25 Ekim 2026 günü süpürge almak için Kent Plaza'ya gittik. Beğendiğimiz süpürge 38 bin lira imiş. Ödemeyi yapıp aldık.
Çıkıp eve giderken süpürgeye ödediğim parayı düşündüm.
Bu düşünce beni 2005 yılının Temmuz ayına götürdü. Çünkü 2005 yılında Meram Yaka'dan 30 bin liraya 2+1 bir daire satın almıştım.
İster istemez vay be dedim. Bundan 21 yıl önce başımı sokacak eve 30 bin ödemişim. Bugün bu parayla bu evi süpürecek bir süpürge almak için üzerine bir 8 bin daha ekliyorum.
Yaptığım kıyas ne derece doğru olur bilmem. Şu var ki her ne olursa olsun 21 yılda bu ülkenin parasının alım gücü bu derece düşüp yok olmaz. Ama acı gerçek gösteriyor ki paramız erimiş de erimiş, yok olmuş, kül olmuş.
Bir para erir de bu kadar mı erir bu kadar mı tükenir bu kadar mı yok olur bu kadar mı değer kaybeder?
Güya TL'yi koruma kanunumuz var. Paramızı korumak için kanun çıkarmışız. 1930 yılında çıkarılan bu kanun hala yürürlükte. Görünen o ki kanunla bile paramızı koruyamıyoruz. Zaten kanunla da korunması mümkün değil.
Bizde bu kendi kendine yetme olmadıkça, develüasyon, enflasyon ve hayat pahalılığı oldukça, cari açık sürekli açık verdikçe, bizde bu kafa yapısı oldukça paramızın değerini ne kanun korur ne de Anayasa.
İşin garibi öyle bir paramız var ki değerlense de sorun, pul olsa da yerinde saysa da.
Paramız değerlenince ihracat yapanlar dert yanıyor. Para değer kaybettikçe ithalatçılar dert yanıyor. Bir dert yanan daha var ki onlar da parasını döviz olarak tutanlar.
Bu durumda halk ne yapacak? Bu kadar yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve gelen zamlar belini büküyor.
Bildim bileli bu ülkede enflasyon, paranın değer kaybı, devalüasyon, hayat pahalılığı olduğuna göre anlaşılan o ki enflasyonlu hayat bize biçilen bir rol. Bu kadar enflasyonlu hayat ve yıllara göre bu ülkenin fakir halkı iyi ayakta duruyor.
Paranın yokluğu bir dert, bir de varlığı. Yokluğu üzerine bir şey demeyeceğim. Allah kimseyi yoklukla imtihan etmesin. Paranın varlığı başlı başına bir dert. Say say bitmiyor. Ne cepte taşınıyor ne elde. Bu durumda eft, havale ve kredi kartları imdada yetişiyor. Bu dijital ortam da olmasa paramız ne taşınır ne sayılır ne de bir yerde muhafaza edilir.
Hasılı, milli paramız ölmüş de bizim haberimiz yok ve ağlayanı yok. Çünkü tarih olmuş gibi paramızın pul olduğundan bahsediyoruz. Ne diyelim, ruhuna fatiha.
Merhabalar Ramazan Hocam.
YanıtlaSilO kadar öfkeli ve o kadar doluyum ki anlatamam. Evet sayın hocam paramız öldü mevta oldu sevabına bir fatiha okuyanı bile yok! Böyle bir ülkede yaşıyoruz. Fransa'ya bakın kan gövdeyi götürüyor. Ne için? İktidar, halkın istediklerini yerine getirmediği için.
Selam ve saygılarımla.
As, merhabalar Recep Bey, İçimizde bir öfke bir üzüntü bir yılgınlık olmaması mümkün değil. Milli paramızın bu duruma düşmesi ve düşürülmesi içler acısı. Herhalde tedavülden kalksa üzüleni de olmaz. Fransa halkı isteklerde bir araya gelebiliyor. Kırıp dökmelerini tasvip etmesem de halkın tepkisini takdir ediyorum. Düşüncesi ne olursa olsun haklarını arıyorlar. Biz bırakın hak aramayı serzenişte bile bulunmuyoruz. Görüş bile belirtmiyoruz. Daha günlü devlet Sırbistan'da öğrenci hareketi erken seçimi getirdi. Ağlamayana emme vermezler diye boşa söylenmemiş.
Sil