Dünya
bir sınav yeridir. Birbirine benzese de herkesin imtihanı farklıdır bu dünyada.
Kimininki ağır geçer, altında ezilir; kimininki hafif geçer, yüzünün
akıyla geçer bu sınavı. Biliriz ki Allah kimseye taşıyamayacağı bir yük
yüklemez.
Bir
an için düşünelim: İyi-kötü bir işiniz var, işinizden sonra dönüp başınızı
sokabileceğiniz bir eviniz var. Bulunduğunuz yerde anneniz, babanız,
çocuklarınız, akrabalarınız, komşularınız ve sevdikleriniz var. Hayatınızdan
memnun veya değil, yaşayıp gidiyorsunuz. Bir gün geldi ki ülkenizde bir iç
savaş çıktı. Kimin eli kimin cebinde belli değil bu savaşın. Üzerinize bombalar
yağmaya başladı. Muhitinize tanımadığınız insanlar geldi ve bulunduğunuz yer,
terör örgütleri tarafından “burası benim bölgem” diyerek parsellendi. Sizden
kendileri adına vekalet savaşı yapmanızı istedi ve siz her şeyinizi
kaybettiniz. Ne yaparsınız bu durumda? Ya başa gelen çekilir der, içinize sinse
de sinmese de elinize silah verenlerin yanında mücadeleye katılırsınız ya da
ben bunlar adına kan akıtmam, değmezler. Zira ben bu kirli savaşta yer
almayacağım diyerek kaçar, bir vesile ile size en yakın olan ve kabul
edebileceğine inandığınız ülkenin sınırına kendinizi atarsınız.
Geldiğiniz
bu ülke, sizi sığınmacı olarak kabul etti. Dilini, kültür ve geleneklerini
bilemediğiniz bu ülkede hayata sıfırdan başlayacaksınız. Bu, bir gün değil, beş
gün değil; yıllar yılı bu şekil devam etti. Güç-bela iş bulup kafanızı
soktunuz. Tam bu hayata alışmaya başladınız.
Sonra
bir gün, daha iyi bir iş bulacağınıza inandığınız ülkelere gidebilmeniz için mülteci
durumunda bulunduğunuz ülke size kapıları açtı. Ne yaparsınız bu durumda? Ya
ben artık buraya alıştım, burada kalacağım dersiniz ya da sırtınıza sadece sırt
çantasını alıp yollara kan revan olursunuz.
Tam
böyle olmadı mı? Türkiye sınır kapılarını açtı. İçişleri Bakanı Sayın Süleyman
Soylu, 36 şehit verdiğimiz perşembe gecesinin ardından, cumartesi günü
itibariyle Avrupa’ya geçen sığınmacı sayısının 47.113 olduğunu açıkladı.
Ülkeden çıkış yapan sığınmacıları Yunanistan iyi karşılamadı elbet. Kapıları kapatan
Yunanistan, göçmenlerin üzerine gaz ve ses bombası atıyor. Binlercesi, tampon
bölgede, soğuk kış günü kapının açılmasını bekliyor. Daha kaç gece geçirecekler
dışarıda, bekleyip göreceğiz.
Diyelim
ki sığınmacılar, Avrupa’ya açılan kapı olan Yunanistan tarafından kabul
edildiler. Sığınmacılar değişik AB ülkelerine dağıldılar. Avrupa’ya gidince
onlar için her şey güllük gülistan mı olacak? Hayata ilk sığınmacı olarak daha
önce sıfırdan başladıkları gibi Avrupa’da da hayata yeniden sıfırdan
başlayacaklar. Kapılar açıldıktan sonra ne kadarı ülkemizden gider, bilinmez(bana
göre çoğunluk gitmez.) ama gidenler için zorlu mücadele yeniden başlayacak. Ayrılanların
hepsi kendilerine güvenli bir liman arıyor.
Yazdığımı
Suriyelilere acıyor, onları koruyor diyerek okursanız bana kızarsınız. Çünkü
çoğunluk Suriyeli dendiği zaman tüyleri diken diken oluyor ve hop oturup hop kalkıyor.
Burada yanlış anlaşılmasın, sığınmacılara bakmak kolay, asıl zorluk mülteci
olmada demek de istemiyorum. Mültecilere bakmak kadar mülteci olmak da bir o
kadar zordur. Halkın ekseriyetinin başka sığınmacılara değil de Suriyelilere
aşırı tepki vermesinde çok sayıda Suriyeli sığınmacıyı bu ülkenin barındırmaya
çalışmasıdır. Bu, bir ülkenin tek başına altından kalkabileceği bir durum
değildir. Buna ne bütçesi müsaittir ne kültürel yapısı ne de toplumsal yapısı. Çok
sayıda sığınmacının bir ülkeye gelmesi o ülkenin demografik yapısını da tehdit
eder. Bu, ayrı bir yazı konusudur.
Hasılı
gördüklerime bakarak vatansız olmak zordur. Vatansız kalmak bir insanlık
dramıdır ve insanlık ayıbıdır. Bu ayıp sığınmacıların değil, kendi sefaları
için başka ülkelerin dirliğini bozan ülkelerindir.
Son
olarak savaş vb nedenlerle ülkelerini terk etmek zorunda kalanlar olacaksa, Birleşmiş
Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği daha etkin bir yapıya
kavuşturulmalı, tavsiye kararının ötesinde bir yaptırımı olmalı. En azından
herhangi bir nedenle ülkesini terk eden sığınmacılar için bir planlama yaparak birkaç
ülkeye yığılan mültecileri ülkelere eşit bir şekilde yerleştirebilmeli. Böyle
olursa mülteciler, hiçbir ülke için sıkıntı teşkil etmez.
Allah
kimseyi vatansız bırakmasın. Zira vatansız olmak zordur…
*02/03/2020 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
*02/03/2020 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder