16 Eylül 2018 Pazar

Çift Kanatlı Eğitim *

Bugün ilk, orta ve liselerin zilleri çaldı. Böylece 2018-2019 eğitim ve öğretim yılı resmen başlamış oldu. Yeni eğitim ve öğretim yılımız herkese hayırlı olsun. Hayırlı olsun diyelim ki inşallah sonu hayırlarla dolu bir yıl olur. 

Eğitim ve öğretimi birlikte kullanıyoruz. Zira birbirinden ayrılmaz iki güzel kelimemizdir. Aynı zamanda olmazsa olmazımızdır. Bakanlığımızın adı Milli Eğitim Bakanlığıdır. Ama nedense ismiyle müsemma değil. Zira nice zamandır sadece öğretim yapıyoruz. Onu da beceremedik maalesef. 

"Çocuklarımızı çift kanatlı yetiştireceğiz: Biri bilim, diğeri ahlak ve erdem" sözleri yeni Milli Eğitim Bakanına ait. Sanki Bakan bu sözleriyle yıllardır bu ülkede bilgiye, bilime yani öğretime önem verildi, eğitim ihmal edildi. Biz  yeni eğitim ve öğretim yılına eğitimi de önemseyerek başlayacağız dedi. Tespit ve teşhis doğru!  Zira eğitim ve öğretimi bir kuşa benzetirsek kuşun uçması için nasıl ki iki kanada ihtiyaç duyuyorsa eğitim ve öğretimin sağlıklı olması da hem doğru bir öğretimin yapılması ve bu öğretimin davranışa dönüşmesiyle mümkündür.

Hepimiz biliriz ki okullarımızda sadece öğretim yapılıyor. Bakanın işaret ettiği bilime ağırlık veriliyor. Yani tek kanada yatırım yaptık hep. Tek kanatla bir kuş uçar mı? Uçması mümkün değil. Zaten uçuramadık. Zira yerlerde çırpınıyor. Bakanın ahlak ve erdem dediği eğitim yok lügatimizde. 

Bakanın bir tarafı bilim, diğer tarafı erdem ve ahlak dediği ve adına çift kanatlı eğitim kulağa hoş geliyor. Kimsenin de karşı çıkacak durumu yok. Zira olması gereken bu! Ancak bu deyimin içinin doldurulması ve gereğinin yapılması gerekiyor. Yoksa söylediğimizle kalırız. Önümüzde iki seçenek var: Ya okuyacağız babamız gibi, eşek olmayacağız; ya da okuyacağız, babamız gibi eşek olmayacağız. Pekiyi adam olmayı/eğitmeyi kim yapacak? Bunun için rol modeller lazım. Bunu yapsa yapsa öğretmen yapacak. Öğretmen bunun üstesinden gelebilir mi? Bugünkü öğretmene bakış açımızla maalesef bu mümkün değil. Çünkü öğretmen camiası dışındaki milyonlar öğretmene olumsuz bakıyor. Eğitim ve öğretimdeki en büyük sorun olarak öğretmeni görüyor. Herkesin çocuklarına varıncaya kadar hissettirdiği bu olumsuz durum değişmediği müddetçe öğretmenlerin öğrencilerine rol model olmaları mümkün değil. 

Niyetim öğretmeni temize çıkarmak değil. Yaşadığımız sorunun bir parçası da öğretmendir. Ama tek başına sorun mudur? Değil. Sorunun öbeğinde  diğer paydaşlar da var. Herkes özeleştiri yapmadan vurun abalıya mantığıyla tüm suçu öğretmenlerin üzerine atarak kendilerini sütten çıkmış ak kaşık göstermeye devam ederlerse çift kanatlı eğitim yine ölü doğar. 

Çözüm suçlu aramakta değil. Tüm iç ve dış paydaşların tespit edilen sorun da paylarının ne kadar olduğunu kabul etmeleri ve sorumluluklarını bilmeleriyle mümkündür. Değilse dün olduğu gibi bugün de havanda su dövmeye devam ederiz. Bakanın çift kanat diye ifade ettiği tespit ve teşhisinin ölü doğmaması, bünyenin tedaviyi kabul etmesi tarafların birbirine olumlu bakmaya başlamasıyla mümkündür. Birbirimize olumlu bakalım. Bu kuş uçar.

Gelmesiyle birlikte Bakanlığa yeni bir hava ve soluk getiren Bakan, eğitim ve öğretimin belki son şansıdır. Umutların tükenmeye başladığı bir durumda her kesimin Hızır'ı oldu. Bizim için bir şans. Ama gördüğüm kadarıyla kimsede olmayan sihirli değnek bu Bakan'da da yok. Bakan'a işinde yardımcı olmak istiyorsak eğitim ve öğretimin ilk gününde işe onun sözünün içini doldurarak başlayalım. İki kanadın her birini aynı oranda besleyelim. Biri olmadan diğeri olmaz, anca beraber kanca beraber diyelim… Çift kanatlı olmasını temenni ettiğim yeni eğitim ve öğretimimiz hayırlı olsun!

*17/09/2018 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.

15 Eylül 2018 Cumartesi

E Sınav Uygulaması

Eğitim ve öğretimde yazılı, sözlü ve uygulama balta olmak üzere belli başlı sınav çeşitleri vardı. Olmazsa olmaz sınav çeşitlerinin en önde geleni yazılıdır. Yazılı da klasik ve çoktan seçmeli dediğimiz test usulü yaygındı. Yazılı yoklamalarda vazgeçilmez materyallerimiz kalem, silgi, kalemtraş ve kağıttan ibaretti. 

Son yıllarda bu yazılı sınavların e sınav çeşidi çıktı. Başka hangi sınavlarda uygulanıyor bilmiyorum ama MTSK adı verilen ehliyet sınavları e sınav marifetiyle yapılıyor diye duymuştum. İyi de nasıl oluyordu bu sınav? 

Duyumum gerçek oldu. Bugün bir e sınavda görev aldım. Heyecan ve merak içerisinde gittim görev yerime. Doğaldır çünkü ilk defa milli olacaktım bu konuda. Ne de olsa sınav komisyonu ne yapacağımızı anlatır. Daha önce katıldığım nice sınavlarda bildiğimiz görevleri tekrar tekrar anlatırdı sınav komisyonu başkanı. 

Sınavın yapıldığı okula gittim. E sınavın yapılacağı sınıfın önünde bir polis var, sınav salonunda da bir başka öğretmen. Toplantı salonu neresi dedim. Burası, gir içeri, sisteme gir dediler. İçeri girdim. Girdiğim yer okullardaki bilişim sınıfına benziyor. Girişin sağ yanında ana bilgisayar olmak üzere 20 tane açık bilgisayar bilgisayar vardı. Ana bilgisayardaki açık ekrandan mebbis şifremle giriş yapmam gerekiyormuş. TC numaramı ve şifremi girince fotoğrafım hangi saatte geldiğim ekrana düştü. 

Yarım saat önce girdiğim e sınav salonuna sınavın başlamasına 15 dakika kala giriş belgeleri ve kimliklerini kontrol ederek sınav olacakları salona aldık. Her bir öğrenci, oturacakları belli olan bilgisayarlara oturdu. Tam saatinde sınavın uygulanmasından sorumlu öğretmenimiz sınavı başlattı. Herkes önündeki ekranlarından sınavlara başladı. Kimsenin önünde ne kalem vardı, ne silgi, ne kalemtraş, ne kağıt, ne de klavye. Öğrenci okuduğu sorunun cevabını işaretlemek isterse cevabın üzerinde dokunuyor. Alttaki sütuna A, B, C, D diye düşüyor. Sonraki soruya geçiyor. Öğrenci önceki soruya dönmek isterse önceki soru seçeneği var, geriye dönüp seçeneğini değiştirebiliyor. 

50 soruya 50 dakika verilmiş. Ana ekrandan fotoğraflarıyla birlikte sınav olan öğrencilerin durumunu izleyebiliyorsun. Hangi öğrenci kaç soru yapmış görünüyor. Sınavını bitten öğrenci "Sınavı bitir" butonuna dokunuyor, sandalyeden kalkarken yazıcı harekete geçiyor. Öğrencinin cevap kağıdını A5 ebadındaki kağıda yazdırıyor. İmzalamak üzere öğrenciye kağıdı uzatılıyor. Öğrenci imzalıyor ve çıkıyor. 

Sonuçlar ne zaman mı açıklanıyor? Öğrenci salondan çıkar çıkmaz sonucunu öğreniyor? Nasıl mı? Koridora konmuş bir "Elektronik Sınav Sınav Açıklama Ekranı" vasıtasıyla. Salondan çıkan aday TC numarasını ekrana yazarak sonucunu sorguluyor ve ekrana kaç puan aldığı, başarılı olup olmadığı ekrana geliyor.

İlk defa girdiğim e sınav sınav usulünü öğrenmiş oldum. Merak ve heyecanım gitti. Aynı anda sınav sonucunu öğrenen sürücü adayları da sınav sonucunu bekleyip kaldım mı geçtim mi telaş ve stresini yaşamıyor. Bir polis, bir sınav uygulayıcısı, birer salon başkanı ve gözetmen nezaretinde toplam bir saat gibi bir zaman diliminde sınav, başlıyor, bitiyor ve sonuçlanıyor. Sınavın bitiminde gerekli gereksiz kağıt israfı yok. İhtiyaç olan kalem sadece imza yerini imzalamak için kullanılıyor. Gerisi hep elektronik. Kaos yok, gütültü yok. Her şey sıcağı sıcağına hallediliyor. 

Hasılı bu e sınav uygulaması hoşuma gitti. Darısı tüm sınavların başına!


12 Eylül 2018 Çarşamba

Esas Davranışımız Müslüman Olmalı! *

Ekseriyetimizin Müslüman olduğu toplumda hepimizin en büyük serzenişi ahlaki zafiyetlerimizdir. İman var hepimizde. Yerine getireni fazla olmasa da imanın pratiği ibadet de var. Nedense bu iki ilkenin uygulamasından bir ahlak ortaya çıkmıyor. Çoğumuz inanç ve ibadetlerimize ters orantılı bir yaşantı biçimi oluşturmuşuz. Müslüman bunu yapmaz/yapmamalı dediğimiz ahlaki yoksunluklarımız çok. Ahlak yoksunuyuz hasılı. Çünkü iman+ibadet=ahlak olması gerekirken bizim toplamımızda nedense her türlü sonuç çıkıyor. Çıkmayan tek şey ahlak maalesef!

Ben daha doğrusu İslam âlimleri İslam'ı bir ağaca benzetir: Kökü iman, gövde ve dalları ibadet; yaprağı, kokusu, verdiği oksijeni, gölgesi ve meyvesi ahlaktır. Köksüz bir ağacın gövdesi-dalları olmaz, meyve de vermez. Gövde yoksa dal da olmaz, meyve de. Yine kök ve gövde olmazsa meyvesi olmadığı gibi ağacın kendisi de olmaz. Desem ki kaporta Müslüman’ıyız, şekilciyiz, görüntü Müslüman’ıyız, formaliteciyiz, ritüel Müslüman’ıyız bana kızarsınız. Ama böyle değil miyiz? Gerçekler acıdır maalesef. 

Meyve vermeyen Müslümanlığımızla yüzleşmemiz lazım. Eğer biz bu gerçekle yüzleşmezsek bilelim ki öbür dünyada yüzümüz mosmor olur. Hak Teala yüzümüze bakmaz. Burada yüz ağartmayan Müslümanlığımız ukbâ alemde hiç ağartmaz. Çünkü biz bu dünyada kafamızı kuma gömerek kendimizi gizlemeye çalışsak da ebedi âlemde ak koyun, kara koyun ortaya çıkacak. Çünkü gizlimiz saklımız kalmayacak orada. Kendi organlarımız ele verecek, ipliğimizi pazara çıkaracak bizim.

Ne yapıp ne edip yol yakınken daha hiçbir şey geçmemişken yüzleşelim derim Müslümanlığımızla. Bizi bize bırakmadan aramızda bizi denetleyecek bir denetim mekanizması kuralım. Birbirimizi ve Allah'ı şahit tutarak aramızda "Biz şunlara şunlara inanıyor ve bunları yapacağız ve şunlardan kaçınacağız. Eğer bunlara uymaz isek birbirimizi Allah rızası için uyaralım, gerekirse mücadele edelim" şeklinde  bir yazılı sözleşme ve ahitleşme yapalım. Kulak tıkayana "Bu yaptığın Müslümanlığa sığmaz" diyelim.

Felaket tellalı değilim, yeise kapılmış değilim, ümitsiz hiç değilim ama aklımızı başımıza almaz isek bu inandığımız İslam, bu yapmaya çalıştığımız ibadetler ve evlere şenlik ahlâkımız bizi cennete götürmez. Bize bakarak da kimse Müslüman olmaz.

İçimizde dört dörtlük Müslümanlığı yaşayan Müslümanlara sözüm olmaz. Onlara selam olsun. Sözün özü, sadece dilimiz ve organlarımız değil, davranışlarımız  da Müslüman olsun...

*11/01/2019 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.