Devletin bin bir vergi çeşidi var. Amma dolaylı amma dolaysız senden mutlaka alır. Yetmedi. Gayrimenkul alım ve satışlarında da payını alır. Adına KDV der, ÖTV der, damga vergisi, kira vergisi, emlak vergisi, harç... Say say bitmez.
Enflasyon yoluyla paranın alım gücü azalır. Para aynı ama paranın değeri düşer.
Belli aralıklarla devalüasyon olur. Para pul olur.
Hayat pahalılığı yüzünden dün üç kuruşa aldığın ürünü daha yüksek fiyata alırsın.
İnsafsız esnafa denk gelir, kazıklanırsın.
Ürünlere zam yapılarak ürünü normalinden pahalıya alırsın.
Dilenciye yardım yaparsın.
Camiye gidersin. İhtiyacı bitmeyen, yapımı devam eden yerlere yardım yaparsın.
Yardım kuruluşları ayni ve nakdi senden yardım ister.
Fitreni, zekatını verirsin.
Trafik cezası yersin.
Gecikme cezası ödersin.
Evlat cebinden çıkacak paraya bakar.
Bayramda harçlık dağıtırsın.
Yardım kuruluşları bağışlayacağın kurbana göz diker.
Kullanmayacaksan bir ihtiyaç sahibi var diyerek daha almadan alacağın promosyonun taliplisi çıkar.
Askerliği bedelli yapmak bedel ister.
Faiz ödersin.
Yankesici cebini ve cüzdanını izler. Denk getirirse soyar, soğana çevirir.
Hırsız para, pul, altın ve kıymetli şeyleri iç etmek için evine girer.
Telefon dolandırıcıları bankadaki hesabını iç eder. Üzerine kredi çektirir.
Cebinden çıkan paranın kiminden haberin olur, kiminden ruhun bile duymaz.
Hasılı, daha sayamadığım nicelerinin gözü cebindeki paradadır. Hepsi sıraya girmiş, cebini boşaltmaya azmetmiş durumda. Ama gönüllü ama gönülsüz.
Cebine dikkat diyeceğim ama bir şekilde cebinden çıkıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder