20-21 Haziran günleri lise mezunlarının girdiği TYT, AYT ve YDT sınavları yapıldı.
Sınavların ardından, sınava zamanında gelmeyen öğrencilerin görüntüleri sosyal medyada bolca yer aldı.
Önüme düşen videolardan birkaçını izledim. Sınava son dakika yetişmek için koşan öğrenciler, çocuğuyla birlikte koşan anne babalar, okul kapısı kapatıldığı için ihata duvarından ve demir parmaklıklardan atlayan kız ve erkekler. Koşarak gelen öğrencinin yüzüne kapıyı kapatanlar...
İzlediğim bu nahoş görüntüler sadece bu sınava ait değil. Yıllardır çekilip paylaşılan bilindik sahneler.
İzlediğim görüntüler hoş değildi. Özellikle demir parmaklıklardan atlamak iş değil. Çünkü ihata duvarına çıkıp demir parmaklıklardan atlamak hayatî risk. Atla diyen diyor, atlayan da atlıyor, kapının ardından bu atlayışları izleyen de izliyor. Atla diye tempo tutmak ise hiç akıl kârı değil. Bu görüntüleri kayda almanın da bir izahı yok.
Tüm bu nahoş görüntüler ÖSYM'nin yıllardır uyguladığı 15 dakika kuralından kaynaklı. ÖSYM, sınavın başlamasına 15 dakika kala kapıları kapatıyor, babasının oğlu da gelse kimseyi içeri almıyor. O kadar tepkiye rağmen ÖSYM bu kuralı hiç esnetmedi. Kimsenin gözünün yaşına bakmadı.
ÖSYM bir kural koymuşsa o kural uygulanır. ÖSYM'nin bu tavrını anne babalar ve öğrenciler bilmesine rağmen sayıları bir elin parmağı kadar da olsa hâlâ sınava son dakika gelenler eksik değil.
Sınava geç gelmek suretiyle bilindik sahnelere sebep olanların amacı nedir, inanın anlamış değilim. Objektiflere takılıp meşhur olma niyetleri mi var demeden kendimi alamıyorum.
Belli ki bazıları; işine, okula, randevusuna ve sınava geç gelmeyi meslek haline getirmiş. Zamanla yarışma ve dakik olma gibi bir dertleri yok.
Sınavlar çok erken saatte yapılsa eh diyeceğim. Sınavlar 10.15'te başlıyor. Sınava girecek kişinin 10.00'da kapıdan içeri girmesi gerekiyor. Eskilerin, öğle oldu dedikleri bu saat diliminde bile geç gelmenin hiç makul bir açıklaması, mazereti ve gerekçesi olamaz. Ha trafik kazası, yaralanma gibi özel durumlar olabilir. Bu başka.
Nedense sınav günü toplu taşımaların dolu geçeceğini, trafiğin yoğun olduğunu, trafiğin kilitleneceğini hesaba katmıyoruz. Böylesi durumlarda adayların sair zamanlardan daha erken yola koyulması gerekir.
Aslında zamana riayet sadece çocukların değil, biz büyüklerin de sorunu. Gideceğimiz yere üç beş dakika takmazsak rahat edemeyiz. Gecikmek, zamandan çalmak içimize işlemiş.
ÖSYM'nin bu 15 dakika kuralı bize anlamsız gelebilir. Anlamlı ya da anlamsız, bize düşen bu kurala uymak. ÖSYM bu kuralı uygulayarak sınava zamanında gelenlerin sınav esnasında rahatsız edilmelerinin önüne geçmeyi murat ediyor. Buna da saygı duymak gerek.
Koyduğu kuralları uygulama yönüyle, devletin hiçbir kurumu ÖSYM'nin eline su dökemez. Tüm kurum, kuruluşlar ve devlet koyduğu kuralı kendisi çiğnemese, uygulansa, takip ve denetimini yapsa ülke olarak büyük mesafe kat ederiz. Bugün eleştirdiğimiz birçok sorunun da önüne geçilmiş olur. Bana kalsa TC'nin işleyişini uygulama görevini belli bir süre ÖSYM'ye devrederim. ÖSYM bu esnemez tavrıyla bizi adam eder. Kurallara uyan ülke ve toplum oluruz.
Burada şu eleştiriyi de dile getirmek isterim. Kapıda görevli polisler varken bahçe kapısının kapatılması doğru değil. Pekala okulun dış kapısı açık olur. İçeri giriş süresi sona erdiği zaman kapıdaki görevli gecikeni içeriye almaz. Duvardan atlamasına da izin vermez. Bu tür çirkin görüntüler de sahnelenmemiş olur.
Bir eleştiri daha getireyim. Sınava 15 dakika kaldığı için sınava almadığımız bu öğrenciler, Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğine göre ilk ders saatine beş defa geç gelen yarım gün yok yazılır kuralına tabi.
Ne demek istiyorum? Yani biz 4 yıl boyunca çocuğa, "Beş defa ilk ders saatine geç gelirsen ya da ikinci ders saatine yetişirsen sadece yarım gün devamsız sayılırsın" diyoruz. Çoğu öğrenci de nasılsa problem yok deyip yatıp yatıp gecikmeli olarak derse giriyor. Kısaca biz bu çocuklara dört yıl boyunca geç gel, uykunu al diyoruz. İş ÖSYM sınavına girmeye gelince sınava tam saatinde geleceksin diyoruz. Sorarım size, dört yıl boyunca dakikliği öğretemediğimiz bu çocuklar sınava zamanında girer mi? Biz buna alışmış kudurmuştan beter deriz. Bence zamana riayeti öğrencilere okulda iken vermemiz gerekir. Eğitim ve öğretimin yani okumanın anlamını yitirdiği günümüzde bu çocuklara okulların yapacağı en büyük iyilik zamana riayet konusunda duyarlı olma bilincini vermektir. Bu kuralı Slovenya uyguluyor. Teneffüsleri beş dakika. Beş dakika dolunca sınıf kapıları otomatik kapanıyor. Geciken derse giremiyor ve öğrenci otomatik olarak yok yazılıyor. Biz niye böyle yapmayalım. Unutmayalım ki böyle yaparsak biz de dakik oluruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder