Diş çektirmeye gittim. Sekreterlikten giriş yaptırdım. Ekrandan isminizi takip edin dedi iki sekreterden işlem yapanı.
Ekran, sekreterlerin üst tarafına monte edilmiş. Karşılarına da hastaların oturması ve isimlerini görmeleri için bol miktarda sabit sandalye konmuş.
Sırası gelen hastanın hem ismi hem de doktorun adı ekranda çıkıyor.
Her şey o kadar iyi düşünülmüş ve planlanmış ki sistem güzel işliyor. Ne sekreterlikte işlemin uzun sürüyor ne de isminin yanması için uzun bekleniyor.
Koca koridorda ne ses var ne kaos. İsmini gören hasta sessizce yerinden kalkıp işlemin yapılacağı yere gidiyor. Koltuklar sabit olduğundan yerinden kalkanın sandalyesi de ses yapmıyor.
Bu sessiz ortamı bozan tek şey, iki sekreterden birinin burun çekmesi. Belli ki hasta. Hasta hasta sekreterlik görevini yapıyor. Hem işini tastamam yapıyor hem de önündeki bir buçuk litrelik sudan içiyor.
Yalnız bu burun çekme bir, iki burun çekmekle sınırlı değil. Yaptığı işlemden fazla burun çekiyor. Hem öyle burun çekiyor ki karşısında oturan herkesin gözünün içine baka baka çekmeye devam ediyor. Üstelik gayri ihtiyari bir çekme değil, bile isteye yapılan bir çekme bu.
İnsanlık hali insanın burnu akabilir. Çünkü havalar ortalık hastalığına yakalanmaya müsait. Günümüz ortalık hastalığı da üç beş günde geçmiyor. Geldi mi epey terk etmiyor.
Kızın belirli periyotlarla burun çekmesi herkesin dikkatini çekiyor ve herkes bu burun çekmeden rahatsız oluyor. Tek rahatsız olmayan burun çeken bu kızımız.
O kadar burun çekerken isterdim ki elinde bir de mendil olsun. Bazı akıntıları onunla silsin. Ama ne önünde ne cebinde ne de elinde kağıt mendil namına bir şey gördüm.
Şu kızımız kalkıp lavaboya gidip gelse de biraz rahatlasa diye düşündüm. Birkaç defa kalkıp bir yere gidip geldi. Her gelişinde de elinde kulplu bardakla geri döndüğünü gördüm. Belli ki lavaboya gitmiyor. Tek yaptığı, geldi mi çekiyor. Ara ara içimden çek kızım çek, dur kızım dur desem de kızımız, imam bildiğini okur türünden bildiğini yapmaya yani çekmeye devam etti.
Az sonra ismim yandı. Hele ki şükür deyip dişçime gittim. Uyuşması için iğne yapıldı. Tekrar bekleme salonuna geldim. Bir 20-25 dakika daha bekledim. İsmim yanınca tekrar aynı yere gidip dişlerimin çekimi yapıldı.
Ardından ağzımın içinde tamponla merdivenleri inerek evimin yolunu tuttum. Çürük dişlerimden de kurtuldum. Kızımızın çekmesinden de.
Ne diyeyim, Allah bu kızımızı çekmekten kurtarsın. Yalnız hastalığı bir şekil atlayabilir ama endişem, bu çekme işinin bu kızımızda bağımlılık yapması. Eğer böyle olursa yanındakilerin çekeceği var.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder