24 Ağustos 2026 Pazartesi
Kayyımlar Ülkesine Doğru
23 Ağustos 2026 Pazar
Görgüsüzün Önde Gidenleri
Akşam serinde bir, iki bardak çay içeyim, çay içerken bir şeyler yazayım diye Evliya Çelebi Parkı içerisinde yer alan Büyükşehir Belediyesine ait Kafem'e yöneldim.
Self servis olduğu için oturmadan bir bardak çay aldım. Boş bir masaya oturdum. Çayımı yudumlarken yarım bıraktığım bir yazıyı tamamladım.
Az sonra ikinci bir bardak çay daha alayım dedim. Yerimi almasınlar diye masaya sigaramı ve çakmağımı bıraktım. Başka da yanımda bir şey yoktu. Gündüz olsa yanında şapkam olur, çaya giderken şapkamı bırakır giderdim.
Çayımı aldım. Masama doğru yönelirken bir anne ile kızının masama yöneldiklerini gördüm. Masadaki eşyadan buranın sahibi varmış deyip başka masalara bakarlar diye düşündüm. Geçip oturdular.
Sigara ve çakmak dediğin nedir ki pek bir yer kaplamaz. Görmemiş olabilir ya da dikkatlerini çekmeyebilir. Oturunca görürler. Buranın sahibi varmış deyip kalkarlar diye düşündüm.
Oturduktan sonra kızı benim sigara ve çakmağımı da eline alıp masanın kenarına koydu.
Yanlarına yaklaşınca beni gördüler. Şu sigara ile çakmağımı alayım. Ben başka bir masaya bakayım dedim. Ne deseler beğenirsiniz? Haydi meraklanmayın. Hemen söyleyeyim. "İyi olur" dediler. Başka da bir şey demediler. Kısaca nazikçe masamdan beni kovdular.
İnanın, böyle dedi anne ile kızı. Anne kız diyorum. Biri yaşlıca ve kapalı. Diğeri daha genç ve modern giyimli.
"Burası sizin miydi. Biz oturmuş olduk. Kalkalım" bile demediler. Hoş, deseler de burası benim yerim. Bakın masada benim eşyam var, lütfen müsaade eder misiniz deme düşüncem yoktu. Varsın, otursunlar, ben eşyamı alıp başka bir masa bulurum diye düşünmüştüm. Hatta ben otururken yer aradıklarını görsem, buyurun buraya oturun bile derdim.
Ama "İyi olur" deyip hiç istiflerini bozmadılar ve mahcup da olmadılar. Bir beklentim yoktu ama sağ olasın, teşekkür ederiz bile demediler.
Bu muhteşem ikiliyle daha fazla muhatap olmadım. Aslında, burası bana ait. Lütfen kalkar mısınız demek lazımdı ama gerek görmedim. Elimde çay uygun bir masa arayışına girdim. Havuzun etrafını iki tur attım. Yer yoktu. Sonunda küçük bir masada oturan iki kişinin ayağa kalktıklarını gördüm. Onlar masadan ayrılınca geçip oturdum.
Şu var ki muhteşem ikilinin bu yaptıkları garibime gitti ve üzüldüm. Bu yaşımda nice tip tip insanlar gördüm ama böylesini, böyle görgüsüzünü ilk defa gördüm. Dedim görgü başka bir şey. Ne alınır ne satılır. Diğer insanlar gibi aramızda gezen böyleleri, olsa olsa kendine Müslüman olur. Şehrin merkezinde, bu modern çağda bu yaşlarına kadar görgü nedir, nezaket nedir öğrenmemişlerse bundan sonra da öğrenmeleri zaten mümkün değil. Hoş, böyle bir niyetlerini de sezmedim.
Böyle kaba, saba ve insanlıktan nasibini almamış bu iki tipi bir gördüm. Bir defa daha karşılaşmak nasip olmasın. Benden ırak olsunlar da kime yakın olurlarsa olsunlar. En iyisi şeytan görsün bu muhteşem ikilinin yüzünü.
22 Ağustos 2026 Cumartesi
Hatalardan Ders Çıkarılmış Hissi *
Kamuoyunda Süleymancılar olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş'e yönelik operasyon sıcaklığını koruyor.
Operasyonun adı Alihan Kuriş Suç Örgütü.
İddialar arasında, "çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği, nitelikli dolandırıcılık, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" var.
Alihan Kuriş ile birlikte tutuklanan kişi sayısı 32 kişi. Ardından ikinci operasyon dalgası geldi.
Operasyona yönelik iddialar ve tutuklanan kişi sayısı genişler mi? Tutuklananlar veya cemaate mensup kişiler arasından itirafçı çıkar mı? Cinayet şüphesi ve iddialar çerçevesinde 10 yıl önce vefat eden cemaatin önceki lideri Ahmet Fatih Denizolgun'un, otopsi yapılmak ve ölüm sebebini tespit için mezarının açıldığına göre suçlar arasına cinayet de eklenir mi? Tüm bunları zaman ve operasyonun seyri gösterecek.
Şu var ki bu operasyon şu anki görüntüsüyle dar ve sınırlandırılmış şekilde devam ediyor.
Bu operasyon emrini verenler; önceleri cemaat, hizmet hareketi, paralel yapı denen sonraları terör örgütü kapsamına alınan ve kapsamı genişletilen FETÖ operasyonlarından ders çıkarmışa benziyor. Çünkü halihazırda yoğurdu üfleyerek yemeye çalışıyorlar.
Operasyon emrini verenler, bu operasyon cemaate yönelik değil, suça karışmışlara karşı yapılan bir operasyon açıklamasını yapıyor. Kısaca akçeli işlere yönelik bir operasyon.
Operasyona "suç örgütü" adını vererek operasyonu terör örgütü kapsamına almaktan kaçınılıyor. Şayet FETÖ'de olduğu gibi terör örgütü dense operasyonun kapsamı genişler. Bu cemaatle bir şekil irtibatı ve iltisaklı olanlar da operasyona maruz kalır, terörist muamelesi görebilirlerdi.
Aynı özen kamuoyunda Kuytulcular olarak bilinen, liderleri Alparslan Kuytul ile ilgili operasyonda da kendini gösteriyor. Bu operasyona da Alparslan Kuytul Suç Örgütü adı verildi.
Umarım, bu son iki operasyonun seyri bu şekilde devam eder. Genişletilerek suçlu, suçsuz herkese sirayet etmez.
Gerçi her iki operasyon da liderlerine yönelik yapıldığına göre cemaatlerin başına yönelik yapılan bu operasyonların ne derece sadece ilgili kişilerle sınırlı kalacağı da bir muamma. Çünkü cemaatlerin lideri demek cemaatin kendisi demektir. Liderlerin üzerinde kayıtlı olan şirket, holding, para, pul ne varsa cemaate aittir. Kısaca lideri cemaatten ayırmak zor mu zor. Bakalım bu zorluğun içinden operasyon emri verenler bu işin içinden nasıl çıkabilecek? Kısaca bu iki operasyon, liderleri ve üst düzey çevresiyle mi kalacak yoksa tabana yayılacak mı?
Burada antrparantez söylemek isterim. Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) adıyla yapılan operasyonun başlarında, yapı için "Altı ibadet, ortası ticaret, üstü ihanet" dendi. "İbadet kesimine dokunulmayacak" açıklamaları birbiri ardına yapıldı. Sonuç, ihanet şebekesinin çoğu kaçtı, ticaret kesiminin çoğuna dokunuldu. En büyük zararı da "dokunulmayacak" denen ibadet kesimi gördü. İbadet kesiminden olanların mağduriyeti devam ediyor. Kuriş ve Kuytul'a yönelik yapılan operasyonda aynı hataya düşmeyelim hassasiyeti gösterildiğine göre FETÖ üyesi, iltisaklısı denerek mağdur olan ibadet kesimi için devletin bir şeyler yapması, bu kesimi rahatlatması elzemdir. Hem de ivedilikle yapılmalıdır.
Burada şunu da ifade etmek isterim. Herhangi bir yapı, ideoloji, cemaat, tarikat vb. yapıya bir müntesipliğim olmadığı gibi sempatim de yok. Onların savunucusu da değilim. Bu tür yapılara hatta varsa şayet, en ehvenine dahi uzağım. Nazarımda bu tür oluşumlar gizemli yapılardır. Yasaklansalar dahi merdiven altında devam ederler. Bu alanda bir boşluk ya da müşteri oldukça birileri bir şekil bu boşluğu doldurur ve müşteriye talip olur. Şekil A'da görüldüğü gibi.
Ülkede bol miktarda değişik adlar altında cemaat ve oluşumlar var. Hemen hemen hepsi holdingleşmiş durumda. Bu yapıların sermayesinin çoğu da alt kesimden gelen yardımlarla kurulmuş olmalı. Dışarıdan destek görenleri de vardır. Hepsinde para, pul işleri dönüyor. Süleymancılarda mali yönetimde sorun var da diğerlerinde yok değildir. Birine yapılıp diğerleri es geçilmemeli. Operasyon yapılacaksa hepsine yapılmalı. Temizi, kirlisinden ayrılmalı.
Operasyon derken bu tür cemaatlerin akçeli işleri, gelir ve giderleri hesap verebilirlik yönünden şeffaf olmalı, denetlenmeli. Yanlışa tevessül edenin başına devlet balyoz indirmeli.
Yapılara resmiyet kazandırılmalı. Yapılar her alanda boy göstermemeli. Çalışabileceği alanlar belirlenmeli. Yani yapının hitap ettiği kesimi, alanı, müfredatı, dini düşüncesi, para kaynağı, gelir ve gideri kamuoyuna ve devlete deklare edilmeli. Devlet rutin ve şüphe üzerine bu tür yapıları sürekli denetlemeli. Bu tür oluşumlar siyasetin arka bahçesi ya da düşmanı olmamalı. Siyaset bu yapıları, bu yapılar da siyaseti beslememeli. Devlet ve siyaset hepsine eşit mesafede yaklaşmalı.
*23.08.2026 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.