya söylenmiş kısa sözlerden ibaret olacaktır. *Eski defterleri karıştıran müflis tüccardan,
*Öküz ölünce ortaklığı bozandan,
*Pireyi deve yapandan,
*Kin ve intikam peşinde koşandan ve deve kini besleyenden,
*Dünyanın merkezini kendinden ibaret sanandan,
*İnsanların güvenini boşa çıkaran ve kötüye kullanandan,
*Keçi gibi inatçı olandan,
*Sana ve yaptıklarına saygı duymayandan,
*Seni herkesin içinde rencide edenden,
*Olur olmaz had bildirenden,
*Burnundan kıl aldırmayandan,
*Kendi hata ve yanlışını görmeyenden ve görmek istemeyenden,
*Başarı için her yolu mubah görenden,
*Yanından uzaklaşınca geçmiş iyilikleri başa kakandan,
*Kardeşlik hukukuna riayet etmeyenden,
*Çöpe atılan geçmişi çöpten çıkarmaya çalışan kedi ve köpekten,
*Orantısız güç kullanandan,
*Kendisini ekibinin önüne geçirenden,
*Dedikleri ile yaptıkları örtüşmeyenden,
*İçinde kibir olduğu halde mütevazı bir görünüm sergileyenden,
*Eleştiriye açık olmayandan,
*Yapıcı eleştiriye gelmeyenden,
*İstişare etmeyen ve başına buyruk olandan,
*Kendini anlatma yerine başkasını kötüleyenden,
*Üslubu bozuk olandan,
*İnandığı değerleri kendi emellerine alet edenden,
*Olur olmaz demeden çok konuşandan,
*Ben her şeyi anlarım, her şeyin en iyisini yaparım diyen mükemmeliyetçi kişiden,
*Hep övgü bekleyenden,
*Sevdiği çevresinin yanlışlarını görmeyen ve görmek istemeyenden,
*Güç zehirlenmesi yaşayandan,
*Başkasını küçümseyen ve tepeden bakandan,
*Aşırı hırs içerisinde olandan,
*Yenilgiyi hazmedemeyenden,
*Buyurgan davranandan,
*Savurgan olandan,
*Kendinden başka kimseye güvenmeyenden vs.
                                                                           Uzak dur!
*17/10/2020 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.


4 Eylül 2019 Çarşamba

Bu Kavgadan Bir Hayır Çıkmaz

17-25 Aralık sürecine giderken ve süreç sonrası cereyan eden kavgayı görünce "Bu kavganın kazananı olmaz. Belki biri galip gelebilir ama en büyük zararı Müslümanlık görür ve Müslümanlar kaybeder" demiştim. 6.yılını geride bırakacağımız 17-25 süreci ve 3.yılını dolduran 15 Temmuz hain darbe kalkışması şunu göstermiştir ki bu kavga veya savaşta devlet galip gelmiştir ama ülke ve insanı büyük darbe almıştır. Bu süreçler bize güvensizliği miras bırakmıştır. Şu anda cenazesi kaldırılamayacak bir mevta var önümüzde. Herkes birbirinden şüpheleniyor. Şüphe ve güvensizlik birçok sorunu beraberinde getirdi. Bu durum bugünden yarına giderilecek gibi görünmüyor. 17-25 ve darbe teşebbüsüne kalkışanların amacı acaba bu mu idi diye düşünüyorum zaman zaman.

FETÖ kalkışmasının zararlarından bir tanesi de bu mücadeleden galip gelen iktidar partisine olmuştur. İktidar bu süreçleri milletin desteğiyle savuşturmuş olsa da 2013'den beri kendi içinde bir yıpranma süreci yaşıyor. Beraber yola çıktıklarını ve önemli görev ve sorumluluk almış A takımını kaybetmeye devam ediyor. Parti içinde cereyan eden adı konmamış sürtüşme sandığa da yansımış, 1 Kasım 2015 seçimleri hariç oy yönünden duraklama ve düşüşe geçmiş durumda.

Parti içi çekişme, küslük ve dargınlığı beraberinde getirmiştir. Parti üyesi olmasına rağmen partisinden kopmuş ağır toplar şimdilerde bir yol ayrımında. Çünkü kılıçlar çekilmiş durumda. Büyük bir ihtimalle parti kuracaklar. Kurulacak olan parti/ler başarılı olur mu olmaz mı bilmiyorum. Bunu zaman gösterecek. Yeni kurulacak partiler bir tabana oturursa ne ala. Yoksa birçok parti gibi tabela partisi olarak kalır. Ama görünen ana gövde diyebileceğimiz iktidar, kan kaybetmeye devam ediyor. 

Hasılı ortalık toz duman. Mesele yeni partilerin kurulması değildir. Mesele  bu ayrışma sürecinde sürecin iyi yönetilmesindedir. Bu görev de ilk önce ana gövdeye düşmektedir. Bu işi suhuletle halletmeliler. İşi kavgaya dönüştürmemeliler. Taraflar ayrışmayı körüklerler ise bundan hem iktidar hem de ayrılıp parti kuranlar görecektir ve sonu nasıl olur bilmiyorum ama bu kavgadan bir hayır çıkmaz.