Çocuğumuz Lise Giriş Sınavına (LGS) veya üniversite sınavına girmiş olabilir. Eğer sınavların sonucu, çoğu öğrencinin hayalindeki gözde okul ve bölümleri tutuyorsa akademik başarı için çocuğunuz tercihte bulunsun ve kazandığı lise ve üniversiteyi okusun.
Çocuğunuzun sınav başarısı vasat veya vasat altı ise sırf liseyi bitirsin veya üniversite okusun diye tercihte bulunmayın. Varsın çocuğunuz lise okumasın ve lise mezunu olmasın. Yol yakınken çocuğunuzun geleceğini kurtaracak bir karara imza atın.
Ne demek istiyorum. Malumunuz Türkiye’nin en büyük sorunu genç işsizler sorunu. Gençlerimiz, lisenin üzerine üniversite okumuş. Yaşı 24-25 olmuş, evlilik çağı gelmiş ama iş bulamadığı için evlenme yoluna da gitmiyor. Çoğu kafeler üniversite mezunu genç işsizler ordusu ile dolu.
Bu genç işsizler ordusu her sene veya her iki senede bir yapılan AGS veya KPSS’ye hazırlanıyor, sınava giriyor, hatırı sayılır puan da alıyor. Gel gör ki bu tür sınavlara giren o kadar çok ki alınan puan atanmak için yeterli gelmiyor. Gençlerimiz her geçen yıl umutları azalarak bir sonraki sınavlara hazırlanıyor.
26 Temmuz günü iki oturum şeklinde yapılan Akademi Giriş Sınavı’na (AGS) giren öğretmen adaylarını gözlemledim. Çoğu 30-35’ini geçmiş. Saçı ağarmış ve saçı dökülmüşler bile vardı.
Sadece öğretmen adaylarında değil, kamunun alacağı tüm sektörlerde bir istihdam daralması söz konusu. Çünkü ihtiyaçtan fazla mezunumuz var. Öyle zannediyorum tıp fakülteleri dışında okuyan ve mezun olan kimseler için iş bulmak çantada keklik değil. Geçmişte işe girmek için aslanın ağzındaki lokmayı almak gerekirken şimdilerde lokma aslanın midesine inmiş durumda.
Görünen o ki dün okumamak sorunken bugün okumak sorun.
Burada sanayi ve fabrikalarda eleman sıkıntısı var. Çalışmak isteyene iş var denebilir. Elbette sanayide eleman sıkıntısı olabilir. Yalnız üniversiteyi bitirmiş birine hiçbir sanayici iş vermez. Verse de üniversiteli genç çalışmaz.
Bu durumda ne yapılmalı? Çocuğumuz nasıl işsiz kalmaz? Bu devirde çocuğumuzun iş bulmasını ve önünü görmesini istiyorsak ortaokulu bitiren çocuklarımızı mesleki eğitim merkezlerine (MESEM) yönlendirmede fayda var. Çünkü bu okulları bitiren hiçbir çocuk ve genç işsiz kalmaz. Ekmeğini taştan çıkarır.
Çünkü eskinin çıraklık günümüzde MESEM adı verilen okullarda okuyan çocuklar hem lise mezunu oluyor hem meslek sahibi oluyor hem kalfa ve usta belgesi alabiliyor.
Çocuğumuz bu okulları bitirince piyasada iş bulabiliyor, kendi işini alabiliyor. Bu okullardan mezun olan çocuklar iş beğenmezlik yapmıyor. Hayata daha erken atılabiliyor.
Ezcümle, günümüzde MESEM’ler çocukların geleceğini kurtaran okullardır. Çocuğumuz, lise ve üniversite bitirerek işsizler ordusuna katılacağına, MESEM’ler aracılığıyla hem kendini kurtarsın hem ailesini hem de ülkesini.
Unutmayalım ki lise ve üniversitelerin çoğu bölümleri, işsizliği öteleme işlevi görüyor. Bu öteleme sorunları halının altına süpürme keten başka bir şey değildir. Sorarım size: Liseyi ve üniversiteyi bitirdikten sonra çocuğunun işsizler ordusuna katılmasını hangimiz isteriz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder