20 Aralık 2015 Pazar

MAŞA OLMAYI NE ZAMAN BIRAKACAKSINIZ?

MAŞA OLMAYI NE ZAMAN BIRAKACAKSINIZ?★
Suruç patlaması ve 2 polisin ölümünden sonra tarafların konuşmalarıyla kılıçlarını çektiklerini görüyorum. Yaptığınız konuşmalar, paylaşımlarınız ve demeçleriniz kan, intikam kokuyor.

 Ülkeyi ve kendi insanınızı çok sevdiğinizi sanmıyorum. Siz kandan besleniyorsunuz. Bana sevgi ve kardeşlikten dem vurmayın. Siz kansız yaşayamazsınız. Canı yanan olayların arkasına bakmadan karşı tarafı suçluyor. Dava sandığı, uğruna öldüğü, ölürken de onlarca masumu arkasından götürenler maşadır, olayların ardından timsah gözyaşları dökerek karşı tarafa sözle saldırıya geçenler de maşadır; bey gibi durduğuna bakmayın. Yahu çenenizi bir tutun. Cenazelerinize de mi saygınız yok. Ateş düştüğü yeri yakar, çocuğu ölen baba sizin yaptığınızı yapmıyor. 

Bizim kültürümüzde cenazelerde yakınları ağlar, gerçek dostları da metanetli olmaları ve sabırlı olmaları için yanlarından ayrılmaz... Siz sözden anlamazsınız bilirim, belki insafa gelirsiniz: Ne olur ölürken, öldürürken, taraflarınızı kin ve intikamla doldururken Müslüman kimliğini taşımayın. İnancınızı ve bilginizi ortaya koyun, sizin o fikrinizi savunmanız için elimden geleni göstereceğim, asla ayıplamayacağım. İnanır göründüğün o din, "Bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş, bir insanı yaşayan da tüm insanlığı yaşatmış gibi olur." Buyurmaktadır. Haydi o aklını kullanmadı, satılmış. Sen ne diye başka ilçedeki masumları öldürüyorsun. O adamlar liseyi belki de üniversiteyi bitirdi iş bulamadı mecburiyetten polis oldu. Şimdi ardında kalan çocukları boynu bükük yetişecek, içine kapanık olacak belki de kinle büyüyecek, o da seni ya da diğer masumları öldürecek. Bilin ki öldürerek bitiremezsiniz. 

Attığınız her kurşun, bomba yeşermesi için yere saçılan bir tohumdur. Kim kimi, niçin öldürüyor, kimin eli kimin cebinde belli olmadan geleceğimizi yok ediyorsunuz.. Kanla beslenen, kan akıtan kanın içerisinde boğulacaktır. Ahiretiniz mi?  Keramet göstermeme gerek yok: İlâ Cehenneme zumera...

★ Sözüm samimi ve masum olanlara değildir. 22/07/2015

Samimiyet testine var mıyız?

Türkiye'de kan akmaya devam ediyor, yine analar ağlamaya devam edecek, biteceğe de benzemiyor. Ağzını açan barış istiyor. Herkes barış istediğine göre sahi, terörü kim yapıyor o zaman, bu terörü kim destekliyor, kim kimi niçin öldürüyor. Köşe başlarını tutmuş tuzu kurulardan hiç ölen var mı?... Her şeyi icat eden teknoloji bir de insanları, konuştuklarında samimi olup olmadıklarını test eden aletler icat etse. O zaman ak koyun kara koyun belli olsa.

Meteorolojinin çok yaygın olmadığı ve güven vermediği zamanlarda köyden şehre gelen vatandaş, şehirdeki esnaf akrabasının evine ya da iş yerine uğrardı. Hoşbeşe, "Köyde rahmet var mı? Ekinler nasıl?" Diye başlanırdı. "Rahmet var, ekinler de iyi dersen" şehirli esnaf akrabanın yüzü güler, sevinirdi. Köylü de "Akrabamız bizi ne de çok düşünüyor, gerçek dost bu" diye memnuniyetini ifade ederdi. Meğersem "Rahmet olur, mahsul iyi olursa köylünün eline para geçecek, kazandığını harcayacak, esnaf da faydalanacakmış " niyeti anlaşıldığında yıllar yılları kovalamıştı. Şimdi de ne kadar konuşan varsa "Kan dursun, terör sona ersin, analar ağlamasın, barış ve kardeşlik " diyen varsa sanırsın terör düşmanı, bizi çok seviyor... Sakın bunlar da "Köyde rahmete ve mahsulün bolluğuna"  sevinen esnafa benzemesin. Sakın dili barış derken kalbi sirkatin söylemesin...

Son söz, muhalifini öldürmekle bitire bilseydi  İsrail Filistinlileri bitirirdi. 1948 den beri İsrail, hayat hakkı tanımamak için öldürdü, öldürdü, öldürdü. Hala da öldürmeye devam ediyor ama ne bitirebildi, ne sevinebildi, ne huzur buldu, ne de huzur verdi.

Gelin öyleyse başkasının ölümüne kendi ölümüz gibi üzülelim. Başkasının ölüsünü kendi cenazemiz bilelim. Kendi katilimizin cezasını kendimiz verelim. Hayvan haklarına verdiğimiz değeri kendi hemcinsimize de verelim... 26/07/2015

Konuşunca Kendini Ele Verenler

İnsan konuşunca/yazınca/yorum yapınca kendini ele verir. Çünkü çapını, kapasitesini ortaya koyar. İşte bir örnek:

Öğrenciler arasında bir öğrencisinin dersi dinlemesi hocanın pek hoşuna gider. Öğrencisi ile gurur duyar.
Tüm öğrenciler soru sorduğu halde hoşuna giden öğrencinin soru sormaması, yorum yapmaması, derse katılmaması hocanın dikkatini çeker:
-"Oğlum sen niye soru sormuyor, derse katılmıyor, yorum yapmıyorsun? Bak, ne güzel ders dinliyorsun." deyince öğrenci parmağını kaldırır:
-Hocam iftar ne zaman olacak, ne zaman iftarımızı açacağız?
-Güneş batınca yavrum.
-Ya Güneş batmazsa.
Hoca çok sevdiği öğrencisinin sorduğu bu soruyu görünce -dinlemesi ve susması -çok hoşa giden öğrencisine hayret, taaccüp ve ibretle bakar ve:
-"Bazılarınızın susması ve dinlemesi, konuşmasından ve olayları yorumlamasından daha evladır. Çünkü insanoğlu dilinin altında saklıdır. Konuştuğu zaman kendini ele verir." diyerek dersine kaldığı yerden devam eder.

. 29/07/2015