Bir 10 yıldır ÖSYM sınavlarında görev almadım. Bir yıldır almaya başladım. Bina tercihi yaparken de evime yürüyüş mesafesinde olan okulları yazıyorum. Tercihlerimden birine yerleşemediğim takdirde başka yerde görev istiyorum seçeneğini de işaretlemiyorum. İstediğim yer olursa ne âlâ. Değilse gitmem diye düşündüm. Hep de şurası çıkmasa bari dediğim okullar çıktı. Hepsine de gittim.
Bir gün yeni görev var mı diye ÖSYM'nin görevli işlemleri sayfasına girdim. Yeni görev yoktu. Mesaj gelmemesine rağmen onay bekleyen bir görev vardı. Ortaöğretim KPSS görevi. Tercih ettiğim yerlerden biridir diye onayladım. Sonra gördüm ki görev yerim NEÜ Yerleşkesi Hukuk Fakültesi imiş. Onay da vermiş oldum. Mecburen gideceğim.
Sınav günü Hocafakıh otobüsüne binmek için bir 10 dakika yürüdüm. Otobüsü bir 15 dakika bekledim. Otobüs geçmiş olmalı dedim. Yanımdan geçen birine saati sordum. 08.10 dedi. Eve geçip arabayla Yerleşke'ye intikal ettim. Girişteki park yeri diye gösterilen, arabaların park edildiği mezbelelik yere arabayı park ettim. Mezbelelik diyorum. Çünkü park yeri diye belirlenen yerde ne tesviye ne asfalt ne kilitli taş var. Boş yer olmasının dışında parka benzer bir tarafı yok. Buraya asfalt dökülmese de kilitli taş döşenmese de en azından bir tesviye yapılabilirdi. Yerleşkenin nasıl bir yer olduğu yani düzeninin olmadığı bile bu park yerini götür görmez insanda bir kanaat oluşur.
Arabamı park edip cebimdeki eşyaları arabaya bırakıp Yerleşke'ye doğru yürümeye başladım. Hukuk Fakültesi yerleşkenin yukarılarındaydı. Siyasal Bilgiler Fakültesinin binasındaydı. Çünkü daha önce fakültenin dekanıyla görüşmek için birkaç defa makamına çıkmıştım. Birkaç gün öncesinde de aynı Yerleşke'de görev yapan bir öğretim üyesine Hukuk Fakültesi yukarıda mıydı diye sormuştum, o da "Evet, yukarıda" demişti.
Yerleşke içi dolaşan iç hat otobüsüne bineyim dedim. Durakta ne otobüs vardı ne de bekleyen. Olmayacak böyle deyip kimseye sormadan yokuş yukarı tırmanmaya başladım. Güvenliğin yanında, bir de beri tarafında iki yönlendirme levhası vardı. Hukuk Fakültesini aradı gözüm. Sağ yukarı tarafı gösteriyordu. Yürümeye başladım. Bir müddet yürüdüm. Yol bitti. Yan taraftaki rampayı tırmanarak demirden yola atladım. Önüme biri sağa, diğer sola giden iki yol belirdi. Yönlendirme levhası yoktu. Sağa mı, sola mı gideyim derken sol tarafa yöneldim. Verdim yürümeye. Tek tük araba geçiyor. Birinde kız, diğerinde erkek yazılı iki otobüs geldi önüme. Başka da geçen kimse yok. İleride bir bina görüyorum. Burası olmalı diyorum. Güç bela binanın yanına varınca aradığım binayı göremedim. Şu bina, bu bina derken belirli aralıklarla yapılan tüm binaları dolaşarak döne döne Yerleşke'nin girişine geri geldim.
Saatin kaç olduğunu da bilmiyorum. Vakit geçmiştir. Şuradan evime geri döneyim diye yöneldim. Merak edip güvenliğe, hukuk fakültesi nerede dedim. Şu gördüğün binanın arkasındaki bina dedi.
Şansıma küseyim. Sınava gireceğim bina girişte olsun. Ben tüm Yerleşke'yi dolaşıp geleyim. Burnumun ucundaki fakülteyi görmeyeyim. Şu var ki canım sıkılsa da sabah sabah rampa çıkarak iyi yürüyüş yaptım. Eski yürüyüşlerimden birini yaptım. Tempo, hız, yokuş hepsi vardı. Sınav yerine giderken "Soran dağlar aşmış, sormayan ovada yolunu şaşmış" dedim kendi kendime. Başlangıçta güvenliğe soruverseydim sabah sabah bu kadar strese girmeyecektim.
Sınav merkezine geçtim. Sınavımı yaptım. Sınav biter bitmez arkama bakmadan Yerleşke'den ayrıldım.
Temenni ederim ki bir daha Üniversitenin bu Yerleşkesi ile hiç işim olmaz.
Yazımın bundan sonraki kısmında NEÜ Yerleşkesine dair bir değerlendirmede bulunmak istiyorum.
O kadar kampüs gördüm. NEÜ Yerleşkesi gibisini hiç görmedim. Ne kadar emek sarf edilirse edilsin ne kadar masraf edilirse edilsin, yıllar geçse bile bu Yerleşke düzene girmez. Burasıda bir kampüs de olmaz.
Konya'da belki de yerleşke yapılmayacak tek yer burası idi. Zamanın yetkilileri ne düşünüp taşındılar, hangi akla hizmet ederek burayı yerleşke yaptılar. Hiç anlamış değilim.
Buranın ulaşım sorunu var. Kışın çoğu araba yukarı çıkamaz. Buraya çıkması bir dert, inmesi bir dert.
O kadar geniş bir araziye niye bu kadar aralıklı binalar yapıldı, anlaşılır gibi değil. Binalar, yerleşke içinde olsak da aynı kazana atsanız, kaynamayız der gibi bir görüntü veriyor. Binalar yerleşke binasından ziyade ayrı bir cumhuriyet gibi duruyor.
Burası Konya'nın akciğerleri idi. Maalesef binalar yaparak bu akciğer yok edildi.
Yerleşkenin içerisine girince yönlendirme levhaları yeterli değil. Birilerine sormak gerek. Mahrumiyet bölgesi olunca kimi bulup da kime soracaksın. Tamam, doğru yanlış, buraya yerleşke yapıldı. Bari adam gibi yönlendirme levhası yapılsın. Herhalde çok zor değildir bu.
Sonra kampüs dediğin zaman, fakülte binaları ve idari birimleri hep kampüs içinde anlaşılır. Bu üniversite binaları kendi içinde bağımsız birer eyalet gibi. Rektörlük dışarıda. Tıp Fakültesi eski ve yeni olmak üzere iki ayrı binada hizmet veriyor. Eskisi Meram, yenisi Selçuklu sınırları içerisinde. Eğitim Fakültesi hakeza kampüs dışında.
Yerleşke'ye girmeden konan güvenliğe varmadan, gelip geçen güvenlikle muhatap olmadan sağ tarafta Turizm, MYO ve Hukuk Fakültesi gibi binaları da Yerleşke dışında saymak gerek.
Hasılı gördüm de bu kadar bölük pörçük aynı zamanda Yerleşkesi olan bir başka üniversite görmedim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder