7 Eylül 2024 Cumartesi

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (2) *

Programın temel yaklaşımında; öğrenci, Ede (Erdem-Değer-Eylem) ve beceri vardır. Bununla; ahlaklı, erdemli; milleti ve insanlık için iyi, doğru, faydalı ve güzel olanı yapmayı ideal edinmiş bilge nesiller hedeflenmektedir.

İlkeleri arasında “Eleştirel düşünen, problem çözen, karar veren, mesuliyet ve ülkü sahibi; yalnızca medeniyete uyum sağlamakla yetinmeyip etkin olarak medeniyet kurucusu ve geliştiricisi nesiller yetiştirmek de” vardır.

Aklıselim, kalbiselim ve zevkiselim nesiller yetiştirmek için madde-mana, akıl-duygu, nefis-vicdan, insan-toplum ve zaman-mekân dengesini gözetir.

Eğitim, herkesin hayat boyu erişiminin teminat altına alındığı temel bir hak, aynı zamanda hayatın toplumsal açıdan herkes için daha güvenli, müreffeh kılınması, birlikteliğimizin pekiştirilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin dinamik vizyonuyla güçlü bir şekilde varlığını devam ettirmesi bağlamında bir ödevdir.

Tüm politika ve uygulamalar, eğitim hakkının kullanımını ve fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla uygulamaya geçirilir.

Bu model; öğrencilerin inanç, kimlik ya da sosyoekonomik durumları nedeniyle dezavantajlı olmadığı bir öğrenme süreci tasarlar.

Model’in merkezinde insan vardır. İnsan; zihinsel, duygusal, bedensel, sosyal ve manevi gelişim yönleriyle bütüncül olarak ele alınır.

İnsanın kendini tanımasına ve keşfetmesine imkân tanınarak kişilerin ilgi ve kabiliyetleri ölçüsünde esnek ve özgür öğrenme ortamlarının yaygınlaştırıldığı, hak ve gelişim temelli bir öğrenme süreci yapılandırılır.

Yine bu Model'de, bilme ile sorumluluk, birbirini bütünleyen iki temel kavramdır. Bu kapsamda sorumluluk; kişinin kendi varlığını dengeli biçimde geliştirme azminin yanında çevreye, topluma, insanlığa ve dahası tüm kâinata yönelik eylemlerle desteklenmiş bir bütün olarak değerlendirilir.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde Türkçe bütün zenginliği, derinliği ve estetiği ile toplumun birbiriyle iletişimine, bu iletişimi anlamlandırma çabalarına ve kültür unsurlarımızın nesilden nesle aktarılmasına öncülük ve eşlik eder. Bu nedenle Türkçemizin öğretimi ve geliştirilmesi, eğitim sistemimizde temel bir politika olarak yer alır.

Eğitimin her aşamasında Türkçemizin öğretimine, doğru kullanımına titizlikle dikkat edilir ve etkili kullanılmasına yönelik becerilerin kazandırılması hedeflenir.

Eğitim anlayışımızın somut tezahürleri olan öğretim programları, insanın bütün yönleriyle gelişimini esas alır. Programlarda bilgi, beceri, eğilim ve değerler; yetenek, ilgi, ihtiyaç ve bireysel farklılıklarla güçlendirilerek ele alınır.

Programların teknik açıdan gerektiğinde yenilenen, güncellenen, sadeleşen bir esnekliğe sahip olması ve aynı zamanda millî, manevi ve insani değerlerimiz istikametinde hayata geçirilmesi amaçlanmıştır.

Özetlersem, bu öğretim programında da öğrenci merkezli bir eğitim sistemi hedeflenmiş ve sonuç odaklı değil, süreç odaklı bir eğitim esas alınmıştır.

Görüleceği üzere bu yeni öğretim programının hedef, yaklaşım ve amacı da bu hükümet zamanında yapılan diğer üç değişiklikle paralellik gösteriyor.

Bu müfredattan istenildiği gibi bir verim ve başarı elde edilmek isteniyorsa, her şeyden önce bu öğretim programının faydasına öğretmenin inanması, öğrencinin de derse hazırlıklı gelmesi gerekir.

Bir diğer husus, bu programın süreç odaklı olması isteniyorsa, sonuç odaklı merkezi sınav sistemini de gözden geçirmekte fayda var. Çünkü sonuç odaklı sınav sistemi durduğu müddetçe güzel hazırlanmış bu öğretim programı da süreç odaklı değil, sonuç odaklı olur.

*11.09.2024 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (1) *

Öğretim programı, eğitim ve öğretimin anayasası dense yanlış olmaz.

Öğretim programını değiştirmek tıpkı Anayasa yapmak ve Anayasayı değiştirmek gibi zordur. O yüzden haydi deyince müfredat değişikliğine gidilmez. Bunun için beklenti, konsensüs ve çaba gerek.

Her ne kadar 82 Anayasasını tümden değiştirip yerine yeni Anayasa yapamasak da müfredat değişikliği zaman zaman oluyor.

Bildiğim kadarıyla 2000 yılından bu yana yapılan müfredat değişikliği dört oldu.

En kapsamlı değişiklik, yanlış hatırlamıyorsam, Hüseyin Çelik’in Bakanlığı döneminde 2005-2006 öğretim yılında yapılmıştı. Bunu Ömer Dinçer ve Ziya Selçuk’un Bakanlıkları dönemi izlemişti.

Hüseyin Çelik zamanında yapılan değişikliğe “Yapılandırıcı Eğitim” adı verilmiş. Sonuç odaklı değil, süreç odaklı bir eğitim esas alınmıştı. Yıllık planlarda ilk defa kazanıma yer verilmiş, öğrenci merkezli bir eğitim hedeflenmişti. Performans, ürün dosyası, etkinlik gibi yenilikler düşünülmüştü. Öğretmenden ziyade öğrencinin aktif olduğu bir sisteme geçilmişti.

Ömer Dinçer zamanında 4+4+4 sistemine geçilecek lise zorunlu olmuş, yeni seçmeli dersler konmuş ve haftalık ders saatleri artırılmıştı.

Ziya Selçuk zamanında yapılan değişiklikle, “Çift kanatlı Eğitim” hedeflenmişti. Eğitim ve öğretim adeta iki kanatlı bir kuşa benzetilmiş. Bir kanadı öğretim, diğeri ise eğitimdir. Nasıl ki tek kanatlı bir kuş uçamıyorsa, sadece öğretimden ibaret eğitim ve öğretimin de uçabilmesi mümkün değil. O yüzden öğretim ve bilgiye verdiğimiz önemi ahlak ve erdeme de yani eğitime de vermemiz gerekir. Çocuklarımızı, biri bilim diğeri de ahlak ve erdem olmak üzere çift kanatlı yetiştireceğiz denmişti.

Hem Hüseyin Çelik hem Ömer Dinçer hem de Ziya Selçuk zamanında yapılan öğretim programlarında yeterince verim alınamamasının temelinde, merkezi sınavların olduğunu düşünüyorum. Çünkü merkezi sınavların mantığında süreç odaklı değil, sonuç odaklı bir sistem vardır.

Son müfredat değişikliği Yusuf Tekin’in Bakanlığında yapıldı.

Bakanlık bu değişikliğe gitmeden önce üzerinde epey bir çalışmış, emek sarf etmiş, yeni öğretim programı için dünyadaki öğretim programı modellerini incelemiş, son noktayı koymadan önce taslağı kamuoyuyla paylaşmış, belli süre vererek görüş ve öneri istemiş. Sonunda yeni öğretim programını hazırlamış.

Yeni değişiklik 2024-2025 öğretim yılında 1, 5 ve 9. sınıflar olmak üzere kademeli olarak uygulanacak.

Yeni müfredatın ve yeni bir öğretim yılının hayırlar getirmesini, ülkemiz eğitimine olumlu yönde katkı sağlamasını temenni ediyorum.

Genel hatlarıyla incelediği zaman her müfredat gibi bu müfredatın da güzel olduğunu söyleyebilirim. Bunu daha da güzelleştirecek olan ise uygulamadır. Bu yönüyle paydaşlara önemli görev düşmektedir. Çünkü müfredat ne kadar güzel olursa olsun paydaşlarda aksama olursa program kadük doğar.

Müfredatın satır aralarında dikkatimi çekenleri buraya almak isterim.

Yeni öğretim programına Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adı verilmiş.

Programın genel bakışına “Köklerden Geleceğe” demek suretiyle eğitim ve öğretimin tanımına yer verilmiş. Tanımda eğitim iki ayak olarak görülmüş, bir ayağına geçmiş, diğer ayağına insanlığın geleceğine ufuklar açan bir kapı denmiş. Yani bir ayağımız gücünü daima köklerimizden alacak, diğeri ise geleceği takip edecek. Bununla maddi gelişmenin zirvesi hedeflenmektedir. (Devam edecek)

*09.09.2024 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

5 Eylül 2024 Perşembe

Manavgat Evliya Çelebi Uygulama Oteli

Manavgat Evliya Çelebi Uygulama Otelinde dört gün konakladım.

İşlek bir cadde üzerine yapılmış otel. Trafiğin gürültüsü, kapısı ve penceresi kapalı otelin içine kadar geliyor. Hemen yanı başında da Uygulama Otelinin Lisesine yer verilmiş. Keşke hem okulu hem de oteli işlek caddenin tam kenarına değil de biraz iç taraflara yapılmış olsaydı daha iyi olurdu. Çünkü tatile gidenler zaten şehrin trafiğinden uzaklaşıp sessiz ve sakin yerde kafa dinlendirmek için soluğu tatil beldesinde alıyor.

Kaldığım odanın balkonu ormana bakıyor. Baktıkça insanın içi açılıyor. Bu yönüyle otelin yeri harika. 

Trafik gürültüsünü artıran hususlardan bir tanesi de kavşağa yaklaşırken belirli aralıklarla çizilmiş beyaz şeritler, yaya ve okul yolu işaretleri. Araçlar bu işaretlere gelince, ister istemez ses yükseliyor.

Otelin geniş bahçesi var. Kafeteryanın olduğu bölüm yeşillendirilmiş. Bahçede at çıkabilir uyarısı dikkatimi çekti. Arka tarafa geçtiğimde iki tane at bir de tay gördüm.

Araçlar güneşten etkilenmesin diye üstü kapatılmış park yerleri oluşturulmuş. 

Otelde kaldığım süre içinde o kadar sessiz ki otelde sadece biz varız intibaı oluşuyor. Akşam olunca hem kapalı hem de kapalı olmayan yerde park edilmiş araçları ve sabah kahvaltısında lokantanın dolu olduğunu görünce otelin dolu olduğunu anlıyorsun. 

Otele girişin sağ tarafında kafeterya var. İsteyen akşam yemeklerini burada yiyebiliyor, çay ve benzeri içecekler buradan ücret karşılığı karşılanıyor. 

Hem yemek hem içecek yönünden zengin bir menüsü var kafeteryanın. Ana yemekler dışında diğer içecek ve yardımcı yemeklerin fiyatlarını astronomik gördüm.

Akşam yemeklerini listeden sipariş vermek suretiyle kafeteryadan giderdim. 23.00'e kadar yemek servisi var burada. Izgara türü yemekleri yapanlar ve servis edenler lise öğrencisi. Başlarında bir usta öğreticileri vardı.

Resimde gördüğünüz ana yemekler vardı menüde. Her akşam farklı ızgara türünden yemek yedik. Usta öğretici zaman zaman yemeklerimizi nasıl buldunuz diye sordu. Şu ızgara köfteyi ve balığı pişiren 9.sınıf öğrenci dedi bir defasında. Yemekleri çok lezizdi bu arada. Daha dokuzuncu sınıfta bu kıvamı yakalayan öğrenci, usta öğretici olduğunda iyi bir aşçı, işi ve mesleği olan nitelikli bir eleman olur. Boşta kalmaz. Üniversiteyi bitirdikten sonra boşta kalan öğrencilere göre bu okulun öğrencileri daha şanslı. 
Başka yerleri bilmem ama sahilde bir otel statüsüne göre fiyatları bana makul geldi.

Açık büfe yemeklere göre bu şekil akşam yemeği hem israfı önleme hem istediğin zaman yemek yeme hem de yemeğin lezzetini alma yönüyle daha iyi.

Daha önce başka yerde görmediğim bir servis türü gördüm bu otelde. İstediğim ana yemeği hiç tabakta yemedim. Dikdörtgen şeklinde tahtadan yapılmış düz bir kap idi önüme gelen. İlk gün tavuk şiş yedim. İki şiş, közde pişirilmiş yarım domates, yarım papya biber ve pilav hepsi birden tahta tabak üzerinde idi. Her gün farklı ızgara türü yedim. Hepsi tahta üzerinde geldi. Servisin bir farklı yönü daha vardı. Her gün çatal ve bıçak kondu önümüze. Hiç kaşık konmadı. Dört gün boyunca pilavı çatal ile yedim. Hayatta çatalla pilav yediğim ilk yer burası oldu. 

Otel temiz ve bakımlı. Çalışanların ilgi ve alakası çok iyiydi. Uygulama oteli olmasına rağmen oturmuş bir otel statüsü vardı. Usta öğreticinin son akşam yemeğinden sonra çay ikram edeyim teklifini de teşekkür ederek geri çevirdim.

Sahile 3,5-4 km olması, işlek caddede olması ve gürültüyü binaya çekmesi yönüyle dezavantajlı olmakla beraber yemyeşil ormana nazır ve şehrin dışında olması, çalışanların ilgi ve alakası avantaj olarak görülebilir.