31 Ağustos 2026 Pazartesi

Ölenin Kredi Borcunu Tahsil

Karar gazetesinin haberine göre;

*Ülkemizde 56 yaş ve üzeri nüfus 27,5 milyon. 

*Bu nüfusun 9,5 milyonu 65 yaş ve üstü. 

*Emekli olduktan sonra kredi çekip bankalara borçlu olan sayısı, 2,9 milyon kişi. 

*İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği verilerine göre son 15 ayda 65 yaş üzerindeki 145 işçi iş kazası sonucu vefat etmiş. 

Bu verileri değerlendirmek isterim. 

65 yaş ve üzeri yaşlı nüfus olduğuna göre nüfusun 8'de 1'i yaşlı demektir. Bu da ülke nüfusunun yaşlandığına işarettir. 

Emekli olduktan sonra çalışmaya devam edenleri takdir ederim. Boş boş gezmektense, yaşı ne olursa olsun, vücut ve sağlığı el verdikçe insanımızın çalışması taraftarıyım. 

15 ayda iş kazası sonucu ölenlerin sayısı yüksek. Gönül ister ki ülkemizde iş kazası sonucu ölen bir kişi dahi olmasın. Ama ya alınan tedbirler yeterli olmadığı için ya da çalışanlar iş sağlığı ve güvenliğini önemsemediği için ülkemizde iş kazaları olmaya devam ediyor. 

Bankalardan kredi çeken emeklilere gelince, bu oran her 6 yaşlıdan 1'i kredi çekmiş demektir. Kredi çeken herhalde keyfinden kredi çekmiyordur. Büyük ihtimalle emekli maaşı yeterli gelmediğinden kredi çekmek zorunda kalmış emeklilerimiz. 

Kredi çeken yaşlıların aldıkları emekli maaşıyla, çektikleri krediyi ödemek için ömürleri kifayet eder mi, bankalara olan borçlarını kapatır mı ya da ne kadarını kapatır bilmiyoruz. Şu var ki kredi çeken çoğu yaşlının bankalara borçlu olarak vefat edeceğini düşünebiliriz. Eğer böyleyse insanımız borçlu gidiyor demektir. 

Vedat eden kişinin bankalara olan borcu vereselerine rücu ettiriliyor mu? Bunu bilmiyorum. Bildiğim kadarıyla vereselerin ödeme zorunluluğu yok. 

Çekilen kredi borcu geriye dönmediği zaman bankalar zarar ediyor mu? Sanmıyorum. Öyle zannediyorum, bankalar ölen kişinin kredi borcunu kamu zararı göstererek devlete ödeyeceği vergiden düşüyor. 

Buradan cenaze merasimlerine gelmek istiyorum. Bizde vefat eden kişinin cenaze namazı kılınmadan önce helallik istenir. Bu, üç defa tekrarlanır. Hatta çoğu zaman cenaze namazını kıldıracak imam, helallikten önce sağına ve soluna cenaze sahibinin birinci derece yakınlarını alır. "Merhum ya da merhumenin borcu varsa çocukları burada. Ödeyecekler" diye açıklama yapar. Bugüne kadar birileri gelip de merhumun bana borcu vardı diye borç istemişliği var mıdır, bilmiyorum. Belki geri planda vardır. Yine de güzel bir uygulama. 

İslam'da; vereseleri, ölen kimsenin malını paylaşmadan önce, ölenin borcu varsa ödenmesi, vasiyeti varsa yerine getirilmesi, bu ikisi bittikten sonra miras paylaşımı yapılması gerektiği vardır. Kısaca borç ve vasiyete ayrı bir önem atfedilir. 

Şimdi gelelim, kredi borcu olarak vefat edenlere. Merhumun, piyasaya olan borcunun çocukları tarafından ödeneceği cenaze merasimlerinde söylendiğine göre, cenaze merasimlerine, merhumun çektiği ama ödeyemediği kredi borcunu tahsil için banka görevlileri gelse, imamın, çocukları borcunu ödeyecek dediği zaman banka görevlisi, merhumun bize şu kadar borcu vardı dese, ortaya nasıl bir tablo çıkar? Öyle ya babamızın borcu bizim borcumuz diyerek açık çek veren çocukları var merasimde. Acaba merhumun çocukları ne der bu duruma? Cemaat böyle bir durumu nasıl karşılar? İmam nasıl bir tepki gösterir? Bazıları merhumun borcu varmış, borçlunun cenaze namazı kılınmaz diye çekip gider mi? Benimki de merak işte. Merakımı mazur görün. 

Not: Bugüne kadar bankacıların cenaze merasimlerine gelip de ödenmeyen kredilerinin peşine düştüğünü hiç duymadım. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder