18 Ağustos 2026 Salı

Osmanlıda Aile Vakıflarının Çokluğu

Osmanlıda şehir ve yüzyıllar göre değişiklik gösterse de vakıf çeşitlerinden aile vakıfları önemli bir yer tutar. 

Aile vakıfları 15 ve 16.yüzyılda % 10-15 oranında iken 18.yüzyılda zirveye ulaşır. Oran yüzde 25-35’e ulaşır. Bu asırda kurulan her 3-4 vakıftan biri aile vakfıdır. 

Aile vakıflarının oranı taşrada yüzde 20-25 iken bu oran İstanbul’da yüzde 40’a, Halep ve Şam’da yüzde 45’e yaklaşmıştır. 

Aile vakıflarının kurulma nedenleri arasında, “mülkün miras yoluyla bölünmesini ve soyun yoksul düşmesini önlemek, geliri aile içinde tutarak vergi yükünü hafifletmek, kız çocuklarına yasal güvence sağlamak ve dini sevap kazanmak” vardır. 

Bu şekil vakfın işleyişinde “vakfı kuran kişinin, mülkün yönetimini ve gelirini öncelikle çocuklarına ve torunlarına şart koşmak suretiyle vakfiye hazırlardı. Hazırlanan bu şartların hukuken vakıf hüviyeti kazanması için aile soyunun tükenmesi halinde, gelirin kamu yararına çalışan bir hayır kurumuna kalması” eklenirdi. 

Günümüzde de Türk Medeni Kanunu’nun 372. maddesindeki şartlara göre aile vakıfları kurulabiliyor. Yalnız bu vakıflar Osmanlıdaki gibi geniş yetkilere sahip değil. Aile bireylerinin eğitim ve öğretim masraflarının karşılanması, aile üyelerinin iş veya meslek sahibi olabilmesi için donanım ve destek sağlanması gibi hususlar vakıf senedinde yer almalıdır. Başkalarına geçmemek üzere bir malın aynı soydan gelenlere tahsisi ve aile bireylerine düzenli maaş ve gelir sağlayan bir vakıf oluşturulamaz. 

İhtiyacı karşılamak üzere hemen hemen her alanda bolca çeşidi olan, aynı zamanda çokluğundan hareketle bir vakıf medeniyeti diye gurur duyduğumuz Osmanlıda aile vakıflarının oranının bu derece yüksek olması beni düşündürdü. Meğer aile vakıflarının kurulmasında, malın miras yoluyla bölünerek küçülmesini önlemek, devletin el koymasını önüne geçmek, devlete ödenecek vergi yükünü hafifletmek gibi niyetler söz konusu. Aile bu vakıftan beslenecek, aile fertlerinden kimse kalmayınca kamu yararına çalışan bir hayır kuruluşuna devredilecek. Ölme eşeğim ölme. 

Aile vakıflarının kurulma neden ve amaçlarını okuyunca bir ara Kızılay genel başkanlığı görevinde bulunan Sayın Kerem Kınık’ın bir canlı yayında söyledikleri aklıma geldi. 

2017 yılını bir hatırlayalım. Başkentgaz Kızılay’a 8 milyon dolar, şartlı nakdi bağış yapmış. Bu bağışın 75 bin doları Kızılay’a geri kalan 7 milyon 925 bin doların ise ABD’de yapılmakta olan yurt inşaatında kullanılmak üzere Ensar Vakfına gönderilmesi istenmiş ve gereği yapılmış. 

Moderatör Kemal Kınık’a “olur mu böyle şey” demişti. Sayın Kınık da “bizim böyle hizmetimiz de var. Şartlı bağışları yerine ulaştırıyoruz” demişti. Niye böyle yapıyorlar sorusuna “Vergi kaçırmak için” demişti. “Bizim aracılığımızla gönderdikleri zaman vergi kesilmiyor. Biz vergiden muafız” türünden söyledikleri moderatörün de garibine gitmişti. 

Demek ki vergiyi hafifletmek ya da vergi kaçırmak yeni değilmiş. Osmanlıda bazı zengin zevat, vergi kaçırmanın ya da devletin mallara el koymasının önüne geçmek için aile vakıfları kurmuş. Günümüzde de her vakıf ve dernek için olmasa da Kızılay gibi vergi muafiyetine sahip yardım kuruluşları var. Benim için de garipti Sayın Kınık’ın “Vergi kaçırmak için” demesi. Aile vakıflarının kurulması nedenlerinden biri de devletin malları müsadere etmesi. Bu gerekçeyi de yabana atmamak lazım. O zamanın zengini, devlet malıma çökmesin diye vakıf şemsiyesi altına girmiş. 

Günümüzde işleyişi düzgün olmadığı için TMSF’ye devredilerek başına kayyım atama yolu ile müsadere aynı şey mi veya benzerlik var mı ya da hiç alakası yok mu? Bilin ki bunun cevabı bende yok. Bu durumda bu soru da size benden ev ödevi olsun. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder