Öyle bir çağda yaşıyoruz ki geçmişe oranla teknoloji baş döndüren türden. Dijital çağa doğru koşar adım gidiyoruz.
Geçmişte oranla teknolojinin ilerlemesi hayatımızı kolaylaştırdığı bir gerçek. İmkanlar da geçmişe oranla daha iyi. Yalnız bu kolaylaşma ve imkanlar ne huzur getirdi ne de mutluluk.
Bu çağ huzur ve mutluluk getirmediği gibi beraberinde çözülmez bir alay sorun üretiyor. Toplumsal bir cinnete doğru sürükleniyoruz. Ne demek istediğimi anlamak için Metropoll’ün Aralık 2025 araştırmasına bakmak yeterli. Bu araştırmaya göre toplumun yarıdan fazlası toplumsal tükenmişlik yaşıyor. Kısaca toplumun ekseriyeti gündemden sıkılmış, geleceğe dair kaygılı ve karamsar. Adeta hayal kırıklığı halini derinden hissediyor. Bir diğer çarpıcı gerçek, son bir yılda insanımızın her iki kişiden birisi psikolojik desteğe ihtiyaç hissettiğini ortaya koyuyor.
Ceremesini ve külfetini aileler çekse de bu çağın en büyük etkilenen kesimi gençler. Bu çağ adeta gençleri yutuyor. Ben bu çağın çocuk ve gençlerini şeytanı bol nesil olarak görüyorum.
Bu çağ çocuk ve gençler için tuzaklarla dolu. Bunların başında, kafeler, dijital oyunlar, uyuşturucu, bahis ve dijital kumar geliyor. Eski insanlar sokakta hayatın içinden yetişirken şimdiki nesil adeta sokak yüzü görmeden dijital hayat yaşıyor.
Bu genç nüfus okumuş nesil. Çoğu üniversite bitirmiş, işsizler ordusu. Ya iş yok ya da iş ve maaş beğenmeyen türden.
İş güç ve meşgale olmayınca çoğunun uğrak yeri ve meskeni her köşede mantar biter gibi biten kafeler. O kadar kafe bolluğuna rağmen hepsi de hıncahınç dolu. Çayı, kahvesi ve diğer aperatif yiyecekleri ücret yönünden diğer hizmet sektörlerine beş çeker. Aynı işlevi gören belediye kafelerinde fiyatlar daha makul iken gençler belediye kafelerine tenezzül etmiyor. Nedense itibardan bir türlü tasarruf etmiyorlar. Kafecilerin iç halini bilmem ama dış görüntüleri darphane gibi para basıyor. Pahalı olmasına rağmen gençlerin bu yerleri mesken edinmesi bir nevi bağımlılık.
Bağımlılık bununla kalsa iyi. Gençlerin çoğu uyuşturucu tuzağında. Bir kullandı mı arkası geliyor. Kolay kolay kurtulamıyor. Aileyi de bitiriyor, kendisini de.
Bir diğer bağımlılık ise bahis ve dijital kumar. Gençlerin çoğu maalesef bu iki illetin potansiyel üyeleri. Bahisin ve dijital kumarın yasal olanı olduğu gibi yasal olmayanı da varmış.
Bu saydığım örneklerin hepsi gençlerin önüne serilmiş para tuzağı. Aynı zamanda hayattan, toplumdan ve aileden uzaklaştıran bir yönü var. İçlerinde belki de en masum görüneni dijital ve sanal oyun ve kafeler. Aileleri esas bitiren ise uyuşturucu, bahis ve dijital kumar. Bunlar aynı zamanda bağımlılık yapma yönüyle çok tehlikeli. Elini kaptıran vücudunu ve servetini bu uğurda bitiriyor.
Piyasa torbacılarla dolu. İçicisi var ki piyasadalar. Müşteriler de bunlara kolay ulaşıyor. Yeter ki paradan haber ver.
Dijital kumara ve bahise ulaşmak ise bunların en kolay olanı. Yeter ki bir akıllı telefonun olsun, bunun da İnterneti olsun. Gençler adeta akıllarını bu akıllı telefona teslim ediyorlar. Kumar oynayacak gençlerin para bulması da hiç zor değil. Çünkü bankalar bu gençlerin emrinde. Gençler istediği zaman İnternet bankacılığı aracılığıyla bankalardan kredi çekebiliyor, ek hesabı kullanabiliyor, kredi kartından nakit aktarabiliyor. Arkalarında böyle bonkör sahte aile olunca bu gençler oturduğu yerden paraya ulaşabiliyor. Bu durumda gence, akşam sabah ve fırsat buldukça kumar ve bahis oynamak kalıyor.
Aileler bu durumun farkına, birden fazla bankada faiziyle birlikte oluşan devasa borcu görünce haberdar oluyor. Bu zamana kadar kenarda köşede kefen parası diye bekletilen evdeki para gitmiş, eşten ve dosttan elden alınan borçlar birikmiş oluyor. İyice borç batağına saplanmış gencin ise yalan başta olmak üzere ahlaki zaafları bir bir ortaya dökülüyor.
Gencin keyfi ve hırsı aileyi derinden etkiliyor. Aile bulup buluşturup borcu kapatıyor. Kumar ve bahis bağımlısı genç bir daha oynamam, tövbe diyerek yemin billah ediyor. Ama bağımlının tövbesi ve yemini bir yere kadar. Yine oynuyor yine. Ne de olsa adı üzerinde bağımlı. Borcu da bir şekil ödeyen var nasılsa. Gençlerimiz bu durumda bağımlılıklarına niye devam etmesin.
Hasılı, uyuşturucu, bahis ve kumar bağımlılığı yüzünden gençler perişan, aileler perperişan ve çaresiz. Gençleri uyuşturucu ve kumar bataklığına saplanmaktan korumakla görevli devlet ise her zaman olduğu gibi sessizliğe bürünüyor. Çağımızın bu toplumsal vebasını görmezden geliyor. Diyanet bir hafta hutbede bu konuyu ele alıyor. Nasihate de karnımız tok olunca bir kulaktan girip öbüründen çıkıyor.
Şu var ki uyuşturucu, bahis ve dijital kumar yüzünden sadece sağlık yok olmuyor sadece yüklü para kaybedilmiyor. Aileler de parçalanıyor, işler de kaybediliyor. Giden huzuru zaten söylemeye gerek yok.
Burada devlet, gençliği korumaya çalışıyor, bunun için mücadele ediyor denebilir. Bu kadar genç, uyuşturucu ve kumar bağımlısı olduğuna göre demek ki yeterince ve etkin mücadele edilmiyor ve tedbir alınmıyor. Devlet hiçbir şey yapamasa bile bu gençlerin bankadan İnternet bankacılığı aracılığıyla kredi çekmesini BDDK aracılığıyla zorlaştırabilir. Önüne gelen kredi kartı alamamalı. Ek hesaptan para kullanamamalı. Özellikle kredi çekmek için eskiden olduğu gibi iki kefil şartı ve kredinin de mutlaka şubeden çekilmesi zorunluluğu getirilebilir. Özellikle dijital kumar bağımlılarının her banka işleminde kişinin eşi ya da ailesine gönderilecek onay kodu ile hem aileler bilgilendirilmiş hem de çekilecek para için onay alınmış olur.
Unutmayalım ki bu neslin şeytanı boldur ve çeşit çeşittir. Gençleri bu şeytanlardan kurtarmak için devlet, millet, kurum ve kuruluşlar, bankalar vs. ele ele vererek topyekûn bir mücadele başlatmalı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder