25 Mart 2025 Salı

Algılara Teslim Olmayalım

Gündem sürekli değişiyor. Bir gündemi daha değerlendirmeden bir bakmışsın, yeni bir gündem ajanslara düşüyor.

Gündeme dair herkes bir şeyler yazıp çiziyor, değerlendirmede bulunuyor. Ama tüm değerlendirmeler yanlı olduğu için işin aslı astarı tam öğrenilmiyor.

Aslında işin aslını öğrenilmesi de pek istenmiyor sanki. Çünkü doğruların ortaya çıkması istenmiyor. Hoş, doğru istense de kimse doğru istemiyor. İstiyoruz ki benim savunduğum doğru, doğru çıksın.

Hele basına düşen her şeyin aynı zamanda sosyal medyada da yer alması, önüne gelenin bu alemde doğru yanlış demeden paylaşım yapması, doğrunun ortaya çıkmasını engelliyor. Çünkü basmakalıp paylaşımların amacı, gerçeğin ortaya çıkmasından ziyade algı oluşturmaktır.

Haliyle bir algı ortamında yaşıyoruz. Sapla saman harmanlanarak önümüze servis ediliyor.
Suçlama ve savunma amacı güden, bir algı oluşturmaya yönelik yazı, çizi, paylaşım ve değerlendirmelerde doğruyu ara ki bulasın.

Algılarda amaç gerçeği örtbas etmek, rakibi yaralamak, bunu temcit pilavı gibi ilanihaye kullanma ve rakibi devamlı savunmada bırakma amacı güdüldüğü için gerçeğin ortaya çıkması asla istenmez.

Böylesi durumlarda her türlü paylaşıma;

Temkinli yaklaşmada fayda var.

Olaylara tarafgir gözüyle bakmamak gerekir.

Acele görüş ve değerlendirme yapmamak lazım.

Parçadan hareketle tümevarım yöntemi kullanmak suretiyle, bu şunu yapmıştır. Bunların hepsi böyledir gibi bir toptancı yaklaşımının vebal ve kul hakkı olduğunu, suçun bireysel olduğunu göz ardı etmemek gerek.

Masumiyet karinesini çiğnememek, kişilerin itibarını zedelememek esas olmalıdır.

Oluşturulmak istenen algıya teslim olmamak genel prensibimiz olmalıdır.

Zaman her şeyin ilacı deyip zamana bırakmak gerek.

İlla bir değerlendirmede bulunulacaksa, saldıran ve savunan kesimin görüşlerini, iddia ve delillerini analiz edip ikisinin ortasında durmak sanki gerçeğe en uygun yer olsa gerek. Çünkü iki tarafın kesiştiği nokta bu işin tam ortasıdır.

Oluşturulmak istenen algıya hemen sarılmak ve taraftar olmak, algı oluşturmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürer. Çünkü istedikleri budur.

23 Mart 2025 Pazar

Sosyal Medya Gediklileri

Sosyal medya hayatımıza girdi gireli bu sanal alemde boy gösteren hatırı sayılır insanımız var.

Kimi bu alemi yerinde ve zamanında kullanmakta iken kimi bir girdi bir daha çıkamadı. Bu alemin gediklisi haline geldi. Sabah-akşam, gece-gündüz bu alemin içindeler. WhatsApp'talar, X'teler, Facebook'talar...

Bunlardan kimi kendi özgün paylaşımlarını yapmakta. Yorum yazıp görüş bildiriyorlar.

Kimi de başkasına ait yazılıp çizilenleri paylaşıyor.

Burada sosyal medyada yazılıp çizilenlerden bahsedecek değilim. Yalnız bu alemin sürekli müdavimlerine dair bir şeyler söylemek istiyorum. Sürekli bu alemin içindekilerinin iç hallerini bilmiyorum. Verdikleri görüntü itibariyle ele alacağım:

Sanırım yalnızlara oynuyorlar. Eşlerine, dostlarına ayıracak vakitlerini bu aleme vermişler.

Zannedersem, hiçbir işleri ve meşaleleri yok. İşleri varsa da işleri koltukta oturmaktan ibaret. Mesaiyi sosyal medyaya girerek dolduruyorlar.

Zannımca bu alem içki, kumar ve uyuşturucu gibi kendileri için bir bağımlılık yapmış. Bırakmak isteseler de bırakamıyorlar.

Sanırım bir doyumsuzluk yaşıyorlar. İçlerindeki açlığı bu alemden gideriyorlar.

Belli ki uyku tutmuyor gözlerini. Uyku ve istirahate ayıracakları vakti bu aleme ayırıyorlar.

Paylaşımlarına bakıyorum. Hepsi olmasa da önemli bir kısmı objektif gibi değerlendirme yaptıkları imajını verse de basbayağı trollük yapıyorlar. Zihniyetleri ne ise onu ortaya koyuyorlar. Oluşturulmak istenen algıya teslim oluyorlar. Algıyı gerçek gösterip savunmaya ve saldırıya geçiyorlar. Buna dervişin fikri ne ise zikri de o denir.

Böyleleri başka görüşe de açık değiller. Çünkü içinde buldukları algı onları teslim almış durumda.

İnanın, acıyorum bu kimselere. Bence kabul etmeseler de bir hastalık halini yaşıyorlar. Tedavisi var mı bilmiyorum. Belki bu alemden uzaklaşmak onlara ilaç gibi gelir. Belki bir meşgale bulmaları kendileri için çok iyi olur. Değilse bu alemin gediklisi olmaya devam edecekler. Bunun belki bir yolu daha olabilir. O da bu aleme girip çıkanlardan az veya çok bir ücret alınması. Belki işin içine ücret girince bu alemde girmekten vazgeçerler.

Bunları sosyal medyadan vazgeçirmek için bir yol daha denenebilir: Hani adamın biri bir caddede bir eve oturmuş. Mahallenin çocukları durmadan bunun evinin önünde oyun oynayıp gürültü yapıyorlar. Bir böyle beş böyle. Adam çocukların yanına varıyor. “Çocuklar, gürültüyü çok severim. Bu gürültüyü her gün yapın, size şu kadar para vereyim” diyor. Çocuklar, “Tamam amca” deyip günlük gürültü yapıyorlar. Adam her akşam çocuklara vadettiği parayı veriyor. Çocuklar bu durumdan çok memnun. Çünkü hem gürültü yapıyorlar hem de para kazanıyorlar.

Belli bir süre geçtikten sonra bey amca, “Çocuklar, maddi sıkıntıya girdim. Gürültünüze karşılık bundan sonra şu kadar verebileceğim. Bilmem kabul edebilecek misiniz” der. Çocuklar, olur amca deyip yine gürültüye devam ederler.
Gürültü yapmalarına karşılık çocuklara para ödeyen ev sahibi, belli periyotlarla çocuklara verdiği parayı düşürüyor. Çocuklar, hepsine de eyvallah demişler. 

Bir gün bey amca, üzüntülü bir şekilde çocukların yanına gelir. “Çocuklar, iyice maddi sıkıntı içine girdim. Bundan sonra size para veremeyeceğim. Parasız gürültü yapar mısınız” deyince, çocuklar, “Kusura bakma amca. Para yoksa gürültü de yok” deyip adamın evinin önünü terk ediyorlar.

Bu hikayede olduğu gibi bu sosyal medya müdavimlerine bu aleme girmeleri karşılığında para verilse, bir müddet sonra bu para kesilse, belki de parasız iş yapmayız deyip bu alemi terk edebilirler.

Allah bu sosyal medya gediklilerinin yardımcısı olsun.

Bir Ülkenin Çivisi Çıkmışsa Eğer

O ülkede ülke ve vatandaş menfaati değil, kayıkçı kavgası yapan güçlerin ikbal kavgası olur.

Siyasi, ekonomik, sosyal vs. krizleri eksik olmaz.

Bol sıfırlı bastırılmış enflasyonu olur.

Hayat pahalılığı alır başını gider.

Her şeye zam hayatın bir parçası olur.

Vergiler adaletsiz ve yüksek olur.

Faizler yüksek olur.

Borsası yüz güldürmez.

Ekonomisi, dar ve orta gelirlinin belini bükmeye devam eder.

Siyasi çalkantı bitmez.

Bizans ve ayak oyunları, algı, iftira, çamur hiç eksik olmaz.

Kazanmak için her yol mubah olur.

Gerilim had safhada olur. Gerilimden beslenilir.
Tarafların trolleri çok olur. Ölümüne desteklerler.

Oturmuş bir devlet teamülleri yoktur.

Kurtarıcı olarak karizma liderlere bel bağlanır.

Kurtarıcıları vazgeçilmezdir.

Beşikten mezara kadar siyaset yapılır. Bulunmaz Hint kumaşı kabul edildiklerinden cenazeleri koltuktan kaldırılır.

Kırıp dökseler de yerleri doldurulamaz.

Kimse onlara hesap sormaz. Onlar hesap sorar.

Asla bedel ödemezler. Bedeli halka ödetirler.

Güçler birbirine had bildirir.

Milliyetçilik duyguları yüksektir.

Âna dair söylenecek sözleri olmasa da geçmişle övünmeyi çok severler.

Kurtarıcılarının gizli ajandasında halka fakirlik vaadi vardır. Tek başardıkları da budur.

Yani yok yok bu gibi ülkelerde.

Ne edersin ki alan razı, satan razı.

Alan ve satan razı olduktan sonra o memleketin çivisi çıkmış, ne fark eder. Yeter ki mutlu azınlık, beyaz yakalıları mutlu olsun. Zaten onların mutluluğu için yaşamıyor mu bu tip ülkelerin insanı.