Evimi taşıdıktan sonra
çıktığım eve uğradım kalan birkaç şey varsa alıp geleyim diye. Kalanları alıp
evden çıktım. Yeni evime doğru yöneldim. Solumda kalan çöp kutusunun yanından
geçerken parkın içerisinde oturan iki bayandan biri ayağa kalktı: “Amca dur bir
dakika. Ne o elindeki, çöpe mi atacaksın onları” dedi. Hayır dedim yürüdüm.
Elimdeki eşyanın bir
kıymeti harbiyesi yoktu. Anlaşılan ihtiyaç sahipleri. Neye ihtiyaçları var
bilmiyorum ama elimdekini sorduklarına göre ne çıkarsa bahtımıza der gibi
bekleşiyorlardı çöpün yanında. Sanırım bana göre gereksiz, kendilerine göre
belki de bir ihtiyacımızı giderecek bir şey olabilir diye düşünmüş olmalılar.
Olur ya çöpe atarsam çöpten almaları çok zor. Belediyenin yeni çöp konteynerlerinin içinden herhangi
bir eşya atabilmek mümkün değil. Bu yüzden elindekine bakıyorlar.
Acıdım hallerine.
Mecbur kalmayan kimse orada bu şekilde beklemez. Yazık bu insanlara gerçekten.
Kim bilir ne kadar ihtiyaç sahipleridir. Bunlar bu şekilde çöp kenarında bekleşerek rızıklarını
temin etmeye çalışırken diğer taraftan okuldan ayrılıp kavşağa geldiğimde son model lüks arabasıyla arabasını devirecek
şekilde bağırtan sefa ehli, ehli keyif, karnı tok ve de şımarık bir insan müsveddesi
gördüm. Ne yapıyor bu adam, şimdi arabasını devirecek, ya da birine çarpacak
diye kendisine korkulu bir şekilde bakan insanların bakışından zevk alırcasına
kavşaktan 3-4 defa döndü… Aynı asırda, aynı ülkede ve aynı şehirde birlikte
yaşıyor bu insanlar maalesef. Birinin eli yağda, diğerinin gözü çöpte. Adaletin
bu mu dünya diyesi geliyor insanın. Gerçi dünyanın suçu ne? Yaşadığımız ortamı
sağlayan yine bizim cinsimizden insanlar değil mi? Bir ülkede sosyal adalet de
bu kadar mı uçurum olur? Bir kısmımız tatillerde alıp başını tam porsiyon
otellerinde alırken bu tür çöpten beslenenler, şehirdeki tüm kutularını
yürüyerek arşınlıyor… Karton, kitap, demir, kağıt vb satacak, para edecek ne bulurlarsa
dolduruyorlar kendilerince oluşturdukları taşıma aletleriyle. Biz çöpün yanına
varırken tiksiniyoruz atacağımızı atıp hemen uzaklaşıyoruz. Onlar koşarak
varıyorlar ekmek teknelerine. Karıştırdıkça karıştırıyorlar çöpün içerisini.
Aynı asırda yaşayan
bizler bunun hesabını öbür dünyada zor veririz. Bunu biliyorum. Hesabımızın rengi
nasıl olur diye merak edenimiz olursa işimiz kül öbür dünyada haberimiz olsun.
Karnımız tok bizim. Hatta iğrenerek bakıyoruz çöpün etrafında ekmek kavgası
verenlerin kılık-kıyafetlerine. Biz ne kadar tiksinsek de bu şekilde ekmeğini
taştan çıkartan bu insanları takdir etmek gerekir. Çalmadan çırpmadan bizim işe
yaramaz diye çöpe attıklarımızı ekonomiye tekrar kazandırdıkları için.
Yazık bize gerçekten.
İnsanımız ölmüş bizim. İnsanlığımızı kaybedeli çok olmuştu zaten. Konya-08/09/2016
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder