30 Ekim 2026 Cuma

Analar Ne Savcılar Doğurmuştur!

Fon vurgunu listesi tam açıklanmasa da anlaşılan o ki siyaset ve bürokraside söz sahibi olan bazı zevatın çocukları rahat durmamış. Babaları ya da anneleri görevlerini yaparken çocukları at oynatmış. Çoğu, aldıkları tüyo ile ailenin parasını fona yatırmış, yapılan manipülasyonla kısa yoldan köşeyi dönmüşler.

Anlaşılan o ki saçlarını süpürge ettikleri evlatları rahat durmamış, fırsat bu fırsat deyip milletin parasına çökmüşler. 

Belli ki siyasi ya da bürokratlar birbirini tanıdıkları gibi bunların çocukları da tanışıklar. Bir araya gelip aile bütçesini nasıl Karun hazinesi gibi yaparız planlaması yapmışlar. Tüyo almaları da kolay. Çünkü babalarının şöhret ve etkinliği bunlara yeter de artar bile. Çaldıkları her kapı bunlara açılır. 

Baba ya da annelerin bundan yani çocuklarının yaptıklarından haberi yok mu? Haberlerinin olmaması mümkün değil. Hangi siyasi ya da bürokratın dediği bilinmese de “Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı, tek başıma yapmadım, sadece ben mi yaptım” sözü yazılıp çizildiğine göre belli ki büyüklerin bundan haberleri var. Bunu kim söyler bilmem ama pişmanlıktan geçtim. Pişkinliğin bu kadarına da pes doğrusu.

Yenişafak yazarı Sayın Hüseyin Likoğlu'nun sayfasında dillendirdiği bu iddianın üzerine savcılarımızın gitmesinde fayda görüyorum. Çünkü bu zevat kimse; hakimine, savcısına ve bu ülkenin yargısına meydan okuyor. Bunu diyen belli ki kendisine ve bulunduğu makam ve mevkie güveniyor ya da elinde birilerine ait kirli çamaşırlar var. "Benim oğlumu yakarlarsa ben de onların kirli çamaşırlarını ortaya dökerim" demeye getiriyor. Kısaca tehdit ediyor. Benim biricik çocuğuma dokunanı yakarım diyor. Benim çocuğum bunda yalnız değil, ismi ortaya dökülmeyen diğer ayrıcalıklı kişileri de afişe ederim diyor belki de.

Sayın Likoğlu'nun iddiasına yabana atmamak lazım. Devlet bunun üzerine gitmeli. Bunun için bu iddiayı dillendiren Likoğlu'nun bilgisine başvurulabilir. Ardından çocuğunun mallarına tedbir konur konmaz tedbir kararı kaldırılanlar var. Bunlara potansiyel şüpheli muamelesi yapılabilir. İfadeleri alınabilir. İz sürülürse sözün faili mutlaka bulunur. 

Fon vurgununda gerçekler ne derece ortaya çıkar bilinmez ama eğer sonuç alınacaksa tabi ucu kime kadar giderse gidilecekse ilk önce dokunulmayana dokunulacak. Yani "Çocuğumu tutuklayacak savcı daha anasından doğmadı" diyenin kapısını bir savcı çalacak, ‘günaydın. Ben doğalı çok oldu’ diyerek ona ve oğluna dokunacak. Arkası çorap söküğü gibi gelir. 

Herkes fon skandalı ile yatıp kalkarken kara para akladıkları iddiasıyla Sarıgül ailesi tutuklandı. Şimdi herkes Sarıgül ailesinin yaptıklarını ve baba Sarıgül’ün taciz iddialarını konuşuyor. Bu iddialar da yenilir yutulur cinsten değil. Mutlaka üzerine gidilmeli. Yalnız Sarıgül ailesine yönelik yapılan bu operasyon fon olayını unutturmamalı. Hem fon olayı hem de Sarıgül olayı iyice vuzuha kavuşmalı. 

Şu var ki Sarıgül’ün üzerine ne kadar gidilir bilmem ama fon olayının aydınlatılmasına ümit ederim ki “dağ fare doğurdu” demeyiz. Çünkü bu ülkede gerçeklerin er veya geç ortaya çıkmama ya da çıkarılmama gibi bir özelliği var. Çünkü fon skandalının üzerinden bir ay geçmiş olmasına rağmen biz hâlâ fondan yararlananlar listesinin peşindeyiz. Tamam, fon vurguncuları ortaya çıkarılsın ama bunlara tüyoyu kim verdi, manipülasyonu kimler yaptı, Sayın Zeybekçi’nin ihmal ve suiistimalleri var dediği 6 kurum hangileri, bunlar niçin ihmal etmişler? Tüm bu soruların cevabı bulunmalı. Unutmayalım ki bu fon olayının en masumları ya da suçu en az olanları aldıkları tüyo ile paralarını katlayanlardır. 

Not: Bu ülkede her suçluyu tutuklayacak idealist savcılarımızın sayısı çoktur. Yeter ki savcılara destek olunsun, açık çek verilsin. Yeter ki bu konuda samimi olalım. Niçin bu asrın Nûşirevan'ı bizden çıkmasın?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder