Çeyrek asrı devirmiş, tarihi hurda değere sahip bir arabanız var. Tarihe önem vermeyen bir toplum olarak gelen vurmuş, giden vurmuş. Vurukların kimini yaptırmış kimini de buruk haliyle bırakmışsın. Yaptırmak için zorunlu trafik poliçenden hiç faydalanmadın. Hepsinde de öpöz sermayenden harcadın.
Öyle akşam sabah binmiyorsun da. Zorunlu hallerde aküyü öldürmeyecek kadar biniyorsun. İki tekerlekli ayak varken dört tekere ne gerek var değil mi? Kısaca tarihi hurda araban evin açık otoparkında soğuk-sıcak, yağmur-kar-kış, güneş demeden evin en sadık ve vefalı bir ferdi gibi ev bekliyor. Tıpkı toplumun çoğu boş insanı gibi.
Senin yapacağın, binmesen de bu tarihi arabayı binişe hazır tutmak, acil ve zorunlu hallerde kullanmak. Ya sen ya da evin tekne kazıntısı.
Evin tekne kazıntısı sürecek. Sen ise yakıtını alacaksın, yıllık bakımını yaptıracaksın. İki yılda bir ekzoz ve genel muayeneden geçireceksin. Yılda iki defa MTV ödeyeceksin. Ceza gelirse yüzde 25 indirimden yararlanmak için erkenden cezayı yatıracaksın. Arızası olursa sanayiye gideceksin.
Bununla kalsa daha ne istersin. Araba bir şekilde kirleniyor. Belirli periyotlarla arabanın iç ve dış temizliğini yapacaksın ya da yaptıracaksın. Zaten bindiğimiz yok. Varsın kirli dursun diyemezsin. Madem ki araç hazır kıta evin önünde bekleyecek. İle karşı temiz bulundurmak zorundasın. Çok da tın desen de evin içişleri bakanı kazara arabayı görür ya da binerse, "Araba çok kirli. Temizlenmesi lazım. İl görse ne der. Binince üstün başın batıyor" derse, bir böyle, iki böyle, üç öğün ekmek gibi akşam sabah bunu tekrarlarsa elin mahkum temizlemeye. Her zaman yağmur da yağmıyor ki araban doğal yollardan temizlensin. Yağdı mı arka arkaya günlerce yağıyor. Kesildi mi damla damlamıyor.
Hele bir de düğün varsa, düğüne içişleri bakanı da gidecekse, bu arabayı temizleme telkini daha bir hız kazanır. Biteviye telkin mi yoksa gidip arabayı yıkatmak mı? Bu çile bu dert bu ütüleme çekilmez. En iyisi yıkatmak. Zira en kolayı diyorsun ve rastgele bir yıkamacının önünde duruyorsun.
Yıkamacı boşmuş zaten. Seni havada kapıyor. İç dış yıkar mısın? "Yıkarız abi. İşimiz bu". İç yıkamaya motor da giriyor mu? "Bakayım, motor ve kaput çok kirli. Yıkarız abi". Motor kalsın. Su değince sıkıntı olur diyorsun. "Olur mu abi. Bugüne kadar çok motor yıkadım. Hiç sorun çıkmadı. Benim işim bu" diyor. "Senin farlar da kirli. Bunları da temizleyeyim. Pasta, cıla da çekerim. Bak şuralar ne biçim olmuş. Farları daha önce temizlettim. Pek faydasını görmedim. Pasta, cıla da kalsın diyorsun." Ben farları temizleyeyim de bir gör" dedi. Sonunda iç-dış, motor yıkama ve far temizliğinde karar kılıyorsun. "Şu kadar tutuyor ama sen bizim oralıymışsın. Sana bu kadar olur. Sen çayını içe dur. Ben hemen hallederim" deyip bin liraya anlaşıyorsun. Senin şurada çürük var. Şuradan kaportacı çağırayım bir baksın diyor. Dur demeye kalmadan kaportacı geliyor. "Kesilecekse ben yaparım. Macun çekilecekse falana git" dedi. Burası kalsın şimdilik dedim.
Anlamadığım, genç iç dış temizlemeci mi, kaportacı mı, pasta cılacı mı? Mübareğin anlamadığı yok. Böyle her işten anlayan cesurlardan pek korkarım ama yapılacak bir şey yok.
Ben çayımı yudumlarken o çekti arabayı içeri. Sonra kendisine bir yardımcı geldi. Pazarlarda sebze satıyormuş. Ona, "Şurayı, burayı şöyle yap" diyerek talimat veriyor. Kendisi kah arabasına binip dolaşıp geliyor kah motora binip bir yere gidip geliyor. İş yapmaya başlarken birini arıyor ya da birinden gelen telefona cevap veriyor. Hem telefonla konuşuyor hem iş yapıyor. O parmağında on marifet diyorsunuz siz buna.
Onlar arabayla uğraşırken dışarıda iki, üç yazı yazıp paylaştım. Herhalde iki saatten fazla iç dış yıkamada kaldı arabam.
Arka camın oraya toz toprak girmiş, aldın mı dedim. "Temizledim abi" dedi. Bagajı temizledin mi dedim. "Evet" dedi. Şu tüp tankının üzeri tozlu dedim. "Sileyim" dedi.
İş bitti, ödemeyi yaptım. Araba çalışmaz. Bas, çek, benzine al. Ne mümkün. Bizim iç dış yıkamacı kaputu açarak tamirciliğe soyundu. Tek tek kabloları sökerek her birine hava sıkarak kurutmaya çalıştı. Araba yine çalışmadı. Tamirciyi aradı. Başkasını aradı. O gelinceye kadar bir iki yeri daha sökmeye çalıştı. Onu da beceremedi. Sökebildiği kısma hava sıktı. Saat tutmadım ama epey bir uğraşın ardından araba güç bela çalıştı. Araba çalışıyor ama titriyor aynı zamanda.
Buna da şükür deyip titreye titreye eve geldim. Belli ki motora su gitti. Kuruyunca kadar böyle titreyecek diye düşündüm.
Eve gelince arabayı park ettim. Arka camın önündeki tozların çoğunun alınmadığını gördüm. Kendi usulümce temizledim. Bagaja baktım. Bagaj da temizlenmemiş. Güya iç dış temizletmiştim.
Ev sakinlerine gelince onlar arabanın iç ve dış temizliğinden çok memnun kaldılar. Gelsinler onu bir de bana sorsunlar. Çünkü bu iç dış temizliğinin dışı onları içi de beni yaktı.
Araba düğüne hazır ve nazırdı. Hesapta Ankara yoktu. Son dakika golüyle Ankara'ya gitmek için yola çıktık. Daha Konya'ya çıkmadan birader arabanın çalışmasından ve titremesinden işkillendi. Sağa çekip kaputu açıp baktı. Kablolar takılı idi. Tekrar çalıştırdık. Aynı titreme. Ne yapalım, bu araba bizi yolda bırakabilir, istersen geri dönelim dedi. Çıktık yola. Yolda kalırsa bir çekici çağırırız. Geri dönmek olmaz dedim. Kaputu açıp son kez kablolara dokundu. Çalıştırınca titreme kalmadı. Meğer buji kablosunun bir tanesini tam oturtmamış bizim iç dış yıkamacı.
Yolcu yolunda gerek deyip çıktık yola. Bizim bu tarihi araba Ankara'ya gidip geldi. Cumartesi pazar diğer düğünlerin ardından haydi kaplıcaya gidelim deyip Afyon'a sürdük arabayı. Hızımızı alamayıp arada bir Eskişehir kaçamağı bile yaptık.
Bir ay sonrasında birilerinin beğenmeyip burun kıvırdığı bu tarihi araba, kadı kızında bile olabilecek küçük ve hafif kusurlarla genel muayeneden geçti.
Gördüğünüz gibi araç iç, dış ve detaylı yıkama tecrübem var. Bu tecrübemi paylaştım sizlerle. Senin tecrüben bize kafi gelmez, bu tecrübeyi bizzat yaşamak istiyorum, böyle detaylı bir temizlikten ben de faydalanmak istiyorum diyorsanız bir telefon kadar yakınım size. Hatta sizi götürürüm. Siz iç, dış, motor dahil detaylı temizlik yaptırırken ben de dışarıda oturur, çayımı yudumlarken bir şeyler yazarım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder