Eskiden saatler martın sonunda ileriye, ekimin sonunda da geriye alınırdı. Bu sene ekim ayında saatler geriye alınmadı. Yani saatle bir ileri, bir geri şeklinde oynanmadı.
İlk başlarda saatlerin geriye alınmaması garibimize gitti. Çünkü işe gitmek için çıktığımızda hava karanlık oluyordu. Üstelik sabah ezanları daha yeni okunuyordu. Hayat herkes için özellikle çalışanlar için daha erken başlıyordu. Ayaklarımız geri geri gitse de, yolda yürürken bu vakitte işe/okula gidilir mi diye homurdansak da alıştık.
Bir iyiliği oldu ileri saatin. Sabah namazı kaçmıyor. Namaz kılmak isteyen için "Efendim sabah namazına kalkamıyorum, uyuya kalmışım" mazeretleri ortadan kalktı. Çünkü işe gittiğimiz esnada daha Güneş doğmamış oluyor. Hatta isteyen sabah namazını camide cemaatle kılıp işine öyle gidebilir. İlk başlarda saatlerin her ne kadar hoşumuza gitmese de saatlerin bu şekilde kalması bir hayra sebep oldu. Çünkü çoğunluğun en zorlandığı namaz sabah namazı idi. Bir çoğumuz uykuya yenik düşüyordu.
Bu uygulamayı başlatanlar bunu gözetti mi bilmiyorum ama hayırlı bir iş yapmış oldular. Geçen gün bir arkadaş, bu saatle birlikte sabah namazını kılmak için camiye gelenlerin sayısında gözle görülür bir artış olduğunu söyledi.
Peygamberimiz bir sözünde: "Bir hayra sebep olan o hayrı yapmış gibi olur, bir kötülüğe öncülük yapan o kötülüğü yapmış gibi olur" buyurmaktadır. Sebep olanlardan Allah razı olsun. 18.01.2017
18 Ocak 2017 Çarşamba
Reina katiamcısını besleyeceğiz
Dün gece yılbaşı gecesi 39 kişinin ölümüne sebep olan Reina katliamcısı yakalandı. Güzel bir haber. Katili yakalamak için titizlikle izini süren ve sağ olarak yakalayan MİT ve emniyet yetkililerini tebrik etmek lazım.
Katilin başka bir eylem yapmadan yakalanması milletçe hepimize derin bir nefes aldırdı. Bu önemli bir başarı. Fakat esas başarı gerisindeki azmettirici ve bağlantılarını elde etmek için katili konuşturmada. Sırf bu işler için yetiştirilmiş profesyonel psikopat tipleri konuşturmak öyle kolay değil. Bu tipleri konuşturmak için dünyanın en ağır işkence türlerini uygulasan, hatta öldürsen konuşmazlar. İstersen serbest bırakmayı teklif etsen de yine konuşmazlar. Çünkü bu iş için hazırlanmadan önce nice testlerden geçmiştir. Farzedelim ki konuştu. Doğru konuşmazlar. Ya dinim için yaptım der, ya da yanıltmak için alakası olmayan birine suç atar, emri ondan aldım der. Ya da sık sık ifade değiştirir, kuşkulu ve çelişkili ifade verir. Hasılı arkasındaki zinde ve karanlık güç öğrenilemez.
Doğruyu söyleyemez. Çünkü derdi kendisi değildir. Ona bu görevi verenler yakalandığı takdirde ne şekilde ifade vereceğini de öğretmişlerdir. Doğru beyan verdiği takdirde bu ifadenin nelere mal olacağını, çoluk ve çocuğunun aynı anda yok edileceğini de bilir. Belki de katilin yerini katliam emrini verenler ifşa etmiş, polise bildirmiş olabilir. Çünkü has adamlarının görevini layıkıyla yaptığını, artık misyonunun bittiğini, kullandıklarını bir daha kullanmayacaklarını bilirler. Böylece zaten ölmesi mümkün olmayan katilden kurtulurlar, hem de böyle önemli bir katilin yerini istihbarat etmek suretiyle Türkiye devletinin güvenini kazanırlar. Böylece bir taşla iki kuş vurmuş olurlar. O yüzden işimiz zor. Devlet bu durumda ne yapacak, bunu da zaman gösterecek. Belki daha sorgulayamadan içeriden ayarladıkları birine öldürtecekler. Bekleyip görelim bakalım.
Nasıl yakalandı bilmiyorum. Belki de katil kendi kendini yakalattı. Ceza versek bile idam edemeyeceğimiz bu caniyi biz içeride devlet olarak besleyeceğiz. Uçan kuştan korumak için güvenliği had safhaya çıkaracağız. Zira oralar belki de dışarıdan daha emniyetli onun için. Yani hapishanede bu hasta, ruhsuz tipe biz istesek de istemesek de paşalar gibi bakacağız. Biz ki 40 bin kişinin katilini bile besliyoruz. 39 kişinin katilini mi besleyemeyeceğiz? Şefkatini, merhameti izi ve acziyetimizi maalesef onlar da biliyor. Çünkü bizi bizden iyi tanıyorlar. 18.01.2017
Katilin başka bir eylem yapmadan yakalanması milletçe hepimize derin bir nefes aldırdı. Bu önemli bir başarı. Fakat esas başarı gerisindeki azmettirici ve bağlantılarını elde etmek için katili konuşturmada. Sırf bu işler için yetiştirilmiş profesyonel psikopat tipleri konuşturmak öyle kolay değil. Bu tipleri konuşturmak için dünyanın en ağır işkence türlerini uygulasan, hatta öldürsen konuşmazlar. İstersen serbest bırakmayı teklif etsen de yine konuşmazlar. Çünkü bu iş için hazırlanmadan önce nice testlerden geçmiştir. Farzedelim ki konuştu. Doğru konuşmazlar. Ya dinim için yaptım der, ya da yanıltmak için alakası olmayan birine suç atar, emri ondan aldım der. Ya da sık sık ifade değiştirir, kuşkulu ve çelişkili ifade verir. Hasılı arkasındaki zinde ve karanlık güç öğrenilemez.
Doğruyu söyleyemez. Çünkü derdi kendisi değildir. Ona bu görevi verenler yakalandığı takdirde ne şekilde ifade vereceğini de öğretmişlerdir. Doğru beyan verdiği takdirde bu ifadenin nelere mal olacağını, çoluk ve çocuğunun aynı anda yok edileceğini de bilir. Belki de katilin yerini katliam emrini verenler ifşa etmiş, polise bildirmiş olabilir. Çünkü has adamlarının görevini layıkıyla yaptığını, artık misyonunun bittiğini, kullandıklarını bir daha kullanmayacaklarını bilirler. Böylece zaten ölmesi mümkün olmayan katilden kurtulurlar, hem de böyle önemli bir katilin yerini istihbarat etmek suretiyle Türkiye devletinin güvenini kazanırlar. Böylece bir taşla iki kuş vurmuş olurlar. O yüzden işimiz zor. Devlet bu durumda ne yapacak, bunu da zaman gösterecek. Belki daha sorgulayamadan içeriden ayarladıkları birine öldürtecekler. Bekleyip görelim bakalım.
Nasıl yakalandı bilmiyorum. Belki de katil kendi kendini yakalattı. Ceza versek bile idam edemeyeceğimiz bu caniyi biz içeride devlet olarak besleyeceğiz. Uçan kuştan korumak için güvenliği had safhaya çıkaracağız. Zira oralar belki de dışarıdan daha emniyetli onun için. Yani hapishanede bu hasta, ruhsuz tipe biz istesek de istemesek de paşalar gibi bakacağız. Biz ki 40 bin kişinin katilini bile besliyoruz. 39 kişinin katilini mi besleyemeyeceğiz? Şefkatini, merhameti izi ve acziyetimizi maalesef onlar da biliyor. Çünkü bizi bizden iyi tanıyorlar. 18.01.2017
17 Ocak 2017 Salı
İletişim yolunu kapatanlar uzaktan atış yaparlar
Aynı kulvarda aynı dava uğruna çalışan insanlar vardır. Aynı düşünce yapısına sahip olmasına rağmen hiçbir konuda anlaşamazlar. Birinin ak dediğine diğeri beyaz der. Aynı şeyi söyleseler de birbirlerini dinlemedikleri için farklı şey söylediklerini sanırlar.
Düşman kardeştirler bunlar. Ne ayrılıp kendi yollarına giderler, ne de biraraya gelirler. Ortada bir sorun yok deseler de alttan alta içleri kaynar. Birbirlerini alt etmek için kıyasıya bir mücadele içerisindedirler. Yeter ki birinin ayağı takılıp bir tökezlesin. Hemen diğeri, mal bulmuş mağribi gibi ben demiştim, dediğimi dinlemediler, beni dinleselerdi başlarına bu durum gelmeyecekti. İşte ben bu yüzden, bu yönetim tarzından dolayı eleştiri getiriyordum demeye başlar.
Aynı davaya gönül vermiş insanların kavgası kardeşlerin kavgası gibidir. Yıllar yılı devam eder gider. Aradaki sorunun ne olduğunu kimse de anlamaz. Ya da anlamadıklarını sanırlar. Çözmek için bir araya gelip konuşmayı da denemezler. Tek yaptıkları birbirine karşı uzaktan atış yapmaktır, kamuoyu oluşturmaktır, haklılıklarını ispatlama çabasıdır, egolarını tatmin etme yarışıdır.
Post kapma-postu deldirmeme savaşı diyelim. Öyle zannediyorum daha iyi anlaşılır. Bilinç altlarında olanı dışa farklı bir şekilde yansıtarak belli etmemeye çalışırlar. Post kavgasını dava adı altında yürütürler. Birbirlerine karşı biraraya gelip konuşacak öz güvenden ve cesaretten yoksundurlar.
Bunların arasındaki adı konmamış kavga geri planda çözülmeyince olan da camiaya oluyor. Yazık gerçekten!..
Ya bir araya gelin, çözün meselenizi. Ya da kendi işinize koyulun. Doğru yoldaysanız haklılığınız er veya geç anlaşılır. Yarışı kaybetmişsen bir nefer gibi bayrağı taşıyanlara destek ol. Saman altından su yürütme. Her şeyden nem kapma. Yanlış görmüşsen git kapısını çal, yanlışı orada ifade et.
Camiayı yönetme işini üstlenenler! Yöneticilik eleştirilere açık olmak demektir. Bu işi yapıyorsanız alınmayacaksınız. Doğru yoldaysanız üzülmeyin. Yanlış yapmış ve eleştiri almışsanız başka bir niyet aramayın. Kardeşinize teşekkür edin, yanlışınızı düzeltin, yolunuza devam edin. Şeffat olun, biraz geniş karınlı olun. Yaptığınızın doğruluğundan eminseniz izah edin ve tekrar yolunuza devam edin.
Sizi dışarıda eleştiren bir kardeşiniz varsa makamınıza davet edip orada dinleyin, konuşmasına fırsat verin. Gelmeyip uzaktan eleştiriyorsa bu ikinizin ayıbıdır. Demek ki iletişim kapıları kapalı. Önce bu kapıyı açık tutmayı deneyin. Hiçbir hata tek taraflı olmaz. Sadece hata oranları farklı olabilir.
Kavganız devam edecekse bu Kavganız başkalarını alet etmeyin. Gazanız mübarek olsun. Allah iyi niyetli olanların yollarını açık etsin... 17.01.2017
Düşman kardeştirler bunlar. Ne ayrılıp kendi yollarına giderler, ne de biraraya gelirler. Ortada bir sorun yok deseler de alttan alta içleri kaynar. Birbirlerini alt etmek için kıyasıya bir mücadele içerisindedirler. Yeter ki birinin ayağı takılıp bir tökezlesin. Hemen diğeri, mal bulmuş mağribi gibi ben demiştim, dediğimi dinlemediler, beni dinleselerdi başlarına bu durum gelmeyecekti. İşte ben bu yüzden, bu yönetim tarzından dolayı eleştiri getiriyordum demeye başlar.
Aynı davaya gönül vermiş insanların kavgası kardeşlerin kavgası gibidir. Yıllar yılı devam eder gider. Aradaki sorunun ne olduğunu kimse de anlamaz. Ya da anlamadıklarını sanırlar. Çözmek için bir araya gelip konuşmayı da denemezler. Tek yaptıkları birbirine karşı uzaktan atış yapmaktır, kamuoyu oluşturmaktır, haklılıklarını ispatlama çabasıdır, egolarını tatmin etme yarışıdır.
Post kapma-postu deldirmeme savaşı diyelim. Öyle zannediyorum daha iyi anlaşılır. Bilinç altlarında olanı dışa farklı bir şekilde yansıtarak belli etmemeye çalışırlar. Post kavgasını dava adı altında yürütürler. Birbirlerine karşı biraraya gelip konuşacak öz güvenden ve cesaretten yoksundurlar.
Bunların arasındaki adı konmamış kavga geri planda çözülmeyince olan da camiaya oluyor. Yazık gerçekten!..
Ya bir araya gelin, çözün meselenizi. Ya da kendi işinize koyulun. Doğru yoldaysanız haklılığınız er veya geç anlaşılır. Yarışı kaybetmişsen bir nefer gibi bayrağı taşıyanlara destek ol. Saman altından su yürütme. Her şeyden nem kapma. Yanlış görmüşsen git kapısını çal, yanlışı orada ifade et.
Camiayı yönetme işini üstlenenler! Yöneticilik eleştirilere açık olmak demektir. Bu işi yapıyorsanız alınmayacaksınız. Doğru yoldaysanız üzülmeyin. Yanlış yapmış ve eleştiri almışsanız başka bir niyet aramayın. Kardeşinize teşekkür edin, yanlışınızı düzeltin, yolunuza devam edin. Şeffat olun, biraz geniş karınlı olun. Yaptığınızın doğruluğundan eminseniz izah edin ve tekrar yolunuza devam edin.
Sizi dışarıda eleştiren bir kardeşiniz varsa makamınıza davet edip orada dinleyin, konuşmasına fırsat verin. Gelmeyip uzaktan eleştiriyorsa bu ikinizin ayıbıdır. Demek ki iletişim kapıları kapalı. Önce bu kapıyı açık tutmayı deneyin. Hiçbir hata tek taraflı olmaz. Sadece hata oranları farklı olabilir.
Kavganız devam edecekse bu Kavganız başkalarını alet etmeyin. Gazanız mübarek olsun. Allah iyi niyetli olanların yollarını açık etsin... 17.01.2017
Kaydol:
Yorumlar (Atom)