Bir taziyede nicedir görüşmediğim bir tanıdığımla ayaküstü karşılaştım. Hal hatırın ardından söz döndü dolaştı. Hiçbir konuda aşırı gitmemek gerektiğini söyledi. Buna eyvallah derim. Çünkü haklı ve olması gereken de bu. Ortamda bulunanlardan biri, "Yazılarını takip ediyor musun? Yazıları nasıl" dedi. "Ara ara okurum. Aşırı gittiği oluyor. Mesela Gazze üzerine yazdığı yazı aşırı. Gazze'ye gidenleri eleştiriyor. Gazze'nin neresini eleştiriyorsun? Adamlar ölümü göze alıp gidiyor. İster şov yapsın ister yapmasın. Şu var ki iyi bir eleştirmensin" dedi. Benim konuşmama pek fırsat vermedi. Arka arkaya makineli tüfek gibi saydırdı durdu.
Belli ki ambargoyu delmek, Filistinlilerin sesini duyurmak için gemilerle Filistin'e giden aktivistlerle ilgili yazdığım yazıdan bahsediyor.
Yazımı okuduğu anlaşılıyor. Ama görünen o ki okuduğunu anlamamış. Daha doğrusu anlamış da yanlış anlamış. Halbuki "İsrail gibi orantısız güç kullanan bir devlete gitmek cesaret ister. Aktivist olarak gidenleri tebrik ederim" dedim o yazımda. Dönüşte Gazze'yi ön planda tutup kendisini öne çıkarmayan aktivistlere hayran kaldığımı ifade ettim. Sadece Gazze'den ziyade kendilerini ön plana çıkaran, sulu konuşmalarıyla tepki toplayan iki kişinin bu davranışlarını eleştirdim. Çünkü özellikle bir tanesi adeta cıvıttı. Konunun özeti bu idi. Yani ambargoyu delmek, Filistinlilerin mağduriyetini dünyaya duyurmak için Filistin'e gidenleri eleştirmediğim gibi cesaret örneği diyerek bir hakkı teslim ettim. Yaptığım, dönüşte iki kişinin şovunu eleştirmekten ibaretti. Okumayıp merak edenler için yazımın linkini buraya alıyorum. "https://dilinkemigiyok.blogspot.com/2025/10/aktivist-var-aktivist-var.html" Okumadan önce de o iki kişinin özellikle kadın olanının videolarını izlemesini öneririm.
*
"Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü" deyiminden mülhem olarak "Enişteli Hayat" başlıklı bir yazı yazdım. Bu yazıda, ülkesine gelmiş başka ülke başbakan ve cumhurbaşkanlarına yaptığı densiz hareketlerinden dolayı Trump'ı ele almıştım. Trump'ı enişteye, misafirini de kayın biradere benzettim. Çünkü hep densiz hareketleriyle adından söz ettiren Trump bu defa misafirine aşırı ve yakın ilgi gösterdi. İşte bu yakın ilgiden dolayı bu yazıyı kendi üzerimden anlatarak ironi üslubuyla ele aldım. "https://dilinkemigiyok.blogspot.com/2025/10/enisteli-hayat.html"
Bu yazımı okuyan niceleri, sandı ki eniştemle aramda sorun var. Bir tanesi de derdin ne senin eniştenle diye aramayıp başka yerde "falan eniştesini yazmış" diye konuşup duruyormuş. Bunu işitince, vay be bu kadar da olmaz. Ne umdum ne buldum dedim. Kimi ya da kimleri anlattım, kim anlaşılmış.
*
Adıyaman Kahta'da lisede çalışıyorum. 11B sınıfında dersteyim. Dersin bitimine doğru öğrenciler, "Hocam, sınıflar arası futbol turnuvası var. Şu gün 11A sınıfıyla maçımız var. Maça bekleriz" dediler.
Dedikleri 11A sınıfı 11B gibi değildi. Üniversite hedefi olan, teneffüslerde dahi test çözen, çoğunluğu kız olan karma bir sınıf idi. 11B ise TM sınıfı idi. Çoğunun bir hedefi yoktu. Futbolu da iyi oynarlardı. 11A ise takım kurmada zorlanır. Çünkü çoğunluğu kız idi.
Çocuklar, 11A ve top. Birbirine çok yabancı. Onların işi gücü ders çalışmak toptan ne anlarlar. Siz maçı rahat alırsınız dedim. Gülüştük.
Birkaç gün sonra okulda nöbetçiyim. Öğrencileri içtima alanından içeri alıyoruz. 11B sınıfından bir öğrenci, elinde 33'lük bir tespihi karşımda sallayıp duruyor. Delikanlı, o tespihi cebine koy dedim. "Tamam hocam" dedi. Ben öğrencileri sırayla içeri alırken az önce tespihinden dolayı uyardığım öğrenciyi, göstere göstere tesbih çektiğini görünce, kızdım. "Hocam, hep hakaret ediyorsunuz" deyince, "Oğlum, ne hakareti. Kızmakla hakareti karıştırma dedim."Geçen gün 11A sınıfına hakaret ettiniz. Onlara top dediniz" deyince, kolundan tuttuğum gibi sınıfına götürdüm. Sınıfa girince, gençler bir saniye. Bakın arkadaşınız ne diyecek dedim. "Arkadaşlar, geçen gün bizim sınıfta 11A sınıfına top demedi mi" dedi. Sınıf hep birden güldü. "Yok öyle bir şey. Sen yine yanlış anlamışsın" dediler. Tüm sınıf yanlış anlamışsın demesine rağmen o, "Hakaret etti. Top dedi. Siz kabul etmezseniz etmeyin" diye mırıldandı durdu.
Size yanlış anlayan üç örnek verdim. Fazlasına da gerek yok. Şu var ki anlamak bir nimetmiş. Çünkü böyle yanlış anlama, insanı ipe götürür. Ha yanlış anlayana hiçbir şey olmaz. Olan sana olur. İpe gitmesen de yok, onu, bunu kastetmedim diyerek uğraş dur. Bilin ki böyle yanlış anlayanlara laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur. Çünkü inatlar aynı zamanda. Yemin billah ederler, sen bunu kastettin diye. Adeta Nuh derler, peygamber demezler. Ne edersin ki kapasiteleri bu kadar.
İsterim ki böyle yanlış anlayanlar ve yanlış anlamalarına rağmen bunda ısrar edenler yazılarımı okumasın. Varsın birkaç okuyucum eksik olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder