23 Haziran 2026 Salı

Milli Takımın Düşündürdükleri

Tarihinde ilk kez 1954 yılında dünya kupasına katılan Türkiye milli takımımız, ikinci kez katıldığı 2002 dünya kupasında dünya üçüncüsü olma başarısı gösterebilmiş ve göğsümüzü kabartmıştı.

Romanya ve Kosova'yı yenerek 2026 dünya kupasına katılan millilerimizden, milletçe çok şey bekliyorduk.

Maçları izlemesem de toplumun büyük çoğunluğu sabahın erken saatinde ekranların karşısında yerini aldı. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. Avustralya'ya 2-0 yenildik. Yol kazası dedik. Paraguay maçında patlama yapar diye beklentiye girdik. Maalesef 10 kişi kalmış Paraguay'a 1-0 yenilmekten kurtulamadık. Cuma günü ABD ile formalite maçı oynayarak dünya kupasına veda edeceğiz. 

Gruptan çıkarak 2002'deki gibi tarihi bir başarı gösteremesek de Haiti'den sonra dünya kupasına en erken veda eden ikinci milli takım olarak yine tarihe geçmiş olduk. Paraguay'dan 64.saniyede yediğimiz golle dünya kupasının en erken golünü kalemizde görerek bu yönüyle de tarihe geçtik. Öyle zannediyorum, hiç gol aramadan elenme yönüyle de tarihe geçebiliriz. 

24 yılın ardından, dünya kupasına katılmak önemliydi ama kupada bu kolay gruptan çıkmak işten değildi ama olmadı.

Görünen o ki milli takım kapalı oynayan takımlara karşı başarı gösteremiyor. Teknik direktör Montella, defans yapan takımlara karşı bir tedbir almamış. Ne Avustralya ne de Paraguay maçını okuyabilmiş. Maalesef efendiliğiyle ön plana çıkan teknik direktör ev ödevine iyi hazırlanmamış.

Montella ilk on biri oluşturmada sınıfta kaldı. Nedense takımın omurgasını pek değiştirmedi. Kendi takımında ilk on bir oynamayan bazı futbolculardan hiç vazgeçmedi. 

İki şok yenilgi sonrası, yapılan eleştirilere millilerin savunmaya geçmesi, millilerin pişmediğini gösterir. Alınganlığın gereği yok. Başarı yoksa elbette eleştiri de olacaktır. Eleştiriye gelmeyeceklerse hamama girmeyeceklerdi. 

Diyelim ki futbolcuların duygusallığı tuttu. Eleştirilerden etkilendiler ve tepki gösterdiler. Ya Federasyon Başkanı Hacıosmanoğlu’na ne demeli? Eleştiriye gelmeyen, aynı zamanda verdiği cevaplarla yangına körükle giden, verdiği beyanatlarla tepki toplayan bu başkan başkanlığa yakışmıyor. 

Milli futbolcuları galip geldikleri maçların ardından öve öve bitiremedik. Bu övgü futbolcuları şımarıklığa sevk etmiş. Saç, sakal ve bıyığa verdikleri önemi maça veremediler. 

Kaybettiğimiz her iki maçın istatistiklerine bakınca, Avustralya karşısında % 72 topla oynamışız, 30 şut çekmişiz. Paraguay karşısında % 78 topa sahip olmuşuz, kaleye 32, şut çekmişiz. 

İki maçın Türkçesi, bizim milliler rakip kaleye akın üzerine akın düzenlemiş. Tek kale maç oynamış. Akın akın giderken defansı ihmal etmiş. Sonuç, sıfır elde var sıfır oldu. Ne teknik direktör ne de futbolcular, biz bu kapalı defansı nasıl açarız taktiği geliştirememiş. 

Bizim takımın bu durumu Temel fıkrasını aklıma getirdi:

Temel günlük gazete okumaya karar verir. Bayiye gidip bir gazete alır. Mesafe uzak mı uzak. Hanımı Fadime'ye, bana her gün günlük gazete alacaksın der. Ertesi günü Fadime gazete almaya gider. Ayaklarına kara sular iner. Aynı günün gazetesinden yedi tane birden alır. 

Her gün kahvaltıdan sonra kocasına günlük gazeteden bir tane uzatır. Temel okumaya başlar. 

4.günün sonunda Temel patlar. "Bu adam amma da salakmış. Her gün gidip aynı ağaca tosluyor" der. 

Ne bilsin Temel, hanımının her gün kendisine aynı günün gazetesini uzattığını, aynı ağaca çarpan sürücü kazasının bayat haber olduğunu? 

Temel adama kızmaya devam etsin. Fadime'nin keyfi yerinde. Çünkü aynı uzak yolu her gün tepmekten kurtulmuştur. Bu çözümde Fadime'nin zekasını yabana atmamak gerek. 

Zeka yönünden Temel sınıfta kalmış. Aynı kazayı her gün okuyor. Fakat aynı günün gazetesini mi okuyorum diye Temel'in kafası bir türlü dank etmiyor. 

Oynayıp kaybettiğimiz iki maçla bu fıkranın ne alakası var derseniz, aynı adamın her gün aynı ağaca toslaması gibi bizim milliler de açamadıkları defansa durmadan şut çekerek etten duvara toslamışlar. Bu yolla gol atamayacaklarını da 180 dakika boyunca düşünememişler. Bir başka yönüyle, Temel'in Fadime'nin zekasına yenildiği gibi bizim milliler de Avustralya ve Paraguay'ın izlediği taktiğe yenildiler. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder