13 Haziran 2017 Salı

Gözümüz aydın! Eğitimde aranan suçlu bulundu...-II- *

Bakanlık, veli, öğrenci, kantinci, vatandaş; iyi öğretmen, iyi okul arayışında. Herkesin hakkıdır en iyisini bulmak. Bu konuda herkesin iyi niyet içerisinde olduğunu düşünüyorum. Fakat iyiyi arayan herkes "Niçin, ben ne kadar iyiyim?" diye kendisini sorgulamaz.

Herkesin aradığı bir suçlu. Bu da bulunduğuna göre sorun yok demektir. Kimsenin  kendisine bakmasına gerek yok. Nasılsa karşılarında bir şamar oğlanı var. Bakanlık bu konuda yalnız değil. Hemen hemen herkes öğretmeni suçlu olarak görüyor. Kimse kendisine toz kondurmuyor, burnundan kıl aldırmıyor. İşin mutfağında olan öğretmen bugün bir tavşan misalidir. Savunanı, destekçisi de yok. Gelen vuruyor, giden vuruyor. Tavşan hikayesini anlatarak konumuza devam edelim: "Her gün sabah ormanda içtima yapan aslan, içtima alanına kravatsız gelen tavşanı yanına çağırarak 'Nerede senin kravatın?' der, bir güzel dövermiş. Yardımcıları bir gün aslana, 'Efendim! Tavşanı her gün dövüyorsunuz. Üstelik aynı gerekçe ile yapıyorsunuz bunu. Artık dövme gerekçesini değiştirseniz.' demiş. Aslan, 'Tamam, yarından itibaren gerekçeyi değiştiriyorum, tavşan alana gelir gelmez onu sigara almaya göndereceğim,' demiş. Yardımcıları, 'İyi de efendim! Sigara yüzünden nasıl döveceksiniz' dediklerinde aslan, 'Ona parayı vereceğim, git bir paket sigara al gel diyeceğim, filtreli getirirse niçin filtresiz almadın, filtresiz getirirse niçin filtreli almadın? diye döveceğim' demiş. Ertesi günü içtima alanına koşarak gelen tavşanı aslan yanına çağırır, kendisine para verir, ‘Git bir sigara al gel,’ der. Parayı alan tavşan koşarak giderken geriye dönerek 'Efendim, sigaranız filtreli mi olacak yoksa filtresiz mi?’ diye sorunca bu duruma şaşıran aslan, tavşanı yanına çağırarak 'Gel lan buraya! Nerede senin kravatın?’ diyerek tekrar kaldığı yerden aynı gerekçe ile dövmeye başlar." Evet, hikayeyi okudunuz. Bugün öğretmenin durumu bu. Öğretmen hemen hemen herkesin gözünde suçlu. Semt pazarlarında sebze ve meyve satan pazarcıya varıncaya kadar öğretmen suçlu. Hiç unutmam bir gün karşılaştığım bir pazarcı, öğretmen olduğumu duyar duymaz 'Hiç sevmem öğretmenleri' dedi. Niçin dediğimde 'Ne iş yapıyorlar ki' dedi. Pazarcılar konusunda bu milletin ekseriyeti, onların çoğunun tezgahın önüne kötü malı koyup arkasından kötü mal verdiğini bilir. Buna rağmen pazarcı bile beğenmez öğretmeni. Fıkradan başladık yine bir fıkra ile devam edelim meramımızı anlatmaya: "Japonya ile Türkiye arasında beş kişilik bir mürettebat ile bir tekne yarışması yapılır. Yarışmayı Türkiye kaybeder, yenilen güreşçi güreşe doymaz misali Türkiye'nin itirazı üzerine yarışma yenilenir. Türkiye tekrar yenilir. Bunun sonucunda yenilginin nedenleri üzerine Türk yetkilileri yoğunlaşır. Japon teknesinde olan beş kişi de kürek çekerken Türk teknesinde ise tek kişi kürek çekmektedir. Çünkü teknedeki müdür, yardımcısına; yardımcı şefe, şef memura, memur da işçiye emir vererek küreği çekmesini emreder. Sonunda suçlu olarak işçi tespit edilir ve işçinin işine son verilir." Fıkradaki tekneyi eğitime benzetelim. Teknenin içindekileri de eğitimin paydaşları olarak düşünelim. Buradaki işçi olsa olsa öğretmen olur. 

Kimse kusura bakmasın, bu kadar kötülenen öğretmenden asla verim beklenemez. Öğretmenin yaptığı tatil bile milletin gözüne batar, durmadan tatil yapıyorlar diye eleştirir. Sanki öğretmen kendi başına buyruk istediği zaman tatil yapma yetkisine sahipmiş gibi. Kaldırsınlar tatili, istersen 12 ay boyunca eğitim yapsınlar. Öğretmen ben çalışmam mı diyecek? Öğretmen okumuyormuş. Kim okuyor bu toplumda? Öğrenci zayıf alır, öğretmen suçlu. Öğrenci bir yeri kazanamaz, yine öğretmen suçlu. Herkes yaygarayı basıyor, araya koymadık yetkili bırakılmıyor. Kimse oturup ne oluyoruz deme yoluna gitmiyor, herkes işin kolaycılığına kaçıyor. Çocuk 'Ben okumak istemiyorum, ilgi alanım değil' diyor biz 'Okuyacaksın' diye zorla sınıf ortamına girdiriyoruz. Madem sorun öğretmende idi, o halde ne diye maarif müfettişlerinin rehberlik ve denetleme amaçlı öğretmenin dersine girmesi kaldırıldı Bakanlık tarafından? Madem öğretmeni puanlayacak, o halde ne diye okul müdürünün ve ilçe milli eğitim müdürünün verdiği sicil puanı kaldırıldı? Öğrenci ve veli öğretmene puan verince mi düzelecek bu işler? 13/06/2017

* 19/06/2017 günü Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.

12 Haziran 2017 Pazartesi

Gözümüz aydın! Eğitimde aranan suçlu bulundu...-I- *

Gelen tüm iktidarların başarısız olduğu tek alan eğitim ve öğretim alanı. Bunu bilmeyenimiz yoktur. Geçmişten günümüze denenmedik sistem, metot, kredili sistem, ders geçme sistemi vb kalmadı dense yeridir. Bir oldu-bitti ile uygulamaya konulan yeni sistem ilk başta herkesin umudu olsa da bir müddet sonra yeni problemleri beraberinde getirdiği görüldü. Eğitim ve öğretimimiz Arap saçına döndü, kangren oldu, ülkenin önündeki en büyük problemi dense yeridir. Nasıl bir ülke, nasıl bir millet isek hiçbir sistem bizim yaramıza merhem olmadı. Mevcut durumumuzdan çıkmak için debelendikçe iyice batıyoruz, durumlar içinden çıkılmaz bir hal aldı her geçen yıl. Bunu bilen iktidarlar da eğitim ve öğretime bir neşter vurmak için kolları sıvıyor durmadan.

Bakanlık eğitim ve öğretimdeki sorunun ne olduğunu tespit etmiş olmalı ki neşter vurmak amacıyla 09/06/2017 günü itibariyle 32 sayfalık 'Öğretmen Strateji Belgesi'ni yayımladı. Emek sarf edilerek hazırlanan bu yeni belgeye göre "Öğretmenler dört yılda bir sınava tabi tutulacak, öğretmene rotasyon gelecek, öğretmenin performansını ölçmek için okul müdürü, meslektaşı, öğrencisi ve velisi öğretmene puan verecek, eğitim fakültesini seçen lisans öğrencileri komisyon tarafından değerlendirmeye tabi tutularak öğretmenliği yapamayacak olanları başka fakültelere kaydırılacak, öğretmen olmak için başka fakültelerden öğrenci alınabilecek. Yeni öğretmen seçiminde lisans başarısı, seçme sınav puanı, ürün seçki dosyası, öğretmenlik uygulaması değerlendirmesi ve mülakat gibi çoklu bir değerlendirmeye tabi tutulacak..." Bakanlığın bu belgesi 2017-2023 arası politikasını belirleyen bir yol haritası hüviyetinde.

Resmi Gazetede yayımladığı bu belgeye göre Bakanlık sorunu tespit etmiş. Eğitim ve öğretimin önündeki en büyük engel olarak öğretmeni görmektedir. Öğretmen yola getirilirse eğitim ve öğretimimiz düzlüğe çıkacak anlayışındadır. Ülke yönetimine yön verenlerin hakkıdır kural koymak ve uygulamak. Bize düşen hamama girip terlemek. İnşallah iyi düşünülüp ortaya konmuş bir yol haritasıdır diye temenni etmek istiyorum. Yetkililer bu belgeyi hazırlarken işin mutfağındakilere ne kadar sordu, burası da muamma. Keşke sorsaydı, iyi bir saha çalışması yapsaydı, daha iyi olurdu diye düşünüyorum. İnşallah bu uygulama bundan öncekiler gibi başlatılıp bir defa uygulandıktan sonra çöpe atılmaz. Bu belgenin eğitim ve öğretim alanında ne tür iyileştirmeler yapacağını, ne tür aksaklıklarının ortaya çıkaracağını hep beraber göreceğiz. Temenni ediyorum ki 2023’e varmadan çöpe atılıp yeni bir uygulama konmaz önümüze. Çünkü bu ülke bu konularda uygulama çöplüğüne döndü. Deneme-yanılma yoluyla doğru yolu bulacağız ama bunun için kaç nesli yok ettik/yok edeceğiz? Bunu da zaman gösterecek.

Belge daha uygulamaya konmadan samimi duygular içerisinde  bu konuda ve eğitim-öğretim alanında eleştirilerimi dile getirmek istiyorum. Bakanlık yetkililerinin şunu iyi bilmesi gerekir ki bir yerde sorun varsa sorun, tek taraflı olmaz. Paydaşların az veya çok etkisi vardır. Sadece oranları farklıdır. Gördüğüm kadarıyla Bakanlık eğitim ve öğretimde tek ve yegane sorun olarak öğretmeni görmektedir. Bakanlık, diğer paydaşlara dokunmadan sorunu tek taraflı çözme derdinde. Burada öğretmenin ev ödevleri bir bir sıralanırken eğitimin diğer iç ve dış paydalarının da sorumluluklarına yer verilmeliydi diye düşünüyorum. Bu belge o zaman mükemmele yakın bir belge olurdu diye düşünüyorum. Bu konu çok su götürür. Enine boyuna konuşulması gerekir. 12/06/2017

* 17/06/2017 günü Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.


Yusuf el Karadavi teröristmiş! *

Suudi Amerika, BAE, Bahreyn ve Mısır, Katar'da yaşayan 91 yaşındaki hem Mısır hem de Katar vatandaşı olan Yusuf el-Karadavi'yi terörist ilan etti. Dünya İslam Birliği adı verilen Rabıta da Karadavi'nin İslam Fıkıh Konseyi üyeliğini askıya alarak üyelikten çıkardı. ABD başkanının Suudi Amerika'yı ziyaretinden sonra başını Suudi Amerika'nın  çektiği bazı Arap ülkelerinin Katar'a yaptırımlar uygulamak amacıyla bir ve beraber hareket etmeleri Arap Birliği adına göz kamaştırdı gerçekten. Katar'ı hizaya getirmek için bir dizi ev ödevi de yayımlamayı ihmal etmediler. Bir hız ki ne hız, maşallah! Allah nazardan saklasın. Birliktelikleri düşman çatlatır cinsten. 

ABD başkanı TRUMP kendileriyle ne kadar gurur duysa yeridir. ABD'liler, TRUMP'un ABD başkanı seçilmesini kabul etmesinler. Ona dost olarak Arap ülkeleri yeter de artar bile. Kendi ülkesi kadir-kıymet bilmiyorsa TRUMP ne yapsın? Araplar efendilerine ne kadar teşekkür etseler azdır. Bir geldi yanlarına. Durdular karşılarında el pençe bir vaziyette. "Katar için emrin olur" dediler ve düğmeye bastılar. Terörist ilan ettikleri Karadavi, tüm Müslümanlar tarafından otorite kabul edilen bir kişi. Yani "Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı." Ufak atsalar da civcivler yese bari. Yesinler sizin terörist anlayışınızı! Bugüne kadar tek silahı kağıt ve kalem olan yaşlı bir zatı terörist ilan ederken insan utanır. İnsanlıktan nasibini almamış maskara kişiler bunlar. İnsanda biraz edep, haya, utanma olur. Zerre kadar onurları olsa gülünç duruma düştüklerini bilirler. Karadavi’ye küfredenler Müslüman olsalar bari. Bunlar Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya devam ediyorlar. İyiden iyiye cami duvarına işemeye başladılar. Bir araya gelip dünyanın en büyük terörist devleti olan İsrail’i bile terörist ilan edememiş bu aklı evvel, menfaatperestler güruhu, varlık sebebi bildikleri efendilerinin dümen suyundan anlaşılan kurtulamayacaklar. Çünkü varlık sebepleri onlar. Bereket, efendileri “Şimdilik ambargo uygulayın” demiş. “Savaş açın, haritada Katar diye bir devlet kalmasın” deseymiş hiç gözlerini kırpmadan Katar’ın üzerine yürüyüp bir kaşık suda boğacaklarmış.

Başı çeken kukla maalesef Mekke ve Medine’yi de yönetiyor. Yanındaki BAE ve Bahreyn ile birlikte ABD’yi finanse ediyorlar aynı zamanda.  

Ülkesinin meşru devlet başkanını darbe ile indiren SİSi de 90’lık ihtiyara terörist diyenlerden. Bunlar aynaya iyi bakmışlar gerçekten. İnsan aynada kendini görürmüş derler. Ülkelerini kaba kuvvetle yöneten şehir eşkiyaları olduklarını cümle alem biliyor, bunlar ise kafalarını kuma sokmuşlar, başkasına suç isnat etmeye çalışıyorlar. Kendi iradeleri olsa gam yemeyeceğim. Kanları beş para etmez ama maalesef kendilerine cetvelle ölçülerek verilen yerlerin dikta yöneticileri hepsi.

Son demlerini yaşıyorlar. Ecelleri geldi, cami duvarına işemeye devam ediyorlar. ‘Bu zalimlerin nasıl bir inkılap ile devrileceklerini -herkes- bilecektir. Üstelik çok da yakındır. Müslüman kardeşine karşı şiddetli, kafirlere karşı merhametli olan bu kuklaların rezilliğini dünya pek yakında görecektir. Onların bu durumu ardından gelecek zalimlere de darb-ı mesel olur. Öbür dünyada da bu dünyada bir ve beraber oldukları, hatırından çıkamadıkları efendileri ile beraber olur, Müslüman yüzüne hasret kalırlar inşallah. Tek temennim, sevdikleriyle beraber haşrolunmaları. Utancım, bizimle aynı dine inanıyor görünmeleri maalesef. 12/06/2017

* 15/06/2017 günü Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.