3 Mayıs 2026 Pazar

Devamsız Vekillerin Durumu

TBMM'de emekli vekil ve aktif vekillik yapan bir vekilin, "Zihnimde siyaseti bitirdim. 2028'den sonra siyaseti bırakıyorum. Kimse bana bir gün bile siyaset yaptıramaz. Zaten Meclise pek gitmiyorum. Sadece genel başkanımın konuşmasını dinlemek için haftada bir uğruyorum" meyanında bir açıklaması dikkatimi çekti.

Vekilin bu açıklamasını pek yadırgamadım. Çünkü bu ülkede vekil olduğu halde geçmişte hiç Meclise uğramayıp vekilliği devam eden ve özlük haklarını alan vekiller bilirim. Bedrettin Dalan bu vekillerden biri idi.

Baştan söyleyeyim. Amacım siyaset yapmak, birilerine dokundurmak değil. Geçmiş ve şimdi olsun, vekillerin aldığı hem emekli vekil ve aktif vekil maaşında da değilim.

Garibime giden, Meclise uğramadığı halde yaptığı devamsızlıktan dolayı bir vekilin vekilliği niçin düşmez ya da düşürülmez? Yapılan devamsızlıktan dolayı maaşından niçin kesinti yapılmaz ya da maaşı kesilmez? Bir vekil kafasında aktif siyaseti bıraktığından dolayı Meclise uğramaya tenezzül etmediği için hesabına yatan maaşı nasıl içine sinerek harcar?

Vekilin Meclise uğramaması aslî görevini yapmaması anlamına gelir. Vekilin yaptığı bu devamsızlığı lise öğrencisi yapsa, öğrenci devamsızlığını doldurduğu zaman sınıf tekrarına kalır. Tekrarı halinde öğrencinin örgün eğitimle ilişiği kesilir, açık liseye kaydı yapılır.

Kamuda çalışan bir memur ve öğretmen bir mazereti olmadığı halde kesintisiz olarak görevine 10 gün gelmezse müstafi (istifa etmiş) sayılır. Bir yıl içinde kesintili olarak toplam 20 gün devamsızlık yaparsa devlet memurluğundan çıkarılma durumu söz konusu olur.

Özel sektörde çalışanın mazeretsiz devamsızlığında başına neler gelebileceğini zaten söylememe gerek yok.

Elbette vekillik devlet memurluğu değildir. Vekilin esnek çalışma durumu söz konusu olabilir. Mazereti olan, partisi ya da Meclis tarafından TBMM dışında görev verilen vekilin, Meclis çalışmalarına katılmamasına kimsenin bir diyeceği olamaz. Ama hiçbir mazereti olmadığı halde bile isteyerek aslî görevini yapmaya tenezzül etmemesi, buna bir yaptırımın olmaması ve bedel ödenmemesi olacak şey değil.

Burası muz cumhuriyeti olmadığına göre mutlaka vekillerin de çalışma usul ve esasları vardır. Meclise devam etmeyene bir müeyyide vardır. Ya müeyyide uygulanmıyor ya da uygulanan müeyyidenin vekili zor durumda bırakan bir yönü yok.

Siz ne derseniz deyin, vekilin keyfi olarak aslî görevine gitmemesinin makul bir izahı olamaz.

Görevleri arasında hepimizi bağlayan Anayasa çıkarmak, kanun yapmak olan kişilerin her şeyden önce Meclise devam gibi bir zorunluluğu olmalı. Bu yönüyle vekiller vatandaşa ve kamuda çalışanlara örnek olmak zorunda.

İstisnalar kaideyi bozmaz. Görevini hakkıyla yerine getiren vekillere sözümüz olmaz. Ama aslî görevini yapmayanların durumu, imam ve cemaat ilişkisine benzer. 657 sayılı DMK’yi çıkaran imam bunu yaparsa, kamuda çalışan cemaat neler yapmaz. Zira ele veriyorlar telkini, kendileri yutuyor salkımı.

Bir diğer husus, Meclise uğramayan vekilin durumu, işe gitmediği halde maaşını almaya devam eden ve özlük haklarını kullanan bankamatik memurlarına benziyor. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder