Son yıllarda operasyonlar hız kesmeden devam ediyor. Her güne yeni bir operasyonla uyanıyoruz desek yanlış olmaz. Yolsuzluk, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, devleti ve milleti dolandırma, yedi emindeki malları iç etme, borsa ve fon üzerine manipülasyon, mafya işleri, uyuşturucu ticareti, siyasi yelpazede olup bitenler ve gelişmeler, yaptıkları ve yaşantılarıyla örnek olması gereken üst düzey kişilerin çıkar uğruna her yolu mubah görmesi, sureti haktan görünenlerin bile savrulması, para ve çıkar için üzümünü ye, bağını sorma anlayışının iyice yerleşmesi, belediyelerin durumu, telefon dolandırıcılığı, faili meçhuller, okul saldırıları, mülki amirin delilleri karartması gibi durumlar bu ülkede vaka-ı adiyeden oldu.
O kadar sıradanlaştı ki vatandaş olarak şaşırmıyoruz artık. Çoğumuz haber ve tartışma programlarını izlemeyi ve gündemi takip etmeyi bıraktı.
Yukarıda verdiğim örneklerden, öyle zannediyorum, kimse memnun değildir.
Bu ülkede olup bitenlere ne denir bilmem. Olsa olsa devletiyle ve milletiyle bir çürüme bir kokuşmuşluk bir tükenmişlik bir bozulma söz konusu.
Bu bozulma o kadar ileri boyuta taşınmış olmalı ki devlet operasyon üzerine operasyon yapıyor. Buna rağmen kimse özellikle kötülük yapanlar ve suç işleyenler kendilerine çekidüzen vermiyorlar.
Ne yapıp ne edip devletiyle, milletiyle çürüme ve kokuşmuşluğun önüne geçmek lazım. Çünkü Türkiye'nin kurtuluşu budur. Bunun yolu da kişilere bağlı olmayan, işleyen bir sistem kurmaktan geçer.
Öyle bir sistem kurmalıyız ki seri çalışan bir makinenin dişlileri gibi olmalı. Devleti bir makineye benzetirsek devletin kurul, kurum kuruluş ve organları da makinenin dişlileridir. Kurul, kurum, kuruluş ve organlar, birbirini tamamlayan ve aksayan yönleri tespit edip gideren bir denetim mekanizması görevi üstlenmelidir. Suç işleyen, işini savsaklayan kişiler için kurul, kurum ve kuruluşlar harekete geçmeli ve gereğini yapmalı.
Devletin tüm organları birbirini denetleyen, birbirine karşı görev ve sorumluluklarını bilen olmalı. İşlerini eşgüdüm halinde yapmalılar. Organların yetki, sorumluluk ve görevleri belirlenmeli. Hiçbiri görev tanımı dışına çıkmamalı. Görevini dört dörtlük yapmalı.
Bu şekil işleyen bir sistem kurulduğunda, kurumların başındaki insanların bir önemi yok. Çünkü görev, sorumluluk, yetki ve alanını bilen sadece görevini yapacak.
Devleti yöneten irade de devletin işleyişini takip eder. Aksayan yönler varsa tespit ederek aksaklığı giderir.
Devletin işleyen bir sistem olması için devletin organlarının yaptırımı olmalıdır. Suç işleyen, görevini yapmayan cezayı müeyyideye çarptırılmalı. Bunun affı olmamalı. Suça müdahale zamanında yapılmalı. Kişiler iş başındayken derdest edilmelidir. Yapılacak operasyonlar atı alan Üsküdar'ı geçtikten sonra olmamalı. Suç işleyen devletin balyozunu hep ensesinde hissetmeli. Devlet kimseyi koruma yoluna gitmemeli.
İşleyen sistemin işlemesi için vatandaşın da bu sisteme yardımcı olması lazım. Vatandaş konan kurallar kendisinin ve ülkenin yararına olduğuna inandırılmalıdır. Suçlunun yanında yer almamalı.
Devletin, organları vasıtasıyla yapılan her şeyi tespit ettiğini ve affı olmadığını gören vatandaş kendisine çekidüzen verecek ve kurallara uyacaktır.
İşleyen sistemde operasyon üzerine operasyon olmaz. Çünkü olay, problem ve suçlara anında müdahale edildiği zaman kokuşma ve bozulma olmaz.
İşleyen sistemi kurmak zor değil. Bunun iradesini siyasi irade gösterecek. Kurumları harekete geçirecektir. Tüm kurul ve kurumlar işlerini zamanında yaptığı için adliyenin iş yükü de hafifleyecektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder