Milli Şairimiz Akif, Kur'an'ın yanlış yerde okunduğuna işaret eden dizeleri şöyle:
"Ya açar nazm-ı celilin bakarız yaprağına
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına
İnmemiştir hele Kur'an şunu hakkıyla bilin
Ne mezarlıkta okunmak ne fal bakmak için".
Kur'an'ın ölünün toprağına üflendiğinden, mezarlıkta okunduğundan dert yanıyor Akif. Kur'an'ın ölüler için değil, diriler için olduğuna işaret ediyor.
Demek ki Akif'in yaşadığı dönem de günümüzden farklı değilmiş. Bugün Kur'an'ı fal için kullanmıyorsak da mezarlıkta ve yeni ölenlerin ardından okuma geleneğimiz hız kesmeden devam ediyor.
Burada, Kur'an diriler için olsa da ölülerimiz için okunmasında ne zararı var denebilir. Mesele kar, zarar hesabı değil, önemli olan Kur'an'ı amacına uygun okumaktır.
Her ne kadar Kur'an diriler için olsa da öleni hayırla anmak, taziyedekileri teselli etmek, ölen kimseye hediye babından Kur'an'dan aşrı şerif okumak olabilir. Bu şekil okumanın, dinleyen dirilere fayda sağlayacağı, ortama manevi bir havanın geleceği murat edilebilir. Hele okuyanın sesi güzel, üzerine bir de makamlı okursa dinleyenlere güzel bir ziyafet çekilmiş olur.
İşi aşrı şerif okuyarak tadında ve kıvamında bırakmak varken daha cenaze defnedilmeden WhatsApp grupları harekete geçiyor. Bilgi ve haber verme amaçlı cenaze duyuruları elzem. Buna amenna. Yalnız bu tür gruplarda, perşembeden cuma akşamına kadar resim formatında cuma mesajları da yağmur gibi yağıyor. Çoğu zaman vefat mesajı cuma mesajlarının arasında kaynayıp gidiyor.
Hatim okumanın ve cuma mesajının dinde bir vecibesi olmamasına rağmen geleneğimizde sevap olur, iyi olur düşüncesiyle devam ediyor. Ha kişinin kendisi okur, eyvallah. Gönüllüleri okur, eyvallah. Buna kimsenin diyeceği olmaz. Fakat WhatsApp gruplarında vefatın ardından hatim başlatmak, hatim okuyalım demek, haydin şu kadar cüz kaldı alan yok mu demek biraz mahalle baskısı oluyor.
Cüz alan da sağ olsun, almayan da okuyan da sağ olsun, okumayan da. Yalnız eskiden hevesle, ibadet aşkı içinde okunan cüzler son yıllarda giderek azalmaya başladı. Kalan cüzleri birileri alsın diye bekliyorsun. Olmadı. Kalan cüzleri nazın geçen kişilere veriyorsun. Durum bu iken bir, iki kişinin hatim başlansın demesiyle sil baştan başa dönülüyor. Bu başlanan hatim nasıl bitecek diye uğraşıp duruyorsun.
Durum bu iken âdet yerini bulsun, öncekilere okuduk, buna da okuyalım, zaten yaptığımız bir şey yok. Bu vesileyle Kur'an okumuş oluruz düşüncesiyle hatim okumaya, okutmaya ve beklenti içerisine girmeye bir son vermek lazım. Çünkü istek ve iştah yok. Zorla güzellik olmuyor. Gruplarda olan kişilerin elini de rahatlatmak lazım.
Cenazenin ardından yaptıklarımız sadece hatimden ibaret değil. Ölenin altını üstünü görme diyebileceğimiz iskatı salat da özellikle Konya'da dini bir vecibeymiş gibi yapılıyor.
İskatı salatı ilk defa duyanlar için kısaca değineyim: "Vefat eden bir kişinin kılmadığı farz ve vitir namazı borçlarını, geride bıraktığı malın üçte birinden fidye (sadaka) ödenerek düşürülmesi ve bağışlanması umuduyla yapılan dini bir uygulamadır". (Sorularla İslamiyet)
Hatim ve iskatı salat yerine cenazeyi duyurmak, cenaze yakınlarına telefon açarak veya mesaj göndererek başsağlığı dilemek, vefat edenin cenazesine katılmak, imkan varsa taziye yerine yemek ya da ikramlık götürmek, orada rahmet dilemek, gerekirse Kur'an'dan bölüm okumak, taziyede vefat edenin ardından iyi şeyler konuşmak, cenaze yakınlarını teselli etmek daha uygun olanı. Cenaze sahibi de "Sağ olsun, üzüntülü günümüzde hep yanımızda idi. Sayıp geldi. Kara gün dostuymuş diye düşünür.
Bu yazdıklarım kendi gözlemlerim ve değerlendirmem. Katılır veya katılmazsınız. İsteyen hatim okusun, isteyen de iskatı salatı ifa etsin.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder