25 Ağustos 2024 Pazar

Hangi Tipsin? *

Nevzat Tarhan'a göre kaygıyı yönetme açısından A, B, C olmak üzere üç insan tipi vardır:

A tipi insanlar: Sünger tipi insanlar da deniyor. Özellikleri:

Aceleci, sabırsız, pervasız hareket ederler. 

Bunlarda kaygı çok yüksektir. 

Hedefe ulaşmak için her şeyi yaparlar ama kendilerini yer bitirirler. 

Bütün stresi alırlar. Stresi aldıkları için sünger gibi emerler, çökerler ve tükenmişlik duygusu yaşarlar. 

Psikiyatri ofislerine, iç hastalıkları ofislerine çok giden kişilerdir. 

C tipi insanlar: Teflon tipi insanlardır. Özellikleri:

Gamsız, duyarsız, umursamazdır. 

Başkasını yakar, kendi yanmaz. 

Acı çektirir. Kendisi gamsızdır. 

Etkilemez, etkilenmez. 

Bencildirler, rahattırlar, parazittirler. 

Hep başkasının sırtından beslenirler. 

Elinde güç varken o insanların etrafında insan vardır. Ama güç yokken yalnız kalırlar. 

B tipi insanlar: Kauçuk tipler, elastik tipler denir.

A ve C tipi insan tipi arasında denge sağlayan kişilerdir.

Olaydan bir şey öğrenirler ve tekrar eski hallerine gelip yollarına ve hayatlarına devam ederler.

B tipi olursanız, hayatta stresi de yönetirsiniz.

Bu tiplerin ortalama ömrü de uzun oluyor bu kişilerde.

Bu üç insan tipinden hangisi olmak isterseniz, seçin beğenin birini diyeceğim ama sanırım seçim insanın kendi iradesinde değil. Öyle olsaydı, herkes B tipi yani kauçuk ve elastiki tip olmak isterdi. Sayıları az olsa da bu tip şanslı insanlar var.

A tipi insan ile C tipi insan sayısı öyle zannediyorum toplumda çok. Ya çok acelecidir ya da çok gailesiz. A tipi kendini yer bitirirken etrafına da pozitif enerji vermez. Ortamı germede üstlerine yoktur. C tipi insanlar ise Sayın Tarhan söylememiş ama o rahatlıklarıyla etrafına saç baş yoldururken kendileri çok uzun yaşarlar.

*28.08.2024 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

23 Ağustos 2024 Cuma

Promosyon Uğruna Hepsi (2)

Hesabımdan para çekmem lazım. Şu bankadan diğer hesaplarıma havale yapayım da o bankaların ATM'sinden para çekeyim derken Kayalıparkta bu bankanın şubesini gördüm. Ne arıyordu bu bankanın şubesi burada. Halbuki kaç defa geçmişliğim var bu bankanın önünden. Demek ki hiç dikkatimi çekmemiş.

Bankanın önünde iki adet ATM var. İçeri girmeden çekeyim dedim. Bankanın İnternet bankacılığına girdim. Ara ki bulabileyim karekökü ve okutarak para çekebileyim. İçerideki görevliye sordum. O da epey aradı. Önce açık değil dedi. Sonra buldu. ATM'ye yanaştım. Para yokmuş ATM'de. 

Hoş para olsa da günlük limit 10 bin imiş. Çeksem de işime yaramayacak. 

Bari bankadan çekeyim diye içeri girdim. Hesabımdaki parayı günlük limitin üzerinde çekebilir miyim dedim. Maaş hesabı ise hepsini çekebilirsiniz. Şuradan sıra alın dedi görevli. 

Aldığım sıraya göre önümde 4 kişi vardı. İyi, az bekler hepsini buradan çekerim dedim. Üstelik burası bankanın merkez şubesi imiş. 

Beklerken, oturduğum yerin yanında, içeride de bir ATM varmış. Buradan 50 bin liraya kadar para çekebileceğimi öğrendim. Ama ne ben çekebildim ne de başkası. Çünkü içerideki ATM bozukmuş. Merkezden kod almak suretiyle ATM’yi açıp tamire başladılar. Bunu yapmak için de üç kişinin işlem yaptığı, sıradan çağırdığı görevliden biri yerinden kalkarak ve işlemi keserek bozuk ATM'nin tamiri yapılırken başlarında beklemek için geldi. Belli ki bankanın en yetkilisi. Onun görevi tamirden ziyade biri tamir için uğraşırken önünde beklemek olduğunu beklerken öğrendim. Tamir edenin de tamirden anlamadığına kanaat getirdim. Çünkü telefon açmadığı yer kalmadı. 

