25 Ekim 2025 Cumartesi

Ateş Pahası

Her zaman gittiğim süt ve süt ürünleri satan markete gittim. Kaymak, süt ve peynir alacağım.

Her zaman aldığım inek tulumunun fiyatına baktım. 450 lira yazıyordu. Görevliye, bunun fiyatı 345 TL değil miydi dedim. "Evet, öyleydi. Müthiş zam geldi" dedi. Vay anasına. Daha iki, üç hafta öncesi almıştım. Gerçekten ne kadar da yüksek gelmiş zam dedim.

Bir de aldığım diğer peynir türüne baktım. Ona da zam gelmiş ama inek tulumuna gelen kadar değildi. Görevliye de buna zam makul gelmiş dedim. Görevli, "İnek tulumu masraflı ve meşakkatli. Bu peynire de gelen zam normal değil" dedi.

Kaymak nerelerde. En son aldığımda 230 idi. Bir de ona bakayım diyerek kaymağa yöneldim. Kaymak da 310 lira olmuş. Yine vay anasına dedim.

Bu kaymak ne olmuş böyle? Ne zaman bu fiyata yükseldi dedim. "Haftalık on on geliyor. Kaymak da bulamıyoruz üstelik" dedi. Kaymak bulamadığınız için mi bu fiyatlar bu kadar yüksek? Piyasaya kaymak sürülürse düşer mi dedim. "Düşmez abi. Daha da yükselir" dedi. Ben de hiç bozuntuya vermeden, desene: abi, hangi ülkede yaşıyorsun? Bu ülkede fiyatlar yükselir, düşmez dedim. Güldü.

Fiyatlar böyle astronomik olduğuna, daha önceki fiyatların yerlerinde yeller estiğine göre süt fiyatlarına epey zam gelmiş olmalı diyerek kasadaki görevliye, süt kaç lira dedim. "30 lira" dedi. Bu fiyat aynı fiyattı. Süt ne zamandır bu fiyatta. Hele şükür, yerinde sayan bir fiyat buldum dedim. Yalnız bir anormallik var. Süt fiyatlarında da artış olsaydı, kaymak ve peynire de zam gelmesi normaldi. Ama süt yerinde sayıyor olmasına rağmen sütten yapılmış mamuller havada uçuşuyor.

Elim mahkum. Mecburen aldım. Üstelik 450 liralık inek tulumunu bırakıp kilosu 600 olan koyun-keçi karışımı bir peynir aldım. Oldu olacak, atın ölümü arpadan olsun. Koyun keçi karışımı peyniri yiyince, koyun gibi uysal ya da keçi gibi inatçı olmak da var bu işin içinde.

Ödemeyi yapıp çıktım. Ama kaymak ve peynirdeki bu yükseliş aklımdan çıkmadı. Yol boyunca düşündüm durdum. Zaman zamanda düşüncemi zihnimden geçirerek kendi kendime konuştum. Felaket tellallığı yapma niyetim yok ama ne oluyoruz böyle. İkinci gelişimde fiyatların bu derece uçması hiç normal değil. Ashabı Kehf bizim bu yaşadığımız şaşkınlığı yaşamamıştır. Adamlar, kralın korkusundan sığındıkları mağarada üç yüz küsur yıl uyumuşlar. Uyanıp ne kadar uyuduk diye birbirlerine sormuşlar. Ya bir ya da yarım gün demişler. İçlerinden bir tanesini alavere için göndermişler. Daha önce görüp bildikleri şehrin tepeden tırnağa değiştiğini, ellerindeki paralarının bile geçmediğini öğrenince, öyle zannediyorum, şok üzerine şok yaşamış olmalılar. Ya yarım ya da bir günde her şey bu kadar değişir miydi? Bu şaşkınlık ve şokun ardından fazla yaşamazlar. Vefat ederler.

Biz de market ve piyasadaki fiyatları görünce şok üzerine şok yaşıyoruz. Ashabı Kehf'ten farkımız, herhalde şoklara karşı vücudumuzun dayanıklı olması, onlar gibi uzun süre uykuya dalamayışımız. Onlar bir defa işkence çekip vefat etmişler, biz her gün her ay her yıl çekiyoruz bunu. Paramız tedavülde ama ha varlığı ha yokluğu.

Güya faizler iniyor, enflasyon düşüyor. Nedense bir türlü hayat pahalılığının önüne geçilemiyor.

Hasılı, hep tüketiciye bindiren bu serbest piyasayı ben hiç anlamadım. Belki de ekonomist olmadığımdandır.

Bu yazdıklarımdan amma da ajite ettin, ağladın anlaşılmasın. Gel senin kaymak ve peynirin benden demeyin. Ki derseniz, hayır demem. Bir telefon kadar yakınım size.

Şunu da söyleyeyim. Piyasa ne kadar yükselirse de alım gücüm var. Muhtaçlığım yok. Şu var ki ederi bu olmayan anormal yükseliş zoruma gidiyor.

Allah alım gücü olmayan, fakir-fukara ve ihtiyaç sahibinin yardımcısı olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder