2015 yılından beri çalakalem yazarım. Yazdıklarım içerisinden seçtiklerimin yayımlanması için gazeteye gönderirim. Gazeteye gönderilsin veya gönderilmesin, tüm yazılarım blogumda yayımda.
Yazdıklarımdan bir kısmını da sosyal medya aracılığıyla paylaşırım.
Yazarken cep telefonuna yazarım.
Yazdıklarımda şu konu, bu konu yok. Hemen hemen her konuda kalem oynatırım.
Dilimin sivri olduğu söylenir.
Benimkisi yazarlık değil, koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler misali Abdurrahman Çelebi görevini üstlenmek.
10 seneyi aşkındır yazınca yazmak bende bir hobi oldu. Yeter ki dert edindiğim bir konu olsun, yeter ki uygun zamanı olsun.
Yazdıklarımı gören, "Bu yazdıklarının bir getirisi var mı" diye soruyor. Yok, cevabı verince "Bir getirisi yoksa niye yazıyorsun? Emeğine yazık" diyor. Ben de getirisi olmadığı gibi götürüsü var diyorum.
Evet, yazdıklarımın götürüsü var. Çünkü yazdıklarımdan dolayı kademe ilerlemeyi durdurma cezası aldım ve üzerimdeki idari görev alındı. Üstelik bu cezayı müstear isimle yazdığım Barbaros ULU ismiyle aldım.
Şöyle ki, yazılarımdan birine alınganlık gösteren bir mülki amir, alınganlık göstermiş. İsim ve şahsın belirtilmediği, hakaret ve kişiselleştirmenin olmadığı, bir suç unsurunun olmadığı, senaryo şeklinde yazılmış bir yazıdan bir insan niçin nem kapar, çok anlaşılır gibi değil.
Yazıyı kaldıramayan mülki amir, ne yapayım ne edeyim diye düşünür. Bu yazıdan bir şey çıkmayacağını anlayınca, gazetede yayımlanan yazılarımı geriye doğru tarayarak suç arar. Beş-altı yazımda kendince suç bulur. Yazıların çıktısını alır, üzerine dilekçe ekleyerek şikayette bulunur.
Sipariş üzere gelen iki muhakkik, "Yazılarımda siyasi içerik" bularak inceleme ve soruşturma dosyasında, kademe ilerlemeyi durdurma ile tecziye edilmemi ve üzerimdeki idarecilik görevimin alınmasını önerir. Yazılan gerekçeler de idamına karar verilmiş bir mahkuma, suyu bulandırma türünden gerekçeler. Atamaya yetkili bakan da bu raporun gereğini yerine getirdi.
Eş, dostun hak arama ısrarı üzerine mahkemeye başvurdum. Kimi, kime şikayet edip hak arayacaksın. Bir mülki amirle bir alt memur arasında bir sorun olursa "Üst daima haklıdır, bilhassa haksız olduğu anlarda". Benimki de öyle oldu. İl disiplin kurulu, teklif edilen disiplin cezasını onamak için savunmamı dört gözle bekledi. Vali, bu kurulda olmamasına rağmen ne olur ne olmaz diyerek kurula eşlik etmiş. İlk göreve başladığım andan itibaren hiç ceza almamam, yakın zamanda aldığım başarı belgeleri, takdir belgeleri, üstün başarı belgesi ceza indiriminde dikkate alınmadı. Önerilen ceza aynen onandı. Yüksek Disiplin kurulu da hakeza. Mahkeme de verilen disiplin cezasını ve görevden el çektirilmemi uygun buldu. Maksat hasıl olunca İstinafa gitmeye gerek duymadım. Meseleyi bu şekilde kapattım.
Daha doğrusu ben kapattım sandım. İlerleyecek kademem olmadığı için bir altı olan 1/4 maaş kesme cezası uygulandı. Başöğretmen de olamıyorum. Çünkü başöğretmenliğe müracaat için kademe ilerlemeyi durdurma cezası almamış olmak şartı var. Haliyle başöğretmen olamadığım için başöğretmen statüsünde olanların aldığı başöğretmen ücretinden de yararlanamıyorum. Artık başöğretmen olamadan emekli olacağım.
Şu var ki belki de müstear isimle ceza alan ilk kişi benim diye düşünüyorum.
Maddi yönden kaybım olsa da aldığım disiplin cezası yüz kızartıcı bir suç değil. Benim için sevindirici yanı bu. Savunmada yazdığım gibi bu cezayı şerefimle taşıyacağım.
Aldığım cezanın açılımı, "Bir partinin leh veya aleyhine siyasi çalışmalar yapmak". İyi de hangi parti lehine veya aleyhine çalışma yaptığım inceleme ve soruşturma dosyasında belirtilmemiş. Haktan ve adaletten ayrılmayan, dini bütün muhakkiklerimiz, hazırladıkları raporda hangi parti lehine ve aleyhine çalışma yaptığımı da belirtmiş olsaydı bana en büyük iyiliği yapmış olurlardı. En azından ben de şu partiyi tutuyorum, bu partinin aleyhindeyim derdim. Mübarekler, bir kopya bile vermediler.
Antrparantez şunu da söyleyeyim. Aldığım cezada değilim. Yalnız muhakkik demek, isnat edilen suçun oluşup oluşmadığını incelemek ve mevzuat çerçevesinde dosyasını hazırlayacak. Mülki amirin gönlü olsun diye delili ve ispatı mümkün olmayan gerekçeler yazmak vicdana ve meslek etiğine sığmaz. Muhakkik dediğin kimseden emir almadan görevini yapar.
Hasılı, yazdığım yazılarımın bana bir katkısı yani getirisi yok. Şekil A'da görüldüğü gibi götürüsü var.
Ne diyeyim, canları sağ olsun. Mağduriyetim olsa da her şey para değil benim için. Para bir şekil kazanılır ve telafi edilir.
Şunu da belirteyim. Yazdıklarımdan dolayı ipim çekilse de yazılarımın arkasındayım. Bundan dolayı da aynaya bakabiliyorum. Şikayetçi olan mülki amir, amirin istediği şekilde inceleme ve soruşturma dosyası hazırlayan muhakkiler, il disiplin kurulunu etkileyerek mesleki dayanışmanın en güzel örneğini sergileyen vali ve yardımcıları, oy birliğiyle disiplin cezasını onaylayan Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri, etkilendiğini düşündüğüm mahkeme heyeti de benim gibi aynaya bakabiliyorsa ne mutlu onlara. Onlar açısından sorun yoksa benim için No problem.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder