25 Ağustos 2026 Salı

İdeolojiler İnsanlığın Ortak Bir Yanılgısı mı?

Kemal TEKDEN, kulak burun boğaz üzerine ihtisasını tamamlamış bir tıp doktoru ve akademisyendir. Kısa süreli bir milletvekilliği yapan TEKDEN tıp ve eğitim alanında yaptıklarıyla ön plana çıkmış. Aynı zamanda konferanslarıyla bilgi ve birikimini insanımıza aktarmaktadır.  Kendisinden faydalanılması gereken bir bilim insanımızdır. 

Videolarıyla yeni tanıdığım Kemal TEKDEN'in "Neden Yetişmiyor" başlıklı paylaşımı önüme düştü. Yarım saatlik videosunda, "Zekanın bir hammadde, bunun işlenmesi gerektiğinden, nice zeki insanın başarısız olduğundan, geçmişte İbn Haldun, İbni Rüşt, İbni Sina, Mimar Sinan gibi üreten ve başarılı insanlarımız olduğundan, bugün niye böyle başarılı insanların yetişmediğinden" dem vuruyor. Bu konuşmasının bir bölümünü keserek kendi sosyal medyasında paylaşmış. Bu kısmı yazıya geçirerek paylaşıyorum. 

"Batılı sosyolog Pitirim Sorokin diyor ki: 'Bir insanın düşüncelerinin dengesi olmazsa düşüncelerini, bilgisini artırdığı oranda düşüncelerinin temeli sarsılır ve tamamen yıkılır". Sağlam bir zemine oturmaz. 

Ve bir yazar, benim çok hoşuma giden devamlı söylediğim bir söz sarf eder: "Modern insan anahtar koleksiyoncusu gibidir. Binlerce anahtarı vardır ama hangi anahtar hangi kapıyı açar bilemez". 

Geçtiğimiz asır biliyorsunuz ideolojiler asrıydı. Belki bizler de kapıldık onlara. İdeolojiler insanlığın ortak bir yanılgısı üzerine kurulmuştur. Herkes o ideolojik kalıplar içerisinde düşünür. İdeolojiler deha çaplı insanların ölüm tuzağıdır. Cemil Meriç üstat diyor ki: "İdeolojiler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir". İdrakimizi hareket ettirmez hale getirir. İşte pranga dediğimiz şey o. Ve fanatizm, taassup, bir grup, parti ne derseniz, bir düşünce fanatizmi de bizim sağlıklı düşünmemizi engelleyen bir anlayıştır. Aydın insanda olmayacak şeylerdir bunlar. Olmaması gereken; zeki, üstün yetenekli insanda olmaması gereken şeydir". 

TEKDEN'in bu kısa paylaşımındaki ideolojiler üzerine yaptığı tespitler benim dikkatimi çekti. 

"Geçtiğimiz asrın bir ideoloji çağı olduğu, bu ideolojilere bizler de kapıldığımızı, ideolojilerin insanlığın ortak yanılgısı üzerine kurulduğu, ideolojilere kapılan insanların ideolojik kalıplar içerisinde düşündüğü tespitlerinde bulunduktan sonra   "İdeolojilerin deha çaplı insanların ölüm tuzağı ve idrakimize giydirilmiş deli gömlekleri" olduğuna işaret ediyor. Bunu da pranga olarak görüyor. 

Pranganın ne olduğuna bir bakalım. "Ağır ceza verilmiş tutukluların ayaklarına takılmış kalın zincir" anlamına geliyormuş. Ayağına pranga takılan ise kendisine belirlenmiş alanın dışına çıkamaz. Bulunduğu yerde döner durur. Zincirin ağırlığı da cabası. 

Bir de ideolojinin anlamına bakalım. Siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümeti, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren politik, bilimsel, hukuki, felsefi, dini, moral, estetik düşünceler bütünü". 

Bu tanıma göre sonu -izm ile bitenler, sonu -cılık ile biten particilik, cemaatçilik, dincilik, mezhep, örgüt gibi oluşumlar ideoloji tanımının kapsamına girer. 

İdeolojileri sorun olarak görürdüm de hiç bu yönüyle düşünmemiştim. Daha doğrusu çoğumuz gibi ideolojilere bir zaman ben de kapıldım. Geldiğim nokta itibariyle Sayın Tekden gibi düşünüyorum. Her türlü ideolojiden sıyrıldım. Çünkü hem kendimi içinde bulduğum ideoloji hem de insanımızın kendini kaptırdığı ideolojilerden bir hayır gelmediği gibi ancak zarar verdiğini anladım. Anladım ama iş işten geçti. Ayağıma takılmış pranga ömrümü bitirdi. İnsanlığın bu ortak yanılgıları olan ideolojilerin bizler kobay olarak kullanılan birer aparatları olduk. Geldiğimiz nokta itibariyle nicelerimizi hayal kırıklığına uğrattı. Çünkü savunduğumuz ideolojiler ne yüzümüzü güldürdü ne de yüz güldürdük. Adeta birbirimize hayatı zindan ettik. 

Her bir ideolojinin masumluğu, gücü ele geçinceye kadardır. Gücü ele geçiren diğerlerine hayat hakkı tanımamıştır. Her biri kutuplaşmadan beslenir. Toplumu karpuz gibi ikiye böler. 

Örnek, Mısır'da ortaya çıkan, daha sonra diğer İslam dünyasına yayılan İhvanı Müslimin hareketi, Afganistan, İran, Şiilik-Sünnilik, 80 öncesi sağcılık ve solculuk, tarikatlar, FETÖ, PKK, DAEŞ, laiklik ve sekülerlik gibi. 

Görünen o ki düşüncelerin dengesini kuramadık. Düşünceleri sağlam bir zemine oturtamadık. Slogan ve hamasetin içini dolduramadık. Bilgimiz arttıkça düşüncelerimizin temeli sarsıldı ve yıkıldı. Sonuç hayal kırıklığı. Ruhuna Fatiha. 

Ayağa takılmış her türlü ideolojiyi, ölüm fermanını, giydirilmiş deli gömleğini bir tarafa bırakıp insanların huzur bulacağı ve insanca yaşayabileceği ortak noktalar bulmak lazım. 

Bir Toplum Nasıl Manipüle Edilir?

Akın Gözükan isimli bir Youtube üreticisi kişinin kısa videoları önüme düşüyor bugünlerde. Tanımam, etmem. Kimdir, necidir, amacı nedir bilmem. Zaten kim olup olmaması da benim için önemli değildir. Önemli olan derleyip toparlayıp söyledikleridir. Yani ne dediğidir. Söyledikleri bir matematik bilimi gibi 2*2=4 etmeyebilir. Çünkü toplumsal veya toplumu ilgilendiren hususlarda ya da yönetim anlayışında mutlak doğru yoktur. Söylenen sözler doğru veya yanlış ya da isabetli veya isabetsiz olabilir. Kendince bir tespitte bulunmuş. Gerisi dinleyiciye kalmış. Dinleyicinin veya okuyucunun da ön yargısız bir şekilde dinleyip okuması. Ardından tam isabet ya da deli saçması veya yorum yok demesi ya da şu kısımlardaki tespitlerine katılıyorum, bu kısımdaki görüşlerine katılmıyorum demesi. Ayrıca savunma ya da saldırıya geçmemesi. 

Ben de tespitleri doğru ya da yanlış demeden konuşmayı noktası virgülüne yazıya aktarıyorum:

"Bir diktatör toplumu nasıl manipüle eder? 

1.Sürekli düşman yaratır.

Toplumu korku içinde tutmak için içeride veya dışarıda sürekli yeni tehditler gösterir.

2.Kendisini tek kurtarıcı gibi gösterir.

"Ben gidersem ülke çöker" algısı oluşturarak kendi iktidarını ülkenin geleceğiyle özdeşleştirir.

3.Medyayı kontrol altına alır.

Başarılarını büyütür, başarısızlıklarını gizler. Halkın yalnızca istediği bilgileri görmesini sağlar.

4.Toplumu kutuplaştırır.

İnsanları "bizden olanlar" veya "karşımızdakiler" diye ayırarak ortak hareket etmeyi zorlaştırır.

5.Gerçeği sürekli tekrarla değiştirir.

Aynı iddiayı tekrar tekrar söyleyerek zamanla insanların yanlış bilgiyi gerçek kabul etmesini sağlamaya çalışır. 

6.Eleştirenleri hain ilan eder. 

Kendisine yönelik eleştiriyi ülkeye, millete veya devlete yönelik saldırı gibi göstermeye çalışır. 

7.Korku ve belirsizliği kullanır. 

İnsanların güvenlik kaygılarını artırır; ardından çözümün yalnızca güçlü yönetim olduğunu söyler. 

8.Kurumlara değil, kişiye bağlılık ister. 

Hukuka ve kurallara bağlılık yerine lidere sadakati ödüllendiren bir sistem kurar. 

9.Başarısızlıkların suçunu başkasına atar. 

Ekonomik veya toplumsal sorunlarda sorumluluğu muhaliflere, yabancılara atar ya da belirlediği gruplara yükler. 

10.Kendi iktidarını normalleştirir. 

Zamanla olağanüstü yetkileri, baskıyı ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını toplumun alıştığı sıradan şeylere dönüştürür."

24 Ağustos 2026 Pazartesi

Cebine Dikkat!

Devletin bin bir vergi çeşidi var. Amma dolaylı amma dolaysız senden mutlaka alır. Yetmedi. Gayrimenkul alım ve satışlarında da payını alır. Adına KDV der, ÖTV der, damga vergisi, kira vergisi, emlak vergisi, harç... Say say bitmez. 

Enflasyon yoluyla paranın alım gücü azalır. Para aynı ama paranın değeri düşer.  

Belli aralıklarla devalüasyon olur. Para pul olur.

Hayat pahalılığı yüzünden dün üç kuruşa aldığın ürünü daha yüksek fiyata alırsın. 

İnsafsız esnafa denk gelir, kazıklanırsın. 

Ürünlere zam yapılarak ürünü normalinden pahalıya alırsın. 

Dilenciye yardım yaparsın. 

Camiye gidersin. İhtiyacı bitmeyen, yapımı devam eden yerlere yardım yaparsın. 

Yardım kuruluşları ayni ve nakdi senden yardım ister. 

Fitreni, zekatını verirsin. 

Trafik cezası yersin. 

Gecikme cezası ödersin.

Evlat cebinden çıkacak paraya bakar.

Bayramda harçlık dağıtırsın.

Yardım kuruluşları bağışlayacağın kurbana göz diker.

Kullanmayacaksan bir ihtiyaç sahibi var diyerek daha almadan alacağın promosyonun taliplisi çıkar.

Askerliği bedelli yapmak bedel ister. 

Faiz ödersin. 

Yankesici cebini ve cüzdanını izler. Denk getirirse soyar, soğana çevirir. 

Hırsız para, pul, altın ve kıymetli şeyleri iç etmek için evine girer. 

Telefon dolandırıcıları bankadaki hesabını iç eder. Üzerine kredi çektirir. 

Cebinden çıkan paranın kiminden haberin olur, kiminden ruhun bile duymaz. 

Hasılı, daha sayamadığım nicelerinin gözü cebindeki paradadır. Hepsi sıraya girmiş, cebini boşaltmaya azmetmiş durumda. Ama gönüllü ama gönülsüz. 

Cebine dikkat diyeceğim ama bir şekilde cebinden çıkıyor.