3 Mayıs 2026 Pazar

Yaşlanıyoruz

Nüfus artış hızımız halen eksiye düşmese de sıfıra yakın. Nüfus artığımız binde beş imiş. Bu demektir ki yaşlanıyoruz. Ben de ben yaşlanıyorum sanırdım. Meğer ülke de benimle birlikte yaşlanıyormuş.

Bir zamanlar Avrupa yaşlanıyor, nüfusları yerinde sayıyor, eksiye düşüyor. Bizde genç nüfus fazla diye övünürdük. Bu gidişle nüfus artışında Avrupa gibi olmaya doğru gidiyoruz.

Görünen o ki aile yılı ilan edilmesi, evlenenlere maddi destek verilmesi, doğum izninin 24 haftaya çıkarılması, yeni doğan 1.2.3.çocuklara çocuk yardımı yapılması, anneye süt izni gibi desteklerin verilmesi nüfus artışına artı bir katkı sunmadığı gibi eksiye doğru gidiyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı'nın yıllardır "En az üç çocuk" demesi de pek işe yaramamış. Aslında en az üç çocuk nüfusun kendini yenilemesi ve artı artış için gerekli. Çünkü bir çocuk eksi, iki çocuk anne ve babanın yerine geçeceği için nüfusun yerinde sayması, üç çocuk ise nüfusun artması anlamına gelir.

Türkiye bugünleri hesaba katamamış olmalı ki 80'li yıllarda az çocuk planlaması dillerdeydi. Kenan Evren gittiği yerlerde Erdoğan'ın aksine az çocuk diyordu. 90'lı yıllarda sağlık ocaklarına varıncaya kadar nüfus planlaması çalışması yapılmıştı. O zamanlar aman az çocuk denirdi. Şimdi aman çok çocuk diyoruz. Her konuda olduğu gibi maalesef bu konuda da iyi bir planlama yapamadık.

Gerçi az çocuk yapın diyeni de dinlemedi bu toplum, çok çocuk yapın diyeni de. Adeta kendi bildiğini okuyor bu millet.

Nüfusun eksiye doğru gitmesinin sebep ve nedenleri ve çözüm önerileri üzerinde işin uzmanlarının epey bir kafa yormalarında fayda var.

Gözlemlerime göre nüfus azalmasında;
Evlilik yaşı yeni evlenenlerde 30'a çıktı. 30-35 yaş aralığında evlenenler nasıl çok çocuk doğurup büyütebilsin?

Evlilik çağı geldiği halde evlenmeyip bekar olarak yaşayanlar ve evliliği düşünmeyenler var.
Evlenmek isteyip de düğün masrafından dolayı evlenemeyenler var.

Boşanma oranları öyle böyle değil, baya arttı. Belki de evlenenden çok boşananımız var.

Çalışan anne sayısı geçmişe oranla çok arttı. Çoğu mesleklerde kadın çalışan erkek çalışanı geçti. Çalışan kadınların çoğu ya bir ya da iki çocukla yetiniyor. Çünkü çalışan anne ve babaların korkulu rüyası, çalışırken çocuklarına kim bakacak endişesi. Büyükanneler de olmasa çoğu çalışan anneler çocuk doğurmaya yanaşmaz.

Genç nüfusta önünü görememe ve gelecek endişesi hakim.

Yine genç nüfusta işsizlik oranı daha fazla.

Çoğu daha geç yaşta iş güç sahibi oluyor. İş bulanın çoğunda, aldığı maaşla geçinememe düşüncesi hakim.

4 yorum:

  1. Bu kadar işsiz güçsüz genç varken,hayat pahalı iken ha bre doğur demenin mantığını anlatmaları çok zor.Anlamayanlar zaten eskiden de üç beş doğuruyordu. Rızkını verir Allah diye. Nüfus az olsun öz olsun. İyi yetiştirebildiğimiz sayıda evlat olsun, gerisi boş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette çok nüfustan ziyade yetişmiş, aranan, kalite insan olması daha önemli. Kemiyete bakıyoruz, bakarken keyfiyeti göz ardı ediyoruz. Oturduğu yerden, işsiz birine Allah rızık falan vermez, rızık ayağa gelmez, çaba sarf etmek gerek. Dediğiniz gibi şimdiden genç nüfusa iş veremeden doğur demek ne derece doğru. Bir defa insan kaynağı planlamamız yok. Herkesi üniversite mezunu beyaz yakalı yaparak gençlerin ve ülkenin geleceğini yok ediyoruz. Ben okuturum, işine karışmam düşüncesi, anne babanın çocuğu doğururum gerisine karışmam demesi gibi bir şey. Teşekkür ediyorum katkınız için.

      Sil
  2. Genç ve yaşlı nüfusa yönelik olarak nedenler ve sonuçlarıyla birlikte detaylı olarak değerlendirilmiş çok güzel bir yazı.
    Emeğinize sağlık.
    Ülkemizde toplumsal sorunların artması da kaygıyı arttırıp anne babaları tek çocuklu olmaya zorluyor sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum Makbule Hanım. Toplumsal sorunlar, hayat pahalılığı, geçim endişesi, bakıp büyütmem, iyi imkanlar sunamam, işsizlik ister istemez aileleri düşündürüyor.

      Sil