Hac görevi çıkmış hacı adaylarımız bugünlerde kutsal
topraklara uğrulanmaya başlandı. İçimizdeki nasibi olan kişiler bunlar. Çünkü
yüz binler kurada hac vazifem çıktı çıkacak diye bekleye dursun, onlar muradına
erdi. Zira onlar da bekledi yıllarca hacca gitmek için. Sırası gelen veya davet
edilen gidiyor. Gitmeye yol bulan herkese Allah, hac farizasını yapmayı nasip
etsin inşallah!
Hacca giden gidiyor. Ama sorunlar var. Malumunuz üzere hac, gücü yetenlerin yerine getirmesi gereken hem mali, hem de bedeni bir ibadettir. Bir meşakkattir, bir maliyettir aynı zamanda. Fakat maliyetleri biz biraz daha artırıyoruz. Çünkü hediye faslı var işin içinde bir de. Tespih, takke, seccade, koku, yüzük, kına, tülbent, çocuklara oyuncak...ilk akla gelen hediyeler. Çoğunluk daha hacca gitmeden -kurada hac çıkar çıkmaz- soluğu hac malzemeleri satan dükkanlarda alıyor. Hacca gidince de oteline yerleşir yerleşmez hurmayı nereden alırım, ne kadar götüreyim, uçak ne kadar zemzem getirmemize izin veriyor hesabı yapıyor. Oğlan, kız, kardeş, gelin, torun için ayrı hediye alma furyası başlıyor. Kimi de elektronik eşya oralarda ucuzmuş diye sipariş veriyor. Hacımız ibadet mi yapacak, yoksa alışveriş mi? Varın siz düşünün!
Kanması da işin cabası orada. Özellikle hurmada kanan
kanana! Giden hacılarımız bundan dertli mi dertli! Hurma satanların müşteriye
gösterdiği numune ile verdiği hurma aynı çıkmıyormuş. Hacca giden sanıyor ki
mukaddes beldede sahtekarlık, hile olmaz. Ama maalesef hurma ticareti yapanlar
bizim insanımızı ayakta uyutuyormuş. Hurmanın üstü başka, altı başka
çıkıyormuş. Geçen bir arkadaşım bahsetti. Birlikte hac yaptığı bir arkadaşı
oradan hurma beğenip almış, ardından kargoya vermiş. Kargoya verdiği hurma
gecikince gelen misafirlere hurma ikram etmezsek olmaz düşüncesiyle arkadaşa: “Arkadaş,
benim hurma gecikti. Sen benim orada aldığım hurmanın cinsini biliyorsun.
Burada tanıdık hurma satışı yapan varsa emanet alsak…bizim hurma gelince iade
etsek” demiş. Arkadaş, olur demiş. Aynı hurmadan alıp gelen misafirlerine ikram
etmiş. Kargodan gelen hurmayı açınca beğendiği hurmadan eser yokmuş. Adam
hurmanın en adisini doldurup göndermiş. Sonunda hacı, Türkiye’den emaneten
aldığı hurmanın parasını vermiş, gelen adi hurmalar da kendisine kalmış.
Hacca giden kime, ne alayım hesabı yaparken hacı uğurlamaya
giden insanımız da bu iş hediyesiz olmaz düşüncesiyle bisküvi, havlu, küp
şeker, çorap gibi hediye götürüyor. Hediye gelince, hediye getirmesek olmaz
diyor hacı adayımız. İşin garibi ne hediye götüren, ne de hediye getiren hoşnut
bu durumdan. Nasıl bir adet ki herkes şikayetçi. Ama hız kesmeden devam ediyor
bu hediyeleşme. Üstelik getirilen ve götürülen hediyeler doğru-dürüst
kullanılmıyor. Çoğumuzun evi özellikle hactan gelenlerin hediye olarak verdiği tespih
ve takkeyle dolu. Çekilmeyi ve giyilmeyi bekliyor.
Hediyeleşmek güzeldir. Aradaki ülfeti artırır. Yalnız bu
hediyeleşmeyi başka zamanlarda yapsak daha iyi olur diye düşünüyorum. Hactan
gelecek en güzel hediye hacının sağ-salim dönmesi, mebrur bir hac yapmasıdır.
Tebriğe gelenlere ikram için hurma, zemzem haydi bir de misvakı ekleyelim.
Bunun dışındaki hediyeler hacımıza bir maliyet ve külfet getirdiği gibi
kullanılmadığı için de israftır diye düşünüyorum.
Hac ve hediyeleşmeme ile ilgili hassasiyetimizi nihayete
erdirirken buradan Diyanet İşleri Başkanlığına da bir öneri getirelim:
Yıllardır hac ve umre organizasyonu yapan, bu konuda iyice profesyonelleşen ve
hacılarımıza her türlü hizmeti sunan DİB, hediyeleşmedeki aşırılığa dikkat
çeken bir hutbe irat ederse memnun olurum. Yine hurma alırken hacılarımızın
sahtekarlara kanmaması için kutsal topraklarda gerekli tedbiri almasında fayda
vardır.
Hacılarımıza hayırlı yolculuklar! Şimdiden haclarının
mebrur olmasını yüce Allah’tan niyaz ederim.
*** 07/08/2018 günü Yeni Haber gazetesinde Barbaros Ulu adıyla yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder