27 Aralık 2025 Cumartesi

Biz Bu Filmi Çok İzledik *

Operasyonsuz günümüz geçmiyor. Operasyon ülkesi olduk dense yeridir. Bir gündemi enine boyuna konuşmadan bir başka operasyonla gözümüzü açıyoruz. Böylesi ancak gerilimi yüksek filmlerde olur. Biz ise günbegün bu endişe bu gerilim bu belirsizliği yaşıyoruz.

İddialar havada uçuşuyor. Gözaltı ve tutuklanan sayısı arttıkça artıyor. Şu da alınacak, bu da alınacak diye isimler fısıldanıyor. Bazen gerekli gereksiz kişiler alınarak mesele sulandırılıyor, bazen de ileri gidilmiyor. Çünkü herkese dokunulmuyor. Şu var ki yapılan hiçbir operasyon çözüm odaklı bir sonucu beraberinde getirmiyor. Haliyle kamuoyunu meşgul eden nice operasyonlar adeta fare doğuruyor. Sonucunda bir şey çıkmayacaksa gündem bu kadar niçin meşgul edildi, bu kadar iddialar havada niçin uçuştu diyesi geliyor insanın.

İfade tutanaklarına gelmek istiyorum. Ne zamanki biri gözaltına alınıp savcı huzurunda ifade verdiği zaman zanlının verdiği ifadeler çarşaf çarşaf bazı gazetelerde yayımlanıyor. Savcı, zanlı, zanlı avukatı ve zabıt katibinin huzurunda verilen ifadelerin dışarıya sızmasından, zanlı adına oldum olası üzülürüm.

Kişi daha yargılamadan, hakkında hüküm kesinleşmeden zanlı hakkında yazılıp çizilenler ve verdiği ifadelerin basında çarşaf çarşaf yayımlanması tam bir itibar suikastı bana göre. Çünkü zanlı bile olsa suçluluğu ispat oluncaya kadar kişiler masum kabul edilir.

Elbette iddialar soruşturulsun, kişinin ifadesi alınsın, savcı da iddialar, ifadeler ve deliller çerçevesinde iddianamesini hazırlasın. Kişi yargılansın. Ceza kesinleşsin. Kişi suçlu ise cezasını çeksin.

Kişilere ait bir suç isnadı varsa ifadesi alındıktan sonra gerekli merci, ilgili kişinin şu iddialar çerçevesinde ifadesi alınmış, hakkında gözaltı veya tutuklama kararı verildi şeklinde bir açıklama yapsın. Buraya kadar olması gereken. Ama en azından iddianame hazırlanıncaya kadar gizli kalması gereken ifadenin hemen gazetelere servis edilmesi olacak şey değil. Ben burada masumiyet karinesine riayet edilmediğini düşünüyorum.

Her ifadesi alınanın ifadesine gazetelerde yer veriliyor mu? Bildiğim kadarıyla her ifade yer almıyor. Bu durum yani ikircikli durum ister istemez başka şeyleri akla getiriyor. Özellikle ifadesi yayımlanan konu ya da kişiler hakkında bir hesabın olduğu anlaşılıyor. Ne zamanki ifadeler havada uçuşuyorsa çoğu zaman akabinde başka operasyonlar veya süreç geliyor. Örnek mi istersiniz. Mesela 28 Şubat sürecine giderken TV ve basında Fadime Şahin, Ali Kalkancı ve Müslim Gündüz’e ait iddia ve ifadeler günlerce kamuoyunu meşgul etti. Sonunda 28 Şubat post modern darbesi oldu.

Ergenekon, Balyoz, Sarıkız operasyonlarında da Zaman ve Taraf gazeteleri operasyon gazetecilik yaparak ifade ve mahkeme tutanaklarını sürekli yayımladılar. Akabinde Türk Silahlı Kuvvetlerine bir operasyon çekildi, yapısı değişti.

Hâlâ sıcaklığını koruyan uyuşturucu ve fuhuş operasyonuna ait ifadeler de Sabah gazetesi eliyle anında yayımlanıyor. İfadeyle kalsa yine iyi. Kişinin telefon görüşmeleri ve yazışmalarına varıncaya kadar gazetelerde yer alıyor. Yetmiyor, kişilerin önceki konuşmaları arşivden sürülüyor.

İfade tutanaklarının ve yazışmaların kamuoyuna servis edilmesiyle belli ki operasyonun kamuoyu ayağı da oluşturuluyor. Kamuoyuna “Bunlar suçlu. Bakın neler yapmış neler...” denmeye çalışılıyor.

İki kişi arasında gerçekleşmiş yazışmalar mahremdir. Üçüncü şahısları ilgilendirmez. Suç unsuru olup olmadığına savcılık bakar. Kişinin telefon yazışmalarını ve ifade tutanaklarını basın aracılığıyla duyurmanın suç olup olmadığını bilmiyorum. Yalnız kamuoyuna servis edilecek kadar şeffaflık doğru değil.

Hülasa, ifade tutanakları ve yazışmaların basına servis edilmesi bu ülkede yeni değil. Biz bu filmi zaman zaman izliyoruz. Film eski ve bayat olmasına rağmen tekrar tekrar servis edildiğine göre belli ki filmin seyircisiz çok. Yalnız bilinsin ki kabak tadı verdi.

Bakalım bu uyuşturucu operasyonun ardından ne çıkacak?

*01.01.2026 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

26 Aralık 2025 Cuma

İsli Ev

Evin arka balkonu tam kafa dinlendirme yeri. Ne ses ne gürültü ne kir ne de pas. Çünkü ne caddeye bakar ne de sokağa. Sitenin 8-10 araçlık açık otoparkı var sadece. Karşımızda da birkaç bina. Onlar beni görmez, ben de onları.

Yaz demem, kış demem. Evde oldukça ara ara bu balkona çıkar, teşehhüt miktarı oturur, nefeslenirim.

25 Aralık sabahı da çıktım balkona. Ama balkon her zamanki gibi değildi. Yuvarlak masanın üstüne adeta is yağmış. Sandalye hakeza. Balkon demirleri ve kurutmalık da öyle.

Benden habersiz akşam bu balkonda mangal sefası mı yapıldı diye aklıma gelmedi değil. Yalnız bizim evde mangal sefasının siftahı yoktur.

Bir gariplik vardı. Belli ki hava kirli, adeta gökten is yağmış dedim. Sağa sola dokunmadan ve sandalyeye oturmadan ayakta üç beş dakika durdum. Sonrasında eve geçtim.

Evden çıkıp çarşı-pazar, eş-dost dolaştım.

Akşamında eve geldiğimde, kayın biraderin ablasının elinde bir bezle evi bir baştan öbür başa siler gördüm. Bu uğurda kaç bezi heba etti bilmem. Bildiğim, balkonda gördüğüm is tüm pencerelerin dışında da oluştuğu gibi evin içine de girmiş. Çünkü bezler simsiyah olmuş.

Bu neyin nesi demeye gerek kalmadan kayınvalidenin kızı, dün akşam kandil dolayısıyla yakılan lastiklerin isi bu dedi. Her sildiği yeri “şuna bak” diye bana gösterdi. Sanki lastikleri ben yakmışım, kandili ben kutlamışım gibi.

Meğer evin islenmesi sadece balkondan ibaret değilmiş. Turpun büyüğü evin içine kadar girmiş. Benim ev olmuş isli ev.

Hasılı, Konyalı belli yerlerde ve buldukları boş yerlerde lastik yakarak, üç ayların gelişini akşamın karanlığından gecenin geç vakitlerine kadar kutladılar. Gönüllerince eğlenip hoşça vakit geçirdiler. Sanki bizim evin içinde yakılmış gibi ertesi günü evin her bir yerini silmek bize düştü. Kısaca onlar eğlendi, ceremesini biz çektik.

Daha bu iyi günüm. Bu evin isinin gitmesi öyle alelacele silmekle gitmez. Yarın is tam çıkmamış. İki kadın çağıracağım denirse işte o zaman yandığımın resmi. Çıkan paraya mı yanarsın, akşama kadar girişi kapalı eve mi? İşin yoksa çarşı pazar dolaş dur.

Düşündüm de iyi ki önü arkası kapalı bir sitede oturuyorum. Ya bir de cadde üzeri bir yerde ikamet etseymişim, isten evin içine girilmezdi. Beterin beteri var. Buna da şükür.

Sadede gelirsem, kandiller kültürün bir gereği. Geçmişten günümüze kutlanıyor. Varsın yine kutlasın, bu gelenek devam etsin. Yalnız şu lastik ve ateş yakma işine bir son vermek lazım. Çünkü her yakılan ateş hem havayı kirletiyor hem evleri is dolduruyor hem de oksijen yerine is soluyoruz. İnan abartmıyorum. Lavaboda ihtiyacımı giderdim. Burnumdan is aktı. Görünen tablo, eskilerde kalmış soba kovasına kömür doldurma sonrası oluşan tablo.

Bu senenin fener alayı ve kandil kutlaması geçti. Önümüzdeki yıldan itibaren hava ve çevreyi kirletecek lastik ve odun yakma türü kutlamaya, uygulanan bir yasak konmalı. Yetkililerden caydırıcı müeyyidesi olan bir karar almasını bekliyoruz.

25 Aralık 2025 Perşembe

Bir Şeyler mi Kaçırılıyor? *

Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönerken Gürcistan üzerinde düşen C-130 askeri kargo uçağında bulunan 20 askerden kurtulan olmadı. Hepsi şehit oldu. Uçağın havada iken parçalandığı ve alevler içinde dönerek yere düştüğü belirtiliyor. (11. 11.2025)

11 Kasımdan bu yana uçağın niçin düştüğü, pilotaj hatasından mı kaynaklandığı, uçağın teknik bir arızasından dolayı mı infilak ettiği, dışarıdan bir temas olup olmadığı, hava muhalefetinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı üzerine bir açıklama yapılmadı. Olay hâlâ gizemini koruyor.

Kaza mı yoksa bir başka ülkenin saldırısı sonucu düştüğü üzerine de pek konuşulmadı. Çünkü Avrupa’dan gelen ve otelde kalan bir gurbetçinin zehirlenme olayı aynı anda gündeme düştü. Uçak kazası veya suikast gündemden düştü. Türkiye günlerce bu ailenin ölümünü konuştu. Aile, yedikleri midyeden mi öldü? Aldıkları lokumdan mı? Tavuk dönerden mi yoksa otelde yediklerinden mi zehirlendi? Midyeci, lokum satan ve dönerci gözaltına alındı. Şundan, bundan öldüler derken gurbetçi ailenin otelin ilaçlanması sonucu zehirlendiği açıklandı.

20 askerin şehit olduğu uçak kazası ile 4 kişilik bir ailenin zehirlenme sonucu ölümleri aynı zamana denk geldi. 24 kişinin hayatına mal olan bu iki ölümlü olay üzücü ve acı. Bırakın 24 kişiyi bir kişinin ölümü bile üzücü. Yalnız 20 askerin ölümü, zehirlenen aile kadar konuşulmadı ve gündemde kalmadı.

Hangi ülkeye ait olduğu belli olmayan, belli ise de şu ülkenin denmeyen İHA’lar ülkenin değişik bölgelerinde görüldü. İki tanesi kendiliğinden düştü, bir tanesi ise F16 ile düşürüldü.

Ülke topraklarında görülen bu İHA’lardan bazısının düşmeden, görevini yaptıktan sonra geri ülkesine dönüp dönmediğini bilmiyoruz. Sadece Rusya ve Ukrayna’nın İHA’larla ilgili uyarıldığı açıklandı.

Sahipsiz İHA’lar semalarımızda cirit atarken, bu İHA’lar ülkemizde ne gezer üzerine pek yazılıp çizilmedi. Çünkü Habertürk Genel Yayın Yönetmeni iken “Uyuşturucu kullanma ve bulundurma, kullanılmasına yer ve imkan sağlama” iddiasıyla gözaltına alınan Mehmet Akif Ersoy gündeme oturdu. Sunucu Ela Rümeysa Cebeci, FB Kulüp Başkanı Saadettin Saran ve diğer sanatçılar gözaltına alındı. Adı geçen bu üç kişinin saçlarından alınan numune ile uyuşturucu kullandıkları belirlendi. Gizli tanık ve itiraflarla operasyonların devam edeceği anlaşılıyor. Ersoy ve Cebeci’nin ifade tutanakları, girdikleri ikili, üçlü ilişkiler günlerce yazılıp çiziliyor.

Her şey yazılıp çiziliyor. Tek yazılıp çizilmeyen, uyuşturucu kullananların bu uyuşturucuları nereden ve kimden temin ettikleri. Halbuki esas ulaşılması gereken uyuşturucu baronları olmalı.

Uyuşturucu operasyonlarından önce başlayan hâlâ kamuoyunu meşgul eden bir başka konu daha var. O da bahis operasyonları. Futbolcular ve hakemler bu operasyonların merkezini oluşturuyor.

Gündemi meşgul eden gurbetçi ailenin ölmesi, uyuşturucu ve bahis operasyonları da canımızı sıkan ve üzerine gidilmesi gereken konular. Yalnız 20 askerin ölümüne sebebiyet veren askeri uçağın düşmesi ya da düşürülmesi, sahipsiz İHA’lar, Libya Genel Kurmay Başkanı ve arkadaşlarını taşıyan uçağın düşmesi ya da düşürülmesi hâlâ gizemini koruyor. Bu konular gündemden düşmemeli.

Hülasa, insanımız, bazı önemli olayların üstünün örtülmesi ya da gündemden düşmesi amacıyla başka operasyon, konu ve olayların gündeme sokulduğuyla ilgili kapalı kapılar ardında konuşuyor. Böyle bir şeyin olabileceğini düşünmek bile istemiyorum. Bu konularda, yetkililer tarafından kamuoyu bilgilendirilirse bu tür şüphelere mahal bırakılmaz. Bir de uyuşturucu ve bahis operasyonlarında operasyon üstüne operasyon yapıp günlerce kamuoyunu meşgul edip sonra doğru dürüst ceza alan olmazsa, özellikle uyuşturucu baronlarına ulaşılmaz ve gereği yapılmazsa, her şey eski hamam eski tas olacaksa operasyonların bir anlamı olmaz. Kamuoyunu meşgul edildiğiyle kalır. Bu da bazı önemli hususlar konuşulmasın diye özellikle başka operasyonların servis edildiği şüphesini artırır. Yetkililerden istenen, kamuoyunu zamanında bilgilendirmek ve doyurucu açıklama yapmaktır.

*28.12.2025 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.