Ara ara Kültürpark'ın içinden transit geçsem de içinde belediyeye ait bir kafenin olduğu hiç dikkatimi çekmemişti.
En son gidişimde dikkatimi çekti. Baktım ortam güzel. Birkaç defadır çay içmek için soluğu burada alıyorum. Çünkü yemyeşil doğanın ortasında nezih bir ortam. Üstelik sessiz ve sakin. Fiyatları da sair kafelere göre çok çok makul.
Gerçi her oturuşumda güneş şapkamla ilgili bir anım akla gelip moralim bozulsa da fırsat buldukça gidiyorum.
İlk oturduğumda şapkamı çıkarıp sandalyeye koymuştum. Kalkarken hava kapandığı ve yağmur yağacağı için sandalyeye koyduğum şapka orada kalmış.
Aslında hava güneşli olsaydı güneşin yakmasıyla birlikte uzaklaşmadan geri dönerdim, şapkamı da koyduğum yerde bulurdum.
Ertesi günü koyduğum yerde şapkamı bulamayınca soluğu Kültürpark Kafem'de aldım. Elimde birkaç tane şapka olsa da sandalyede bıraktığım şapkanın nazarımda ayrı bir yeri var. Hem rengi hem giyimi ve kullanışı hoşuma gidiyor. Üstelik parasını vererek aldığım bir şapka olduğu için nazarımda maddi değeri yönüyle ayrı bir yeri vardı. Tatlı bir kahve rengi ise rengime de tam uyuyordu.
Kafe çalışanı olduğunu elbisesinden bildiğim birine, dün kahverengi renkli şapkam şurada kalmış, bir yere kaldırılmış olabilir mi dedim. Hemen cebinden cep telefonunu çıkardı. WhatsApp sayfasından birkaç resme baktı. "Grupta yok. Olsa buraya atarlardı" dedi. Dün ikindi vaktiydi dedim. "Daha o grup görevi devralmadı. Akşama doğru gelirler" dedi.
Sonrasında gittiğim birkaç defa kasada olanlara sordum. Sağına soluna bakmadan "Yok" dediler. Masada otururken masadaki boşları toplayanlara sordum. Kızın bir tanesi, "önündeki servis arabasının alt tarafına baktı. "Birkaç gün şuradaydı. İçeriye verilmiş olmalı. Oraya bir sor amca" dedi. Kalkıp içerideki kasada bulunana sordum. "Kaç gün geçmiş aradan. Yok burada" dedi, hiç yüzüme bakmadan. O değilden şuraya konmuş olabilir diye baksa ilgi gösterdi deyip şapkanın kaybolmasına hiç gam yemeyecektim. Çünkü "il ilin eşeğini türkü çığırarak ararmış" gibi aradı.
Giden şapka önemli değil de isterdim ki şapkam kafenin emanet dolabının bir köşesinde belli bir süre dursun. Benim gibi eşyasını unutan gelip geçerken uğrayıp alsın.
Elbette kafelerin görevi benim gibi şapkasını veya herhangi bir eşyasını kaybedenin bekçiliğini yapmak değil. Ama en azından unutulan eşya birkaç gün kenarda köşede bekletilsin. Nedense Kültürpark Kafem'de bu duyarlılığı göremedim. O kadar çalışanın içinde bir tanesi, sağa sola baksa, gruplarına "Şu renkte bir şapka gören var mı" diye yazsa, ardından, "Amca, yok" dese bundan fazlasıyla memnun olacağım. Maalesef beni üzen doğru dürüst bir muhatap bulamamak oldu. Halbuki çoğu yerde unutulan eşyayı sahibi gidip yerinden alıyor. Çünkü emanete alıyorlar.
2025 yılında Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesine bağlı Yaylabağı beldesindeki bir kaplıcaya gitmiştim. Bir ikindiden sonra su doldurmak, alışveriş yapmak ve çay içmek için Gazlıgöl'deki bir çay bahçesine oturmuştuk Bursalı bir aileyle birlikte.
Çayı içip otelimize geçtikten sonra kayınpederin kızının elinden düşürmediği su matarasını çay bahçesinde unuttuğu ortaya çıktı.
Akşam yemeğini yedikten sonra daha önce arabayla gittiğim yolu tabana kuvvet deyip yürüdüm. Bir iki saat önce oturduğumuz çay bahçesine vardım. Oturduğumuz masaya baktım. Başkaları oturmuş. Masada su matarasının göremedim. Ortada boşları toplayan görevliye, turuncu renkli su şişesi kalmış, gördünüz mü dedim. "İçeriye verdim beyefendi" dedi. İçeride çay işlerine bakana sordum. "Az önce getirdiler. Dur, nereye koyduk bir bakayım, yardımcı olayım" dedi. Müşterilere alacaklarını verdikten sonra şu şişemi uzattı. "Bu olmalı" dedi. Evet bu. Çok teşekkür ederim deyip geldiğim yolu yeniden teptim. Bilin ki dönüş yolunu daha bir iştahla yürüdüm. Çünkü kaybedilen eşeğin bulunduktan sonra verdiği zevk ve hazzı başka bir hiçbir şey vermez.
Hasılı ilin memleketindeki çay bahçesinde unuttuğum su mataramı bulurken kendi şehrimin çay bahçesinde unuttuğum şapkamı bulamadım. Yani kayıp eşeğin birini buldum, birini bulamadım. Bir sevindim bir üzüldüm. Halbuki Gazlıgöl'deki çay bahçesi de belediyeye ait, Konya'daki Kafem de belediye ait. Afyonkarahisar çalışanlarının duyarlılığı, ilgi ve alakaları takdire şayan. Bizim Konya Kafem'deki çalışanlarının duyarsızlık, ilgisizlik ve alakasızlıkları da bir o kadar takdire şayan. Bir yüzüme bakıp ilgi gösterselerdi varsın bin şapkam feda olsun derdim.
Nedense Kültürpark'taki bu kafeye her gelişimde kaybettiğim bu şapka gözümün önüne gelir, bir de personelin ilgisiz ve duyarsızlığı. Hemen ardından da Afyonkarahisar İhsaniye, Gazlıgöl belediye çay bahçesi personelinin duyarlılığı gözümün önüne gelir.
Bilin ki mesele tek başına su şişesi ya da şapka değil. İnanın, bu duyarlılık, ilgi ve alaka parayla alınıp satılsa bizimkilere biraz duyarlılık, ilgi ve alaka satın alıp alın kullanın diye vereceğim. Heyhat ki heyhat...
Bu Kafenin yani Kültürpark Kafem'in bir başka yönüne daha değineceğim. İsterim ki işleyiş daha düzgün olsun. Amacım ve niyetim; ismiyle, cismiyle bir işletmeden şikayetçi olmak değil. Gördüğüm tek kafe de burası değil. Genelde çay içmek için esnaf çay ocaklarını tercih etsem de yürüyüş yaptıktan sonra Evliya Çelebi Kafem'de otururum, bazen Zafer'deki Kafem'de bazen de trafik parkı içindeki Kafem'de çay içerim. Hepsinde işleyiş tam tıkırında işlerken Kültürpark Kafem'in işleyişi sanki işlememek üzerine kurulu.
Ne zaman bu Kafem'e gelip bir çay alacak olsam, iki tane satış yapılan büfenin ikisinin birden çalıştığını çoğu zaman görmem. Ya seminerde olurlar ya da bir başka gerekçe. Problem değil, öbürüne geçersin. Bugün 16.10 sularında iki büfeye de vardım. Her ikisi de "Kasayı sayıyoruz. Beş dakika sonra" dedi. Geçip bir yere oturdum. Kasa artık ne zaman açıldıysa, uzun bir süre oturduktan sonra gidip çayımı alabildim.
İşleyiş mi böyle, buradaki personelin tasarrufu mu bilmiyorum. Gördüğüm kadarıyla arada dolaşan epey bir çalışan var. Personel yönünden bir sıkıntı da yok. Hepsi de arı gibi hummalı bir şekilde çalışıyor. Şu var ki bu kafemde gördüğümü diğer kafemlerde görmedim. Onlar kasayı nasıl sayıyor, nasıl devrediyorlar bilmiyorum. Burası işi gücü bırakıp müşteriyi geri çevirerek tomar tomar para sayıyor. Kim bilir, burası büyük ve cirosu diğerlerinden fazla olabilir.
Kasa sayımı deyip güpegündüz para sayma devri geride kalmalı. Bu kafelerin ne yapıp ne edip nakit yerine kartla alışverişe geçmesi lazım. Belki o zaman kasa sayma diye bir şey kalmaz. Müşteri de beklemez ta da geri dönmez.
Şu var ki belediyelere bağlı kafemler önemli bir hizmeti görüyor. Fiyat yönünden diğer kafelerin yanına varılmadığı günümüzde belediyelere ait bu kafemler önemli bir ihtiyacı gideriyor.
İsterim ki bu kafemler arı gibi çalışsın. Hizmette sınır tanımasın. Hem belediye kazansın hem de gelen müşterinin ihtiyacı giderilsin ve yüzü gülsün.
İnanın, yeri ve mevkiine paha biçilemez bu Kültürpark Kafem özel şahsın elinde olsa burası para basar. İsterim ki belediye de para bassın. Buralar özel sektör mantığıyla çalıştırılsın.
Hülasa şapkamı kaybetsem de şapkanın bulunması konusunda personel yeterli ilgi göstermese de Kültürpark Kafem gelip oturulacak, hoşça vakit geçirilecek bir yer. Uğrak yeriniz olsun. Tüm dert anlattığım kadar olsun.
Not: Şapkamın kaybolmasının bir faydası oldu. Yeni bir konu buldum. Aslında kayıp şapkamı yazmayacaktım. Bugün her iki büfenin de "Kasa sayımı" demesi üzerine oturup yazmak vacip oldu. Bu yazı da Kültürpark Kafem'de yazılmış bir anım olsun. Bu arada güzel ve nezih ortamda yazı yazmanın zevki de bir başka.
Bu yazım üzerine ister misiniz kayıp şapkam geri gelsin. O zaman kim tutar beni. İster misiniz Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Uğur İbrahim Altay, "Şu adamın çenesini kapatın, ne yapıp ne edip şunun şapkasını bulun der mi ya da satın alma müdürünü görevlendirip "Gidin işletme işletme gezin, şunun istediği şapkanın aynısını bulun yoksa yeniden diktirin. Yeter ki sussun" der mi? Bilin ki bu dünya umut dünyası.