18 Ocak 2019 Cuma

Sakın Bugünlerde Ispanak Almaya Kalkmayın! *


Bugün mahallenizde semt pazarı var. Eşiniz "Bunlar bunlar alınacak" dedi, elinize bir liste tutuşturdu. Listeye şöyle bir göz atıyorsun. Genelde haftalık alınacaklar. Gitmelisin. Yoksa bir hafta boyunca ne yiyeceksin? 

Pazara gidiyorsun. Sebze ve meyve artık ne istendiyse alışverişe başlıyorsun. Listeye tekrar göz atıyorsun. Ispanak da var listede. Kaç para diye soracaksın. Çünkü Konya semt pazarında isen kolay kolay fiyat yazılmaz. Ancak sattığı, diğer tezgahlardan daha ucuza ise işte o zaman fiyat yazar. 

Sormuş bulundum ıspanağı. Fiyatını duyar duymaz kilodan feragat ederek yarım kilo ver dedim. Ardından niçin bu kadar ucuz dedim. Normal. Çünkü bugünlerde ıspanak gelmiyor dedi. Sormuş bulundum, almadan geri dönsem olmaz. Parayı uzattım. Poşeti alır almaz arkama bakmadan uzaklaştım.

Nasıl uzaklaşmam? Çünkü ödediğim para dokundu bana, hatta ok gibi saplandı. Yürüsem falan tadı yok. Sonra nasıl yiyeceğim? Söyle şunun fiyatını artık dediğinizi duyar gibiyim. Sıkı durun. Bir kilo ıspanağın kilosu 10 lira. Bereket yarım kilo alarak kar ettim. Poşete de para vermedim. Çünkü pazarın poşeti çevreye zarar vermiyor. Belki de tek karım bu. O da 25 kuruşluk bir kar.

Biz kaç aydır soğanın fiyatına bakarken  esas vurgun ıspanaktaymış da haberim yokmuş. 

Tüm bunları niye yazıyorum. Ben yandım, siz yanmayın diye. Siz siz olun, bugünlerde sakın ıspanak falan almaya kalkmayın. Eşiniz illa ıspanak olacak derse önce ikna etmeye çalışın. Bu hafta ıspanak yemezsek ölmeyiz. Pazarcıyla ortak mısın, beni mi tutuyorsun, yoksa pazarcıyı mı deyin. Baktınız hala ıspanak da ıspanak diye tutturursa dinlemeyin. Suratınızı asın, biraz yüzünüzü gösterin. Yani sert olun. Baktınız, huzurunuz bozulacak. Gerekirse birkaç gün konuşmayın. Hâlâ alacaksın o ıspanağı derse olmazsa -hiç tavsiye etmem- iki vurun. Eşiniz polise gidip eşim bana şiddet uyguladı "beyanı" vermeden önce siz savcılığa giderek eşime şiddet uyguladım deyin. Yani "beyanı" siz verin. Hakim ne yapacak size? 6 ay eve ve eşinize yaklaşma yasağı koyar. Hatta hakim pişman mısın derse değilim, bugün olsa yine yaparım deyin. Eve girme yasağınız olduğu için ıspanak almaktan da böylece kurtulmuş olursunuz.

Biliyorum, garip karşıladınız fikrimi. Bence ıspanağa o kadar parayı vermektense tüm bunları yapmaya ve çekmeye değer.

* 23/01/2019 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.




17 Ocak 2019 Perşembe

Gözünü Sevdiğimin DEAŞ'ı! ***


Yıllardır Suriye ve Irak'a çöreklenmiş, sömürdükçe sömürmeye devam eden ABD, “maliyetli oluyor, hem de askerimize daha fazla zarar gelmesin” diye Suriye'deki askerini çekeceğim dedi ya. Bizim DEAŞ "Ortak, nereye gidiyorsun, daha buradaki görevin sona ermedi, sen gidersen bize kim bakacak, bizim durumumuz ne olacak, biz senin sayende buradayız" dercesine ABD askerlerine bombalı eylem düzenledi hemen. Gözünü sevsinler hiç yanıltmadılar beni.

PYD/YPG sayesinde Suriye'nin 1/3'ünü işgal eden ABD, burada bulunmasını DEAŞ ile mücadele etmeyi gerekçe göstermişti. Bunun için tüm senaryolar hazırlandı. Önce DEAŞ, Irak'ı da kapsayacak şekilde Suriye'nin hemen hemen tamamında boy gösterdi. Bu vesileyle Suriye'ye giren ABD, kendi ürettiği made in USA terör örgütüyle mücadeleye başladı. DEAŞ'ı çıkarmak için bir diğer ortağı YPG/PYD'yi gönderdi. Doğru dürüst çatışma olmadan DEAŞ, işgal ettikleri yerleri bir bir PYD'ye teslim etti. İşgal ettiği yerden güle oynaya çıkarılan DEAŞ'ın nereye gittiği, ABD'ce malum olmasına rağmen bizce meçhul. Yıllardır Suriye'de terörle mücadele ediyorum görünen ABD askerinin doğru dürüst burnu kanamadı. Niye kanasın ki? Nasılsa ürettiği DEAŞ kendisine çalışıyor, YPG emrinde. Oyun bu şekilde devam ederken ABD, işgal ettiği yerleri işbirlikçileri aracılığıyla bu oyuna devam etmek istedi. Orta yerde DEAŞ diye bir örgüt kalmadı diyenlere "Bak hala DEAŞ Suriye'de aktif, bizim askerlerimize bombalı eylem gerçekleştirdi" dercesine varlık sebebini meşrulaştırmak istiyor. Bombalama eylemini de hemen DEAŞ üstleniyor. 2011'den beri Suriye'de devam eden bu kirli oyunun devamını isteyenler DEAŞ'a bombanın pimini çektirdi.

DEAŞ'ın bu durumu -teşbihte hata olmasın. Zira taban tabana zıt- nedense bana Osmanlı'daki Akıncı kuvvetlerini aklıma getirdi. Akıncılar, Osmanlı'nın askeri teşkilatında sınır bölgelerinde düşman ülkelere akınlar düzenleyerek yıpratma harekâtında bulunan hafif süvari birliklerine verilen addır. Bu birlikler fetihlerde Osmanlı'ya büyük katkı sağlamışlardır. ABD de bir yeri işgal etmek istediği zaman öncü kuvvet olarak DEAŞ'ı gönderiyor. DEAŞ girdiği yeri yakıp yıkıyor, sivil vatandaşı öldürüyor. Ortam hazırlanınca ABD gelip çöküyor.

Burada yanlış anlaşılmasın, Akıncılar ile DEAŞ aynı işlevi görüyor demek istemiyorum. Akıncılar Osmanlı'nın bir askeri birliği iken DEAŞ, bizden yani Müslüman. Akıncılar masum halkı öldürmezken DEAŞ, Müslüman kanı akıtıyor. Akıncılar, bir yere adalet götürmeyi hedeflerden DEAŞ, gittiği yere zulüm götürüyor, gittiği yeri yaşanmaz kılıyor, İslam diyarlarını ABD’ye peşkeş çekiyor.

Bakmayın siz üstlendiği bombalı eyleminde  DEAŞ'ın 4-5 ABD askerini öldürdüğüne. Kızsak da, nefret etsek de, bunlar nasıl Müslüman böyle desek de DEAŞ, kendisine verilen görevi harfiyen yerine getiriyor. Bu görev bilincinden dolayı bize düşen DEAŞ'ı tebrik etmektir.

*** 22/01/2019 tarihinde Pusula Haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.


Onca Aday Arasında Aday Kıtlığı Çekmek ***

Bir parti, ilçe teşkilatının başına birini ilçe başkanı yapsın. Ardından bu kişi belediye başkanlığına soyunsun. Sen bunu aday yap. 

Bir beş yıl partinde belediye başkanlığı yaptıktan sonra ikinci döneminde belediye başkan adaylığı için mevcut belediye başkanını değil de bir başkasını tercih et. 

Adam senin bu tercihine saygı duymayıp gitsin, bir başka partiden aday olarak karşına rakip çıksın ve kazanamasın.

Olur mu böyle şey? Olur. Zira bizim siyasetimiz her zaman bu tür adaylara gebe. Buna alışkınız. Ama bundan sonra başka şeylere de alışmamız gerekecek. Buyurun okuyalım:

Bir beş yıl sonra yeni bir seçimde adam tekrar kapına gelip aday adayı olsun ve sen bunu tekrar aday olarak seç.

Adaylık için başka müracaat mı yok? Partide aday kıtlığı mı çekiliyor? Niçin eski başkanda karar kılınıyor? Bu aday çok mu ehil?

Bildiğim kadarıyla iki elin parmağı kadar aday, aday adaylığı müracaatında bulundu. Üstelik adaylar arasında birbirinden değerli kişiler var. Burada sebep ne ola? Anlayabilen varsa beri gelsin.

Ben yeniden aday yapılan adayın kalitesini, iş bitiriciliğini, liyakatini ve ehliyetini sorgulamıyorum. Bütün özellikler kendisinde olabilir. Ama parti, bu adayı yeniden aday yapmadan önce "Arkadaş! Sen geçen dönem seni aday yapmadığımız için çekip giden, çekip gitmekle kalmayıp başka bir partiden aday olarak bizim karşımıza çıkan değil misin? Bugün ne değişti de tekrar bize geldin? Dün gitmekle hata yaptığına mı kanaat getirdin" demeli değil miydi? Ama gördüğüm kadarıyla böyle demediği gibi yeniden aday gösterdiğine göre sanırım geçmişte hata yaptığını parti, kabul etmiş görünüyor. 

Siyasi parti dediğin biraz omurgalı olmalıydı. Küçük bir tercihinde vurup kapıyı gideni yeniden aday yapmamalıydı. Aslında bırakıp gideni şu ana kadar üstünü çizen parti, dün dündür deyip hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorsa bu parti sapla samanı karıştırmaya ve kendi prensipleriyle çelişmeye başlamış demektir. Demek ki prensibini kişiye göre değiştirir olmuş bir parti var karşımızda.

Nasılsa oy deposu! Ha Ali olmuş, ha Veli! Nasılsa partisi kazanacak, bıçak sırtı bir yer değil. Diğer adaylar kırılırmış, küsermiş, önemli değil. Buna dense dense akıl tutulması denir.

Hayırlısı! Ne diyelim? Demek ki siyaset denilen böyle bir şeymiş...

***24/01/2019 tarihinde Pusula Haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.