Bir genç gördüm. Adını sanını bilmem. İş yaparken sol kulağının arkasında, boynuna doğru bir yazı dikkatimi çekti. Önce yara veya doğumdan gelen bir leke ya da mürekkep bulaşığı sandım. Ama değildi. İmza mı dedim ama bir yazıya benziyordu. Ama okuyamadım. Tanımadığım için de burada ne yazıyor diye soramadım. Atatürk sevgisinden dolayı "K. Atatürk" yazıyor olabilirdi.
Bir gün genci bana sırtı dönük gördüm. Dikkatlice bakınca "Aysel" yazılı olduğunu okudum. Şimdi anlaşıldı dedim. Belli ki bu genç Aysel diye birine aşık. Aşkını içine atmak, içinde tutmakla kalmamış, aşık olduğu kadının ismini boynuna yazdırmış.
Aynı yazıyı sonraki günlerde de gördüğüme göre belli ki Aysel silinmez kalemle yazılmış. Bu işleri bilmiyorum ama belki de dövme yaptırmış. Bu yazı ya da dövme silinir mi, dövme yaptırırken acı çekti mi bilmiyorum.
Ertesi gün genci bir başkasının yanında gördüm. Ayrıldıktan sonra ona, şu giden arkadaşının adı ne diye sordum. Salih'miş adı.
Tarihte Leyla ile Mecnun, Tahir ile Zühre, Yusuf ile Züleyha, Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Arzu ile Kamber, Romeo ve Juliet aşklarını duymuştum da Aysel ile Salih'in aşkına şahit olmamıştım. Öyle zannediyorum, Mecnun, Tahir, Yusuf, Ferhat, Kerem, Kamber ve Romeo, günümüzde yaşasa aşkını boynuna yazdıran Salih'e şapka çıkarırlar. Bu konuda sen bizim üstadımızsın. Biz de aşık olduk Ama aşkımızı boynumuza yazdırmak hiç aklımıza gelmedi derlerdi.
Geleyim Salih'e. Salih Aysel'i ne kadardır tanıyor, evlendi mi, nişanlı mı, aşkı karşılıklı mı ya da karşılıksız bir aşk mı bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa Salih sevdiğini boynuna kazıtırken ben de bu gördüğümü hafızama işledim.
Keşke Salih aşkını boynuna yazacağına gönlüne yazsa, hafızasında hiç silinmese daha iyi olurdu. Ne edersiniz ki Salih bu yolu tercih etmiş.
Gönül ister ki Salih severek, aşık olarak evlensin, aşkı karşılıksız kalmasın, plotonik aşk olmasın, bu aşk da bir müddet sonra sona ermesin, bir yastıkta kocasınlar.
Ya böyle olmazsa. Yani evlendikten sonra cicim aylar biter, samanlık seyran olmazsa bu durumda Salih ne yapacak? Ayrılırlarsa Salih yaşayabilecek mi? Haydi yaşadı diyelim, boynundaki Aysel yazılı dövme ne olacak? Silinir mi, silinmez mi, silinir de izi kalır mı, Aysel ayrıldıktan sonra bir başkasıyla evlenmeye kalkarsa Salih bunu kaldırabilecek mi? Ya benimsin ya kara toprağın der mi? Salih dövmeyi sildirse bile izi kalır da yeni evlendiği Salih'i her gördüğünde Aysel yazısını görürse bu durumda ne olacak? Hasılı Salih'in işi zor.
Görünen o ki aşkından dolayı Salih'in gözü kör olmuş. Yalnız unutmasın ki boyun bölgesi hassas bir bölge. Dövme yaptırmasa daha iyi olurmuş. Bir de ister boyun ister bir başka yere ne olursa olsun, dövme yaptırmayı asla tasvip etmiyorum. Çünkü her bir dövme vücudun doğallığını bozuyor, bozmakla kalmıyor. Her bir dövme fuzuli masraf. Üstüne üstlük eziyeti de cabası.
Bu yazıyı kaleme aldım. Bitirirken acaba Salih'i kıskanıyor olabilir miyim diye düşünmedim değil. Hatta Salih'in kalkıştığı bu işe, zamanında ben niye kalkışıp eşimin adını boynuma yazdırmadım diye hayıflandım. Ama neye yarar. Çünkü hayıflandığımla kaldım. Çünkü bizim zamanımızda böyle dövme yoktu. Bir de aşkın ne olduğunu bilmiyorduk. Bilsek bile el alem, millet, konu-komşu, eş-dost ne derdi? El âlemi düşünmekten kendimiz olamadık. Bildiğimiz tek şey, "dağa, taşa, yola, ağaca", "Buda'nın tunç heykeline" varıncaya tek/hak yol İslam yazacağız" dedik durduk.
Bu vesileyle rahmetli Karakoç'un şiirine baktım. Başka nerelere tek yol İslam yazacaktık diye rahmetli her bir yeri yazmış. Yazmayacağımız neredeyse tek vücut kalmış.
Çocukluk ve gençliğimiz böyle geçti. Ne bir yere "Hak yol İslam" yazabildik ne de aşkımızı boynumuza yazdırdık. Salih aşkına kavuşmuş ama bizim aşkımız, zamanında koro halinde coşkulu söylemenin dışında platonik aşk olarak kaldı. Salih erdi Aysel'ine, pardon muradına, biz ise çıkamadık kerevetine. Ne bahtsız kuşakmışız vesselam.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder