9 Eylül 2016 Cuma

Konya düğünleri üzerine

1.Düğünde yapılacak ve yapılmayacak olanlar taraflar arasında söz kesmeden önce konuşulmalıdır.
2.Söz kesme ile düğün arası uzun tutulmamalıdır.
3.Resmi nikahtan önce dini nikah yapılmamalıdır.
4.Tarafları maddi olarak zorlayacak alışverişlerden kaçınılmalıdır.
5.Alışverişler kalabalık bir akraba grubuyla yapılmamalıdır.
6.Alışveriş yapılacak yer seçiminde fiyatlarin yazılı olduğu yerler seçilmeli, Etiket fiyatından çok indirim yapılan yerler tercih edilmemelidir.
7.Tek kullanımlık alışverişlerde lükse kaçılmamalı.
8.Taraflar birbirine karşı empati yapmalı.
9.Nişan yapılmamalı, yapılacaksa da söz kesilince yapılmalıdır, Nişan ve kına birlikte yapılmalıdır.
10.Nişanlarda ilahi okunmamalı, kına oynamalı olmalı, bilindiği gibi "Düğün evinde oynanır, cenaze evinde ağlanır." Oynamalarda ifrat ve tefritten kaçınılmalı. Nişan ve düğünlerde takı töreninden vazgeçilmelidir.
11.Nişan, kına ve düğünlerde silah vb tehlikeli ve rahatsız edici kullanımlar yasaklanmalıdır.
12.Düğünlerde konvoy olmamalı, olacaksa da 8-10 araç ile sınırlandırılmalı
13.Düğünlere icabet edilmeli
14.Düğün yemeklerine ortak yeme alışkanlığından vazgeçilerek tabildot usûlüne geçilmeli. Yemekler self-servis olmalı, herkes yiyeceği kadar yemek almalı, isteyen daha sonra takviye alabilmeli, illa beraber olacak deniyorsa sulu yemekler kesinlikle ayri tabakta verilmeli, düğün yemeğine katılana maden suyu satışı yapılmamalı, yemek davetine katılacak olan davetli kaç kişi ile katılacağını önceden düğün sahibine bildirmelidir, katılamayacak olan da önceden haber vermeli ki, düğün sahibi de yemek konusunda ilave ve eksiltme yapabilmeli,
15.Düğüne hediye getirirken karşılık beklenmemeli, ne getirirse o götürülmemeli.
16.Hediyeleşmede mutfak eşyası getirmekten vazgeçilmeli, getirilmişse de üzerine isim yazılmalı, kapalı zarf içerisinde verilecek az veya çok makul bir nakit tercih edilmeli, hediye yüksek maliyetli olmamalı, ya da sembolik olmalı, düğün sahibi sıcak bir yuva kurma telaşında, biliniz ki adam, züccaciye dükkanı açmayacaktır. Verilecek nakitle de mutfak eşyası alınabilir
17.Gelin arabasının önü kesilmemeli, kesilecekse de sembolik olarak kesilmeli, ayrıca pazarlık yapılmamalı,
18.Damat ayakkabısını kaçırarak sağdıça sıkıntı verilmemeli,
19.Kuaför vb yerlerde aşırı bahşişlerden kaçınılmalıdır. Hatta damat, gelin para teklif etse de kuaför vb işletmeler ,"Ne parası, bu da benden düğün hediyesi olsun" demeli,
20.Dini nikah, damat katma vb durumlarda arapça duadan vazgeçilerek türkçe dua yapılmalı.
21.Düğün yemeklerinde kazan ağzı açma adeti kaldırılmalı, düğün yemeklerinde servis yapan profosyoneller kesinlikle bahşiş almamalı/verilmemeli,
22.El öpmelerde para verme adeti de sonlandırılmalı, yakın akrabanın canı alınmamalı,
23.Konvoy vb  durumlara katılan gelin arabasının yakıtı önceden doldurulmalı, gelin indirme esnasında yakıt bitmemeli,
24.Kayınpeder düğün bittikten sonra geri kalan ömrünü düğünden kalan borcu ödemekle geçirmemeli. Çevremizde maliyetinden dolayı düğüne kalkışamayanlar olduğu düşünülmeli,
25.İnsan bir defa evlenir, her şeyim tam olsun mükemmeliyetçiliğinden vazgeçilmeli, hele başkası, elalem ne der düşüncesinden kaçınılmalı. 

Millet ne ile uğraşıyor, adamın derdine bak demeyin, unuttuklarımı da siz yazın.. 09.09.2014

8 Eylül 2016 Perşembe

Bir ileri bir geri olmayacak artık


26/03/2016 tarihinde kaleme aldığım (http://dilinkemigiyok.blogspot.com.tr/2016/03/ileri-geri-saat-uygulamas-veya-nesi-olay.html) yazımda  ileri-geri saat uygulamasını eleştirip bu komedi daha ne zamana kadar sürecek demiştim.

Hükümetin 2013 yılından itibaren sona erecek dediği fakat bir türlü hayata geçiremediği ileri-geri saat uygulaması nihayet 08/09/2016 günü Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile son buldu. Bundan sonra bu ülkede hep ileri saat uygulaması devam edecek. Ülkemize hayırlı olsun. Bu kararı alanları tebrik etmek istiyorum.

Saat bir ileri, bir geri…mesele bundan ibaret. Çok da önemli değil. Tebriğe de gerek yok diyebilirsiniz. Siz önemli görmeseniz de ben önemli görüyorum bu kararı. Saatle oynanması bir ucube idi. Bu konuda Bakanlar Kurulu karar almışsa demek ki küçümsenecek bir karar değil bu. Önce bunda anlaşalım. Aslında benim düşüncem, geri saat uygulamasının sürekli olması şeklindeydi. Ama olsun. Bundan sonra saatlerimizle oynanmasın da varsın ileri saat hep uygulamada kalsın.

Geçmişten beri “Gün ışığından daha fazla yararlanmak…diğer ülkelerle aynı saat diliminde olmak” gibi sebeplerle saatlerimizi bir ileri, bir geri alıyorduk. Diğer ülkelerle zaten saat farkımız var. İleri alsak da, geri alsak da saatlerimiz tutmuyordu zaten. Gün ışığından daha fazla yararlanmanın ne demek olduğunu hiç anlamadım bu yaşıma kadar. Şükür anlayamadan da kaldırıldı. Belki de bu adama 53 yaşına kadar hala öğretemediysek bundan sonra da öğretemeyiz diye kaldırıldı.


Bundan sonra Cahiliye Döneminde Arapların aylarla oynadığı gibi bizler de saatlerimizle oynamayacağız. Özellikle mart ayı geldiğinde uygulamaya konan ileri saat sendromunu yaşamayacağız bu vesileyle. Saatle oynanmasına kolay kolay alışamıyorduk. Kalkıp işe gitmede, buluşmada, “Efendim, yeni saate göre mi buluşacağız” şeklindeki sorulara da muhatap olmayacağız bundan sonra. 08/09/2016

“Amca! Dur bir dakika…Ne o elindeki, çöpe mi atacaksın onları?


Evimi taşıdıktan sonra çıktığım eve uğradım kalan birkaç şey varsa alıp geleyim diye. Kalanları alıp evden çıktım. Yeni evime doğru yöneldim. Solumda kalan çöp kutusunun yanından geçerken parkın içerisinde oturan iki bayandan biri ayağa kalktı: “Amca dur bir dakika. Ne o elindeki, çöpe mi atacaksın onları” dedi. Hayır dedim yürüdüm.

Elimdeki eşyanın bir kıymeti harbiyesi yoktu. Anlaşılan ihtiyaç sahipleri. Neye ihtiyaçları var bilmiyorum ama elimdekini sorduklarına göre ne çıkarsa bahtımıza der gibi bekleşiyorlardı çöpün yanında. Sanırım bana göre gereksiz, kendilerine göre belki de bir ihtiyacımızı giderecek bir şey olabilir diye düşünmüş olmalılar. Olur ya çöpe atarsam çöpten almaları çok zor. Belediyenin  yeni çöp konteynerlerinin içinden herhangi bir eşya atabilmek mümkün değil. Bu yüzden elindekine bakıyorlar.

Acıdım hallerine. Mecbur kalmayan kimse orada bu şekilde beklemez. Yazık bu insanlara gerçekten. Kim bilir ne kadar ihtiyaç sahipleridir. Bunlar bu  şekilde çöp kenarında bekleşerek rızıklarını temin etmeye çalışırken diğer taraftan okuldan ayrılıp  kavşağa geldiğimde  son model lüks arabasıyla arabasını devirecek şekilde bağırtan sefa ehli, ehli keyif, karnı tok ve de şımarık bir insan müsveddesi gördüm. Ne yapıyor bu adam, şimdi arabasını devirecek, ya da birine çarpacak diye kendisine korkulu bir şekilde bakan insanların bakışından zevk alırcasına kavşaktan 3-4 defa döndü… Aynı asırda, aynı ülkede ve aynı şehirde birlikte yaşıyor bu insanlar maalesef. Birinin eli yağda, diğerinin gözü çöpte. Adaletin bu mu dünya diyesi geliyor insanın. Gerçi dünyanın suçu ne? Yaşadığımız ortamı sağlayan yine bizim cinsimizden insanlar değil mi? Bir ülkede sosyal adalet de bu kadar mı uçurum olur? Bir kısmımız tatillerde alıp başını tam porsiyon otellerinde alırken bu tür çöpten beslenenler, şehirdeki tüm kutularını yürüyerek arşınlıyor… Karton, kitap, demir, kağıt vb satacak, para edecek ne bulurlarsa dolduruyorlar kendilerince oluşturdukları taşıma aletleriyle. Biz çöpün yanına varırken tiksiniyoruz atacağımızı atıp hemen uzaklaşıyoruz. Onlar koşarak varıyorlar ekmek teknelerine. Karıştırdıkça karıştırıyorlar çöpün içerisini.

Aynı asırda yaşayan bizler bunun hesabını öbür dünyada zor veririz. Bunu biliyorum. Hesabımızın rengi nasıl olur diye merak edenimiz olursa işimiz kül öbür dünyada haberimiz olsun. Karnımız tok bizim. Hatta iğrenerek bakıyoruz çöpün etrafında ekmek kavgası verenlerin kılık-kıyafetlerine. Biz ne kadar tiksinsek de bu şekilde ekmeğini taştan çıkartan bu insanları takdir etmek gerekir. Çalmadan çırpmadan bizim işe yaramaz diye çöpe attıklarımızı ekonomiye tekrar kazandırdıkları için.


Yazık bize gerçekten. İnsanımız ölmüş bizim. İnsanlığımızı kaybedeli çok olmuştu zaten. Konya-08/09/2016