Sinema, film, dizi adına her ne dersek diyelim, filmde figürler olur. Kimi iyi rolde kimi de kötü rolde oynar.
Bir filmde iyi rolde oynayan diğer filmde kötü rolde görev yapabilir veya tersi. Yani bir filmde kötü rolde oynayan diğer filmde iyi rolde oynar.
Başrol oyuncusu da olsa filmin herhangi bir sahnesinde az veya çok rol alsa da hepsi birer aktör değil, figürdür. Esas aktör filmin senaristidir.
Filmde rol alanların hepsi bu işi kendisine verilen rol gereği yerine getirir.
Filmde rol alanların hepsi bu işi para için yapar. Sadece rolleri gereği kimi az kimi çok alır. Takdir edersiniz ki başroldekiler daha fazla ücret alır.
Rolünü sahici yapanlar, verilen senaryoya göre rolünü oynayanlar şöhret bulur. Başka filmlerde de rol üstlenirler.
Rolünü sahici oynayanı yabana atmayalım. Seyirciyi ne kadar ikna eder, filme çekerse yapımcılar sıraya girer.
Rolünü yapanları izleyen bizler filme kendimizi kaptırırız. Filmin senaristini hiç aklıma getirmeyiz. Halbuki iyi ya da kötü rolde aktör gibi görünseler de rol alanların hepsi senaristin verdiğini oynayan figürdür.
Siz hiç sinemaya gidip de bir önceki filmde iyi rolde oynayan figürü kötü rolde oynarken gördüğünde oyuncuya kızan seyirci gördünüz mü? Görmeyiz. Çünkü rol gereği birinde iyi, diğerinde kötü oynadığını bilir.
Şimdi veya geçmişte film izleyen birileri iseniz buraya kadar yazdıklarımı bilir. Şimdi sinemadan siyasete gelelim. Sinema ve siyaset ne alaka demeyin.
Malumunuz, "siyasi duruşunu, söylemlerini veya tarafını sık sık değiştiren, istikrarsız siyasetçiler" var. Bunlar için Türkçe literatürde ve siyasi dilde "fırıldak, omurgasız veya oportünist (fırsatçı)" kelimeleri kullanılır.
"Fırıldak: Menfaatine göre sürekli yön değiştiren kişileri tanımlayan en yaygın sokak ve siyaset ağzı terimidir".
"Omurgasız: Belirli bir dünya görüşü, ilkesi veya dik duruşu olmayan siyasetçiler için kullanılır".
"Oportünist: Koşulları kendi lehine kullanmak için ilke değiştiren, fırsatçı yaklaşımı ifade eden akademik terimdir".
"Makavelist: Amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, ahlaki ve fikri zikzakları normal sayan anlayıştır".
Döneklik: Eski siyasi görüşünü tamamen terk edip tam zıttı bir kampa geçenler için kullanılan eleştirel sıfattır. Siyasi literatürde bu durum bazen "pragmatizm" (faydacılık) veya "siyasi manevra" olarak da yumuşatılarak ifade edilir.
Gördüğünüz gibi fikrini değiştiren, zikzak çizen siyasetçilere neler deniyormuş neler. Bir de kızan kızana. Eski fikirlerini temcit pilavı gibi döndürüp döndürüp dinleyen ve dinletenler var. Dün böyle diyordu, bugün bak böyle diyor diyerek kızıp köpürüyor.
Bu tiplerin eline düşmüş siyasetçilere üzülüyorum.
En fazla da izlediği filmlerde hem iyi hem de kötü rolde oynayana kızmayan sinema seyircisine kızıyorum. Filmdeki çelişkiye kızmayan seyirci daha önce ak dediğine bugün kara diyen siyasetçiye kızıyor. Ne yaman çelişki bu böyle. Sanıyorlar ki siyasetçi dediğin hep omurgalı olacak. İyi de bunu niye filmde rol alanlardan istemiyorlar? Efendim, aynı şey demeyin. Ne belli, filmlerde senarist olduğu gibi siyasette de senaristlerin olmadığı. Filmdekiler iyi ya da kötü rolü senaryoya göre oynadığına göre siyaset sahnesinde yer alanlar da verilen senaryoya göre rollerini oynuyor olabilirler. Lütfen oynadığı rolden dolayı ne sinemacıya ne de siyasetçiye kızalım. Hiç senaryo gereği oynanan oyundan dolayı kızılır mı? Oyunu sahici oynuyor mu? Önemli olan da bu.
Unutmayın ki adı üzerinde bir oyun olan filmde bile inisiyatif başrol ve diğer oyunculara bırakılmıyorsa, haydin bildiğiniz gibi oynayın denmiyorsa, ipin ucu hep senaristte oluyorsa, bir ülke yönetimi olan siyaset, siyasetçilerin inisiyatifine bırakılır mı? Belki de tek farkı, film, sinema ve dizilerin senaristi belli iken siyasetçilerin senaryosunu yazanları tam bilemeyebiliriz.
Yazılan senaryoyu sahici oynayan siyasetçiler de tıpkı rolünü iyi oynayan başrol oyuncuları gibi uzun soluklu siyaset sahnesinde rol alabilir.
Lütfen, siyasetçiler ayıplarken işe bir de bu yönden bakalım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder