15 Mayıs 2018 Salı

DD veya BD ***

Gece-gündüz protesto etsek, bu yapılan haksızlık desek, yazsak, çizsek, bağırsak, çağırsak, ültimatom ve nota versek, dövünsek, çırpınsak; kanlar akmaya, haksızlıklar olmaya, güçlülerin sözü geçerli olmaya devam edeceğe benziyor. Bunun için ne yapmak lazım?

İşe beş daimi üyeye hizmetten başka bir işlevi olmayan Birleşmiş Milletlerin statüsünü sorgulayarak başlamalıyız. BM'yi beş daimi üyenin ve veto haklarının olmadığı şekilde yeniden yapılandırmak gerekir. Buna, gücü elinde bulunduran ABD, Çin, Rusya, Fransa ve İngiltere karşı çıkacaktır. Bu tepki doğaldır ve kabul etmezler. Çünkü işlerini veto kozuyla yürütüyor bu beşli. Onlar kabul etmedi diye vaz mı geçeceğiz? Baktık olmuyor. Alternatif  BM kuracağız. Bu yeni yapılanmaya Dünya Devletleri (DD) veya Birleşmiş Devletler (BD) gibi istediğimiz ismi verebiliriz. Bunun için bu işe öncülük edecek ve bu işin alt yapısını oluşturacak, mazlumları dert edinen birkaç ülke yeterlidir işin başında. Yeni yapılanmaya üye olmanın şartları belirlenerek dünya kamuoyuna duyurulmalıdır:
* DD veya BD'in kuruluş amacı dünyada barışı sağlamaktır.
*Üye olmak isteğe bağlıdır.
* Üye olan ülkeler eşit haklara sahiptir.
* Hiçbir devlete imtiyaz tanınamaz.
* Hiçbir devletin veto hakkı yoktur.
* Kararlar oy çokluğu ile alınır ve bağlayıcıdır, tarafları bağlar. Alınan kararı dikkate almayan devlete veya devletlere siyasi ve ekonomik ambargo, ilişkileri kesme vb. yaptırımlar uygulamaya konur. Gerekirse ilgili devletle savaşma seçeneği değerlendirilir.
* İthalat ve ihracatta her ülkenin kendi parası geçerlidir.
* Ekonomi arz talebe göre oluşur. Ortamı geren, spekülasyona başvuran, parayla oynayan devlete para cezası verilir.
* Dünyanın neresinde savaş vb. nedenlerle ülkesini terk etmek zorunda kalan mülteci varsa kayıtsız-şartsız ülkesine döner.
* Kan akıtan, savaş yapan, sivil öldüren devlet tazminata mahkum edilir...

Dünyadaki zulme seyirci kalmak ve beş daimi üyenin dümen suyuna girmekten başka bir işlevi olmayan mevcut BM'in karşısına alternatif bir uluslararası teşkilat kurulmasını önemsiyorum. Bu konuda referansım, peygamber olmadan önce haksızlığa karşı mücadele etmek amacıyla Mekke'de kurulan ve Hz Muhammed'in de imza koyduğu Hılf'ul Fudul'dur. (Erdemliler Anlaşması) Türkiye bu yeni yapılanmada öncü rol oynayabilir. BM'in karşısında kurulmasını istediğim alternatif BM'nin hayata geçirilmesini zor görebilir ve bunun, uygulanabilirliği olmayan hayal mahsulü olduğunu söyleyebilirsiniz. Bence denemekte fayda var. Ki denemekle hiçbir şey kaybedilmez. Denedik, fakat olmadı deriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın nicedir dillendirdiği "Dünya, beşten büyüktür" sözü zaten adı geçen devletlerin kulaklarına su kaçırmıştır. Şimdi bu sözün altını doldurmanın tam zamanı! İşe her kıtadan bir ülke kurucu devlet olarak alınabilir.  Devletlerine baskı yapmaları için ülkelerin aydınları ile irtibata geçilir ve kamuoyu oluşturulabilir.

İçinizden be adam sen ne diyorsun? Çoğu devletin lideri gölgesinden korkuyor. Bunlarla yola çıkılır mı diyebilirsiniz. Üstelik böyle bir şeye kalkışmak macera peşinde koşmak ve ateşle oynamaktır ve bunun bedeli ağır olur diyebilirsiniz. Zaten ateş çemberinin içindeyiz. Bu şekilde zillet içinde ölmektense alternatif yolu deneyerek gerekirse izzetimizle ölürüz. Ayrıca mevcut BM, konu Filistin davası olunca ABD ve İsrail'e karşı kenetlenebiliyor. Bu bile dünya devletlerinin ekseriyetinin mağdurların yanında olduğuna bir işarettir. ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma ve Kudüs'ün İsrail'in başkenti olduğunu ilan eden tek taraflı kararına BM'ye üye devletler hayır diyebilmiştir.

Yeryüzünde akan kanın bir an evvel durması için ABD ve İsrail'in insafını beklemekten ziyade bu alternatif teşkilat bir an evvel hayata geçirilmelidir.

*** 17/05/2018 tarihinde Barbaros ULU ismiyle Yeni Haber gazetesinde yayımlanmıştır.

Nasıl Bir Cumhurbaşkanı Hayal Ediyorum

—Üstat! Cumhurbaşkanlığını kim kazanır?
—İyi olan kazansın.
—Ortaya bir cevap oldu. Soruma cevap istiyorum.
—İsim istiyorsan bunu sandık bilir. Soruyu kim kazanır diye değil de kim kazansın şeklinde sorarsan sorunu özelliklerini sayarak cevaplandırabilirim. Zira kişi ismi vermem.
—Tamam dediğin gibi olsun, hiç yoktan iyidir.
—Başımıza geçecek kişi her şeyden önce dürüst olmalı, içi-dışı bir olmalı, lafı ağzında eğip bükmemeli. Kendisi için değil, ülke ve milleti için çalışan olmalı. Belli bir kesimin değil, herkesin başkanı olmalı, gözü pek, duruşu sağlam olmalı, kitleleri arkasından sürükleyebilecek vizyon ve misyon sahibi olmalı, hata yaptığı zaman "Ey halkım biz şu konuda yapa yaptık" şeklinde öz eleştiri yapabilmeli.
—Başka?
—Diklenmeden dik durmayı bilmeli, haksızlığa boyun eğmemeli, mücadeleci olmalı. Bu halkın ekseriyetinin değerleriyle barışık olmalı.
—Evet!
—Milletinin dert edinmeli, gece-gündüz çalışıp çabalamalı, kendisini sürekli yenilemeli, tekrarlamaya başladığı zaman siyaseti bırakabilmeli.
—Başka?
—Rakiplerini küçümsememeli, onlara değer vermeli, rakibine belden aşağı vurmamalı, rakibini eleştirmekten ziyade yapacaklarını anlatmalı, centilmen olmalı, sandık sonuçlarını hazmetmeli, kendisini eleştirebilmeli, hakkı kutuplaştırmamalı, halka yapabileceklerini vadetmeli uçyk-kaçık vaatlerden kaçınmalı, kaybettiği zaman kazanan rakibini tebrik edebilmeli.
—Başka?
—Kendi başına buyruk olmamalı, istişareye önem vermeli, kiminle çalışacağını, kimleri yardımcı ve bakan seçeceğini seçimden önce belirlemeli, miting meydanlarına birlikte gitmeli, ekip ruhuna önem vermeli, aralarında iyi bir iş bölümü yapmalı, her işe karışmamalı, herkese cevap vermemeli.
—Var mı daha?
—Açık, net ve harbi olmalı, gerektiğinde dış siyasette diplomatik bir dil kullanabilmeli.
—Başka?
—Tevazu sahibi olmalı, rakiplerine tepeden bakmamalı, onları dinlemeyi bilmeli, onların görüşlerini almalı, memleket meselesi olduğu zaman istişare için kapısını çalabilmeli.
—Başka?
—Toplumsal barışı sağlamalı, birlik ve beraberliğin önündeki engelleri kaldırmalı, risk almayı bilmeli.
—Seçime kaç para ile girdiğini açıklamalı, parçayı nereden bulduğunu, nereye harcadığını, ne kadar borçlandığını, ne kadar kaldığını, kendisine kimlerin yardım ettiğini kamuoyuyla paylaşmalı, mal bildiriminde bulunmalı; eşi, çocuğu damadı, kardeşi ticaretle uğraşıyorsa veya kendisinin ticareti ortağı vasıtasıyla devam ediyorsa firma adını vatandaş bilmeli.
—Başka?
—Seçildiği zaman yargı mensuplarını toplayıp onlara, "Kararlarınızı verirken benden veya bana yakın olanlardan size asla başlı yapılmayacak, ihsası reyde bulunulmayacak. Verdiğiniz kararlardan ötürü tu kaka yapılmayacaksınız. Sizden tek istediğim vicdanınızın sesine kulak vereceksiniz, kendi görüşünüz ve ideolojinizi kesinlikle karara yansıtmayacaksınız. Birilerine kızgınlığınız adaleti elden bırakmanıza sebebiyet vermesin. Suç işleyen babanız bile olsa adaleti elden bırakmayacaksınız. Karar verirken rüzgara göre hareket etmeyeceksiniz, güce tapmayacaksınız. İpe un serercesine yargılamayı geciktirmeyeceksiniz. Çünkü gecikmiş adalet adalet değildir. İçinize sinmeyen hiçbir kararın altına imza atmayacaksınız" diyerek onlara güvence vermeli ve yargıya müdahale etmemeli.
—Ekonomi?
—Cumhurbaşkanı başta ekonomi olmak üzere illaki her şeyden anlamak zorunda değil. Ancak kiminle çalışacağını, hangi işe kimi verebileceğini iyi bilmeli, ekip ruhuna inanmalı ve ekibine güvenmeli. Her konuda kendisi konuşmamalı, işin uzmanı kimse o konuşmalı. Hata yapanı uyarırken kırıcı olmamalı.

"Benim Vergilerimle Çalışıyorsun Burada"

Okulda temizlik görevlisi olarak çalışan bir hizmetlinin dilinden dökülenleri buluşturmak istiyorum:
—Hocam, bu okula geldiğime pişmanım. Çünkü çocuklarda temizlik anlayışı yok maalesef. Dün akşam burada mezuniyet gecesi yapıldı. Şu bahçenin durumuna bak. Her yer kağıt ve meyve suyu atıklarıyla dolu."
—Sınıflarda kirli bugün. Akşam öğrencileri niçin sınıflara aldınız. Kapıları kilitlediydiniz ya.
—Hocam, nasıl kilitleyelim? Lavaboya gideceğim diyen içeriye girdi. Yedi, içti, her şeyi yerlere attı. Sabahtan beri sınıf çöp sepetlerini boşaltıyorum.
—Öğrenci elindeki kağıdı lime lime etti, gözünün önünde yere serpti. Yavrum, kağıdı iyice yırtmadan atsaydın, yerden alır, çöpe atardım. Şimdi senin bu yaptığını temizleyebilmem için gidip süpürge ve faraş alıp gelmem lazım. Böyle yapmasanız olmaz mı dedim. Bana 'Sen benim vergilerimle burada çalışıyorsun' dedi. Yine eski okulumda çalışırken okul, veda gecesi düzenledi. Geceye gelen veliler otursun diye yukarıdan sıralar çıkardım. Gelen oturdu, güzel de oldu. Program bitti, sıraların yukarıya çıkarılması gerekiyor. Yanında velisi olan bir öğrenciye 'Yavrum, şu sıraları çekmeye yardım eder misin' dedim. Babası, 'Benim çocuğum buraya sıra çekmek için gelmedi' dedi. Hiçbir şey demedim. Kendi başıma çektim durdum.

Sana kolay gelsin diye vedalaşıp derse girdim. Ders boyunca belediyenin çöp temizleme aracı bahçede mıntıka temizliği yaptı, sesinden işlenen ders aksadı. Az sonra zil çaldı, bahçe tertemiz olmuştu. Bir teneffüs sonrası bahçe, yine bildik görüntülerle doldurulmuştu. Kantinden ne alınmışsa ambalajı rastgele bahçeye atılmıştı. Yanıma geldi tekrar,
—Hocam şu görüntüye bak, nasıl öğrenci bunlar böyle, dedi. Adam haklıydı, maalesef görüntü hoş değildi.
—Biz önce eğitmeden öğretim vermeye devam edersek durumumuz hep bu şekil olacak, diyerek dersime geçtim.

Derse girdim ama aklım hizmetlinin serzenişlerinde kaldı. Hele "Sen bizim vergilerimizle çalışıyorsun" diyen çocuğun dediği ve "Benim çocuğum buraya okumaya geldi, sıra çekmeye değil" diyen belinin dedikleri hazmedilecek gibi değil. "Sen benim vergilerimle iş yapıyorsun" sözü çok yaygın. Ağzını açan bu sözü söyleyerek görevlilere görevini hatırlatıyor ve suçluyor. Evet hizmetlinin veya bir başka kamu görevlisinin görevidir bunlar. Görevlerini yapacaklar. Görevini yspmsysn olursa amiri gerekli uyarıyı yapar. Bize mi düştü vergisini bizim verdiğimizi hatırlatmak? Yok adam fi sebilillah çalışacaktı orada. Hoş böyle diyenlerin adam akıllı vergisini verdiğini de düşünmüyorum.

Hasılı kirletmeden kullanmamız gereken yerleri bile bile kirletiyoruz. Yapmayın, etmeyin diyene karşı utanacağımız yerde üstüne üstlük laf sayıyoruz. Esas garip olan da burası.