Bu yazımda iç hallerini ve işleyişlerini bilmesem de dışa sızan yönleriyle ele alacağım. Daha doğrusu gözlemlerimi aktaracağım.
Yazımın başında toptancı davranmayacağımı ifade etmek isterim. Çünkü belki kenarda köşede kalmış istisnaları vardır.
Cemaat derken tasavvuf aşamasındaki cemaatlerden bahsetmeyeceğim. Bugünkü kurumsallaşmış ama resmiyette yok kabul edilen tarikatlerden bahsedeceğim.
Bildiğim ve gözlemlediğim tarikatlerin belki geçmişte istisnası vardır ama yaşayan tarikatler babadan oğula, oğul yoksa damada, toruna, kardeşe geçiyor. Yani şeyhlik aile dışına çıkmıyor. Bir nevi aile saltanatı ya da monarşi sistemi geçerli.
Hemen hemen hepsi holdingleşmiş durumda. Şeyhliğin aile dışına çıkmamasında bu holdinleşmenin etkisinin olduğunu düşünüyorum.
Şeyhlerin hemen hemen hepsi zengin ve varlık sahibi. Allah vermiş de vermiş.
Gelir ve giderleri şeffaf değil.
Tarikatlerin para sorunu yok. Maddi durumu iyi olan her tarikat müridinin yapacağı yardım, hayır ve hasenat, fitre, zekât ve kurban bağışı için ilk tercih ettiği yer cemaatidir.
Cemaatlerin değişik alanlarda ticari amaçla kurulmuş şirket, firma ve işletmeleri var. Rutin sohbetlerde şurası bizim, alaverelerimizi buradan yapalım kardeşler denmesi kafidir.
Hepsinin okulları, yurtları, dershaneleri, dergileri, radyo ve televizyonları var. Dergiye abone olmak müridin boynunun borcu. Çocuğuna okul, dershane, yurt düşünen müridin çocuğunu göndereceği yer bellidir.
Kurdukları dernek yararına sık sık kermes düzenlerler.
Kısaca fakir cemaat yok. Ticari yönden, yardımdan bir şekil yağıyor.
Her cemaatin siyasilerle dirsek teması vardır. Siyasiler onları, onlar da siyasete güç ve destek verir.
Her cemaat bürokraside müntesibimiz olsun çabası içerisinde ve yerleşiyorlar veya yerleştiriliyor.
Hepsinde olmasa da şeyhin vefatından sonra aile içinde şeyh olma rekabeti olabiliyor. Miras paylaşımında sorun çıkabiliyor.
Gizemli yapılardır.
Dernek veya vakıfları vardır.
Cemaatte şeyhe bağlılık ve sadakat vardır. Karşı çıkan bir şekilde cemaatten koparılır ve istenmeyen kişi ilan edilir.
Bir siyasi partinin teşkilatlanması gibi Türkiye'nin her bir yerinde; il, ilçe, mahalle, köy temsilcileri var.
Rutin sohbetleri, zikir halkaları var. Zikrin cehri ve hafi olan çeşitleri vardır. Her müride yapacakları ev ödevi verilir.
Şeyhin her dediğinde bir hikmet aranır. Şeyhin sözünün üzerine söz söylenmez.
Şeyhin kerametine inanılır.
Kendilerini fırkayı naciye görürler.
Şeyhin görevi ölünceye kadar devam eder...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder