7 Mayıs 2019 Salı

Olmadı İbrahim Uğur Altay! ***

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın İbrahim Uğur Altay, bu ramazan ayında "Rahmet Akşamları" etkinliklerinin yapılmayacağını ve mahalle iftarlarının verilmeyeceğini açıkladı. Yapılmayacak olan bu iki etkinliğin Konya’mıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Bu kısa girizgâhtan sonra Başkanımızı biraz eleştirelim. Zira eleştiriyi çoktan hak etti:

Olmadı Sayın Başkan! Gelir gelmez eski köye yeni âdet getirdin. Seni Konya, bir şeyleri yasaklayasın diye mi getirdi? Bu mu olacaktı ramazanda icraatın? Kimin parasını kimden kıskanıyorsun? Orta yerdeki denizden herkes faydalansaydı olmaz mıydı? Bir de adın İbrahim. Biz sandık ki adına yaraşır bize Halilürrahman sofralarını kuracak, gelip geçen yiyecek. Öyle yiyecektik ki bağını sormayacaktık. Yemek firması da paraya para demeyecekti. İsminle bize Uğur getirecek dediğimiz siz, bu hevesimizi maalesef kursağımızda bıraktınız. Hasılı mahalle iftarlarını iptal etmenizi beğenmedim bir Konyalı olarak.

Bir diğer yasağınız yıllardır gelenek haline gelen "Rahmet Akşamları" etkinliklerini kaldırmanız. Bu yaptığınız da olmadı. Tam teravih vakti vatandaşın çoğu ibadetini yapmak için camilere akın ederken teravihe gitmeyenleri eğlendiren bu etkinliği iptal etmenizin hiç bir makul tarafı yok. Şimdi iftardan sonra çarşıya akın edecek diğer vatandaşlar bu gazap akşamlarından pardon "Rahmet Akşamlarından" mahrum kalınca nasıl vakit geçirecek? Ayrıca kaç sanatçının ekmeğine mani oldunuz, hiç düşündünüz mü? 

Yasağınız bunlarla sınırlı kalsa eh diyeceğim. Duydum ki alt geçitlere ekilip dikilen lale veya çiçeklere de son vermişsiniz. Buna ne demeli? Biz bundan sonra alt geçitlerden geçerken lale yerine beton mu izleyeceğiz? Maalesef yeşil düşmanı olacağını hiç hesaba katmadık. Keşke bununla kalsa, aynı zamanda siz tarihimizi yaşatmak istemiyorsunuz. Konya olarak tarihimizde az bir döneme adını vermiş, zevk ve sefaya önem vermiş Lale Devri, Konya’mızda günümüzde de yaşatılsa olmaz mıydı? Bu yaptığınızla kimlerin ekmeğiyle oynadığınızın farkında mısınız?

Bir diğer icraatınız lüks otellerdeki iftar programlarına katılmayıp çat kapı fakirin sofrasına misafir olacakmışsınız. Ah İbrahim Bey! Gördüğüm kadarıyla sizden başkanlığınız döneminde çok çekeceğiz. Ne yiyeceksin ne de yedireceksin. Çekecek çilemiz varmış desene! Biz kendimize yanalım. 

Madem bu seneki icraatınız yasaklama üzerine kurulu. Yasaklarınıza -yetkinizde mi bilmiyorum- sahurda davul çalmayı da ekleseydiniz olmaz mıydı? Oldu olacak elimizde bir bu gelenek kaldı. Onu da kaldırın gitsin.

Son söz: Başkanım! Yasakladığın icraatlara bugüne kadar hiç katılmayan biri olarak bu yasaklarınız ümit ederim bu yıl ile sınırlı değildir. Tüm yılları kapsar. Umarım sürçü lisan etmemiş ve meramımı anlatabilmişimdir. 

***11/05/2019 tarihinde Barbaros ULU adıyla Pusula Haber gazetesinde yayımlanmıştır.

"Ya İstanbul Beni ya Ben İstanbul'u" ***

Almak için kimler kuşatmadı ki İstanbul'u! Gücüne kuvvetine inanan herkes soluğu İstanbul önlerinde aldı. Son kuşatan bıyıkları yeni terlemiş 21 yaşındaki Fatih Sultan Mehmet oldu. Fatih "Ey Konstantiniyye!  Ya sen beni alacaksın ya da ben seni" diyerek İstanbul'u alma azim ve iradesini gösterdi ve İstanbul'u fethetti.

1453 yılından beri İstanbul elimizde. Fakat İstanbul üzerindeki mücadele bir türlü bitmedi. Çok partili hayata geçiş yaptığımız andan itibaren de İstanbul'u yönetme mücadelesi başladı. Her partinin yanında ayrı bir yeri var İstanbul'un. 

31 Mart seçimlerinin üzerinden bir ayı geçmiş olmasına rağmen İstanbul hala kendisini yönetecek başkanını bulamadı. Yapılan seçim iptal edilerek  seçim yenilenecek. İki aday 23 Haziran'da yeniden yarışacak. 

YSK üyeleri, tartışmalı seçim sonuçlarını iptal ve yenileme diyerek belli bir kesimin eleştirilerini üzerine çekti. Çok eleştirilecek biliyorum. YSK mevcut durumu onaylasaydı yine eleştirilecekti. Çünkü orta yerde sakal-bıyık meselesi var. Ama YSK iptal ve yenileme kararıyla tüm yükü üzerinden attı. Buyurun yarışın, kozlarınızı paylaşın. Öyle yarışın ki işi bana bırakmayın. Hanginiz alacaksa farklı kazanın, dedi.

İstanbul'un yeni başkanı kim olur, yarışı kim kazanır, bunu 23 Haziran akşamı göreceğiz. Burada 23 Haziran seçim sonuçları ile ilgili öngörümü ve mevcut durumu paylaşmak istiyorum. Seçimlerin iptali ve yenilenecek olması iyi oldu, kötü oldu demeyeceğim ama söylemeden de edemeyeceğim. Kanaatimce seçimlerin yenilenmesi sonuçları itibariyle hoş olmayacaktır. Türkiye, İstanbul seçimlerine yoğunlaşarak birkaç ay daha kaybedecektir. Seçim maliyetini saymıyorum. İptal edilen bu seçim sonuçları siyasetimizi derinden etkileyecektir. Çünkü bu seçim iptali yıllar yılı konuşulacak, YSK'ya baskı yapıldı denecek. Birileri mağdur edildiklerini bir güzel işleyecek ve bu mağduriyet 23 Haziran seçimlerini farklı kazanmalarını sağlayacak. Bu başarı İstanbul ile sınırlı kalmayacak. 2023 Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerini de etkileyecektir. 31 Mart seçim sonuçlarına göre seçimi kaybeden, yenilenen seçimi kazanabilir ama bu başarı, kendilerini ve kendilerine umut bağlayanları çok mutlu etmeyecektir.

Hasılı 31 Mart İstanbul seçim sonuçlarını iptal edenler, şayet doğruysa iptal ettirenler ve iptal olsun diye baskı yapanlar, seçimler iptal oldu diye sevinenler, bilerek veya bilmeyerek bir başkasına hizmet etmiş olacaklar. Çünkü güçlü bir rakibin doğuşuna zemin hazırlamış olacaklar.

Yenilenecek İstanbul seçimlerinin hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Ülkede barış ve huzur hakim olsun.

***09/05/2019 tarihinde Barbaros ULU adıyla Pusula Haber gazetesinde yayımlanmıştır.

6 Mayıs 2019 Pazartesi

Yeni Bir Parti Kurup İlk Seçimde İktidar Olmayı Düşünenlere Tüyolar

Parti kurup iktidara gelme gibi bir düşüncem yok. Zaten parti kursam da ben kendime oy vermem. Zira siyaset ve ülke yönetimi bana bırakılamayacak kadar önemli bir iştir. Fakat bendeki bu bilgi birikimi boşa mı gitsin? Buna gönlüm razı olmaz. En azından meraklıları için başarının anahtarı olacak ve parti tabanını oluşturacak bazı tüyolar vermek istiyorum. Bu da benden ülkeme bir katkı olsun. Bir diğer istediğim de tüyolarımdan hareketle parti kurup iktidara gelen partinin beni görüp gözetmesi.

Bir partinin başarılı olması için her şeyden önce hitap edeceği bir tabanının olması gerekiyor. Türkiye'de merkez sağ, merkez sol, Türk ve Kürt milliyetçiliği üzerine oturan bir siyasi yelpaze var. Şu ana kadar böyleydi. Şimdi beşinci bir tabandan bahsedeceğim. Bu tabana hitap eden kazanır. Bunlar kimlermiş dediğinizi duyar gibiyim. Bunlara mağdurlar veya mağdur olduğunu iddia edenler de denebilir. Hatta bu yüzden partinin adı da "Mağdurlar Partisi" (MP) olarak belirlenebilir. Buyurun:
*Kamuda görev almak, yönetici olmak ve öğretmen olmak için mülakata girip başarılı olamayanlar (mülakatzede)
*Yöneticilikleri kanunla ellerinden alınan il, ilçe milli eğitim müdürleri ve okul müdür ve yardımcıları (yöneticizede)
*Vekil, belediye başkanı iken partisi tarafından yeniden aday yapılmayanlar  (adayzede)
*Belediye başkanı iken partisi tarafından istifa ettirilen belediye başkanları (koltukzede)
*Etkili ve yetkili bir görevde iken pasif bir göreve veya kızağa çekilenler (görevzede veya kızakzede denebilir)
*FETÖ iltisakı dolayısıyla görevden el çektirilen, el çektirildikten sonra görevine dönenler, kamudan ihraç edilenler ve sonra geri dönenler (FETÖzede)
*Bir gazetede köşe yazarı olarak görev yaparken bir veya birkaç yazısı dolayısıyla gazetesinden ilişiği kesilenler (basınzede)
*İşi varken ekonomik kriz veya başka nedenlerle işini kaybedenler (işzede)
*Göz kırptığı makama gelemeyenler (makamzede)
*Devletten bir türlü ihale alamayan esnaf, tüccar veya firma (ihalezede)
*Devletten ilan alamayan gazete(ilanzede)
*Çocuğu LGS veya üniversite sınavına gireceği yıl sınav sistemindeki belirsizlik ve değişiklikten etkilenen anne ve babalar (sınavzede)
*Çocuğu üniversite olduğu halde iş bulamayıp işsiz kalan çocuk ve ebeveyni (işsizzede)
*Emeklilikte yaşa takılan(EYT) emekçiler (Emeklizede)
*Af çıkmasını bekleyen kader(!) mahkumları(kaderzede)
*Erdoğan düşmanları (Erdoğanzede) Burada bir mağduriyet görünmese de sevenleri kadar nefret edenleri de olduğu için Erdoğan düşmanlığı üzerinden kurulacak bir partinin başarılı olma şansı yüksektir.
*Bir partisi varken ve o partide etkili bir görevde iken herhangi bir nedenle partisinden uzaklaştırılan veya çekip gidenler (trenzede)

Bu saydıklarımı tek kişiden ibaret sanmayalım. Çoğu kalabalık bir ordu gibiler. Gördüğünüz gibi kurulacak bir partinin tabanı hazır. Yeter ki bunları yanlarına çekebilecek bir parti kurulsun ve bunlara hitap edebilsin. İlk seçimde iktidar garantisi veriyorum.