9 Eylül 2026 Çarşamba

Site Yöneticiliği Bir Başka (2)

Sitenin ağaçları üç katlı binanın boyunu geçmiş. Çam ağaçlarından dökülenler çatı oluklarını tıkıyor. Kesilsin, budansın diyenler var.

Budama eyvallah ama kesilmesine orman müdürlüğü ne der? Çünkü ekmek senin elinde ama kesmek senin elinde değilmiş.

Bu işin aslı astarı nedir diye meselenin künhünü öğrenmek için orman müdürlüğüne gidiyorsun. İlgili kişinin kapısını çalıp giriyorsun. Ekranda çalışan iki kişiden hangisinin aradığın kişi olduğunu öğreniyorsun. Benim diyene derdini anlatmaya çalışıyorsun ama ne mümkün. Ekrandan kafasını kaldırıp yüzüne bile bakmıyor.

Yüzüme bakar umuduyla ayakta bekliyorsun. İşini bitirinceye kadar boş yere oturayım diyorsun. Otur diyen yok.

Sonunda işiniz yoğun galiba deyince, "Siz söyleyin. Ben sizi dinliyorum" cevabını alıyorsun. Çalışırken beni de dinleyeceğine göre bir koltukta iki karpuzu taşıyan familyadan. Maşallah, çalışırken bir saniyesini bile boşa harcamıyor. Tam aradığım tip. Gökte ararken yerde buldum böylesini.

O çalışırken konuşmaya başlayınca başını kaldırdı. "Ağaçlarınız sedir ağacı imiş. Kökten ve ucundan kesecekseniz bizden onay almanız gerek. Sadece budayacaksanız, onaya gerek yok. Eğer kesilecekse karar defterinde karar alacaksınız. Başkan, başkan yardımcısı ve denetmenin imzası olacak. İmzalar eksik olmayacak. Karar defteri, site kaşesi, oturanlardan birinin tapusu ve kimlik fotokopisi olacak. Biz gelip bakarız. Sonucu size bildiririz" dedi. Teşekkür edip çıkıyorsun.

Kesilmesin, budansın diyenler çoğunlukta olunca budama işini yapan arayışına giriyorsun. Budama, toplama ve taşıma içinde 40 bin, 21 bin teklif veren oldu. Site sakinlerinden birinin "arabayı ben bulayım. budanan ağaçları site sakinleriyle yardımlaşma toplar, arabaya atılır. Ayrıca nakliyeye para vermeyelim" demesiyle biriyle sadece budama olacak şekilde 12 bine anlaşıyorsun.

Anlaştığın kişiyle gününü ayarlıyorsun. Gün gelmeden site kenarına konan araçların çekilmesi için uğraşıp didiniyorsun. Çekilmeyen araçların kime ait olduğu arayışına giriyorsun. Şunun, bunun deyip zillere basıyorsun. Güç bela çektiriyorsun. İki aracın sahibini bulamıyorsun. 112'yi arıyorsun. "Hemen çektiririz" cevabı alıyorsun. Bizim ağaçlar budandı, arabaların konduğu kısımlara dokunulamadı. İki gün boyunca o araçlar orada durdu. Sahipleri gelmedi. Belli ki iki araç, Ankara ya da İstanbul'a günübirlik THY ile yolculuk yapanlara ait. Onların işi görülsün de bizim ağaçlar budanmasa da olur. Bir de zaten yola para veriyorlar, bir de otoparka ücret ödemesinler. Öyle ya bizim sitenin kenarı ne güne duruyor. Üstelik bedava. 

Ağaçlar hızlı bir şekilde çabucak budandı. Ağaçların altı budanan dallarla doldu. Bazı dallar tek kişiyle kaldırılacak gibi değil.

Yükleyeceğimiz aracın arkasına çıkamayacak şekilde başka bir araç park ettiği için aracı eski hacıların yolunu bekler gibi bekledik. Bekledik diyorum ama bekledim. Çünkü dallar çekilecek, arabaya yüklenecek ortada ne araba var ne de site sakini. Evine girip çıkan da kolay gelsin deyip çekti gitti. Tüm iş kala kala Kürt Memed'e kaldı.

Nihayet araba geldi. Part time çalışan kapıcıyı çağırdım. Birimiz çekip geldi, diğeri arabaya istifledi. Benim çalıştığımı gören evde KPSS'ye hazırlanan tekne kazıntısı da yardıma geldi. Üstümüz başımız battı. Eller simsiyah oldu. Akşama doğru kapıcının eşi kocasını aramaya geldi. Ağaç çektiğini görünce yanımızda kocasına saydı döktü. Adam baktı ki pabuç pahalı, aile saadeti bozulacak, "Görüyorsun durumu. Benden bu kadar" deyip çekip gitti. Kala kala koca sitede baba ile oğul kaldık. Akşamın ilerleyen vaktine kadar tüm dallar üzerimizden geçti.

Artı dalları toplayıp istiflerken salın sivri yeri eline gelince damarlarındaki kan dışa boşalarak gazi oldum. Üzerime giydiğim eşofman yıkansa da yüz ağartmayacağı için çöpe gitti. 

Site sakinleri “kimseyi bulmadan bu iş uygun fiyata geldi, biz yardım edemedik, baba-oğula kaldı bu iş, sağ olsunlar” diyeceği yerde “İki adam bulup çektirebilir. Yanlış yaptı. Ne gerek vardı” demişler. Hatta kapıcının da çalıştığını gören, “Bu iş kapıcının görevi değil” bile dedi. Yarım bıraksa da kapıcıyı gönülledik ama baba ile oğul avucumuzu yaladık. Meccanen yaptık bu işi. Haydi ben neyse de oğlan sınava hazırlanmaya ara verdi. KPSS iyi geçmezse, “Budanan ağaçları toplamaktan yeterince çalışamadım” mazereti öne sürse çocuk haklı.

Hasılı, site yöneticiliği bir başka. Şiddetle ve hararetle tavsiye ederim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder