8 Eylül 2016 Perşembe

“Amca! Dur bir dakika…Ne o elindeki, çöpe mi atacaksın onları?


Evimi taşıdıktan sonra çıktığım eve uğradım kalan birkaç şey varsa alıp geleyim diye. Kalanları alıp evden çıktım. Yeni evime doğru yöneldim. Solumda kalan çöp kutusunun yanından geçerken parkın içerisinde oturan iki bayandan biri ayağa kalktı: “Amca dur bir dakika. Ne o elindeki, çöpe mi atacaksın onları” dedi. Hayır dedim yürüdüm.

Elimdeki eşyanın bir kıymeti harbiyesi yoktu. Anlaşılan ihtiyaç sahipleri. Neye ihtiyaçları var bilmiyorum ama elimdekini sorduklarına göre ne çıkarsa bahtımıza der gibi bekleşiyorlardı çöpün yanında. Sanırım bana göre gereksiz, kendilerine göre belki de bir ihtiyacımızı giderecek bir şey olabilir diye düşünmüş olmalılar. Olur ya çöpe atarsam çöpten almaları çok zor. Belediyenin  yeni çöp konteynerlerinin içinden herhangi bir eşya atabilmek mümkün değil. Bu yüzden elindekine bakıyorlar.

Acıdım hallerine. Mecbur kalmayan kimse orada bu şekilde beklemez. Yazık bu insanlara gerçekten. Kim bilir ne kadar ihtiyaç sahipleridir. Bunlar bu  şekilde çöp kenarında bekleşerek rızıklarını temin etmeye çalışırken diğer taraftan okuldan ayrılıp  kavşağa geldiğimde  son model lüks arabasıyla arabasını devirecek şekilde bağırtan sefa ehli, ehli keyif, karnı tok ve de şımarık bir insan müsveddesi gördüm. Ne yapıyor bu adam, şimdi arabasını devirecek, ya da birine çarpacak diye kendisine korkulu bir şekilde bakan insanların bakışından zevk alırcasına kavşaktan 3-4 defa döndü… Aynı asırda, aynı ülkede ve aynı şehirde birlikte yaşıyor bu insanlar maalesef. Birinin eli yağda, diğerinin gözü çöpte. Adaletin bu mu dünya diyesi geliyor insanın. Gerçi dünyanın suçu ne? Yaşadığımız ortamı sağlayan yine bizim cinsimizden insanlar değil mi? Bir ülkede sosyal adalet de bu kadar mı uçurum olur? Bir kısmımız tatillerde alıp başını tam porsiyon otellerinde alırken bu tür çöpten beslenenler, şehirdeki tüm kutularını yürüyerek arşınlıyor… Karton, kitap, demir, kağıt vb satacak, para edecek ne bulurlarsa dolduruyorlar kendilerince oluşturdukları taşıma aletleriyle. Biz çöpün yanına varırken tiksiniyoruz atacağımızı atıp hemen uzaklaşıyoruz. Onlar koşarak varıyorlar ekmek teknelerine. Karıştırdıkça karıştırıyorlar çöpün içerisini.

Aynı asırda yaşayan bizler bunun hesabını öbür dünyada zor veririz. Bunu biliyorum. Hesabımızın rengi nasıl olur diye merak edenimiz olursa işimiz kül öbür dünyada haberimiz olsun. Karnımız tok bizim. Hatta iğrenerek bakıyoruz çöpün etrafında ekmek kavgası verenlerin kılık-kıyafetlerine. Biz ne kadar tiksinsek de bu şekilde ekmeğini taştan çıkartan bu insanları takdir etmek gerekir. Çalmadan çırpmadan bizim işe yaramaz diye çöpe attıklarımızı ekonomiye tekrar kazandırdıkları için.


Yazık bize gerçekten. İnsanımız ölmüş bizim. İnsanlığımızı kaybedeli çok olmuştu zaten. Konya-08/09/2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Hünerimden Haberdar mıydınız?

Pek yetenekli biri olmasam da bu demek değildir ki her alanda beceriksizim. Övünmek gibi olmasın ama çoğu kişide olmayan ne cevherler var b...