Süreci izlemekle görevli kızımız bozuk ATM'nin önünde bekleye dursun. İçerideki on, on beş kişi de bekliyoruz. Çünkü çalışan üç kişiden biri içerideki ATM'nin tamirini izlemekle sorumlu. İki taneden biri dışarıdaki ATM’yi tamir için kalktı. Çalışan bir vezne var. O da önüne aldığını bırakıvermiyor. Kod gönderip kodu istiyor. Kodu söyleyecek kişi de çantasının içindeki telefonu çıkarmakla meşgul. Önce fermuarı açıyor. Sonra çantanın içinde elini karıştırarak telefonunu arıyor. Ardından uzatılan evrakı imzalıyor bir taraftan. 

İçerideki ATM yapılmadan dışarıdaki ATM'yi yaptı ikinci çalışan. Tam koltuğuna oturmuştu ki kiralık kasası olan bir müşteri için alt kattaki kasaya gitti. Tek çalışan ise kah 6000'li kah 4000'li kah 9000'li numaradan sıra bekleyen kişi çağırdı. Tam sıra bendeydi halbuki.

Ara ara bireysel bankacılık işlemi için bekleyen varsa alabilirim sesi geldi bir yerden. Bunu birkaç defa aralıklı olarak söyledi. Kalkıp giden olmadı. 

Tüm bu bekleme esnasında, içerideki ATM'nin tamirini bekleyen iki kişi isyan etti. Niye bekliyoruz böyle. İşimiz var gücümüz var. Hani hiç sıra ilerlemiyor. Zaten üç kişi çalışıyor. Onlardan da sadece biri aktif. Yok mu başka çözüm öneriniz? İlla başka bankaya mı gidelim dedi. 

İçerideki ATM tamirini izlemekle yükümlü kızımız, o sizin bileceğimiz bir şey beyefendi. Başka bankaya da gidebilirsiniz. Ben burada beklemekle yükümlüyüm. Koltuğuma geçip sıradan kimseyi alamam. Zafer'deki şubemize gidebilirsiniz. Orada da içeride ATM var. Yalnız ATM aktif mi değil mi bilmiyorum dedi. Kasada çalışan bir kişiye talimat vererek içerideki ATM'nin çalışıp çalışmadığını sormasını istedi. Oradaki ATM’nin aktif olmadığı haberi verildi. Bunu pekala kendi de yapabilirdi halbuki. Demek ki çalışanın iyisi iş yapmaz, iş yaptırırmış dedikleri böyle bir şey olsa gerek.

Nihayet bana sıra geldi. Kimliğimi uzattım. Şu kadar para çekeceğim dedim. Buradan çekerseniz 40 lira farkı var dedi. İyi de aynı banka dedim. Şube farkı imiş bu kırk lira. On bin çeksem de mi bu fark var dedim. Evet cevabını aldım. Kalsın deyip çıktım. 

40 değil, 1 lira da fark olsa vermem. Niye vereyim.

Hasılı bir saat, içeride boşu boşuna beklemiş oldum. Keşke bankayı görmemiş olsaydım. Niyetim İnternet bankacılığı üzerinden bir o bankaya bir bu bankaya bir öbürüne havale edip işimi görecektim. Güya o bankanın ATM'si, bu bankanın ATM'si dolaşıp durmayayım. Üstelik çoğu ATM para vermiyor. Para verse de ellilik mi verecek, yüzlük mü verecek, iki yüzlük mü, şansına artık. Vara ATM ATM dolaşsam iyiymiş. Önümde dört kişinin olduğu bankanın içinde beklemek bir saatime mal oldu. İşimi de görseydim bari beklediğime değdi derdim. 

Ama bunu öğrendiğim iyi oldu. İşim yok, avare avare dolaşıyorum. Vakit geçirmek istiyorum. Böylesi durumlarda benim yeni yetme bankanın merkez şubesine gelip bir sıra alacağım. Mesaiyi içeridekilerle beraber doldurmuş olurum. 

Gittiğim yer bankanın merkez şubesi. Bir de şubesine gitseydim, bu dört kişilik sıra için ne kadar beklerdim bilemiyorum. 

İşte böyle yani yeni yetme bankalar üç beş kuruş fazla promosyon almak için. Görevliler personeline caka satmak ve şu kadar promosyona imza attık demek için buluyor böylesi yeni yetme bankaları. İyi ki bu promosyon çıkmış. Değilse avımız dan ölecekmişiz. Devlet bankası bile bu kadar ağır ve hantal çalışmaz. İnanın böyle iş bilmez özel bir bankayı da ilk defa bu vesileyle öğrenmiş oldum. Değer mi üç beş lira fazla promosyon için böyle adı sanı belli olmayan bankalarla maaş anlaşması imzalamaya? Bence değmez. 

İşin ilginci, Çumra'dan açtırdığım maaş hesabımdan, yüklü miktarda para çekmek için Konya'daki bir şubesine gittim. Tüm paramı çekeceğim dedim. Verdiler ve bir kuruş fark bile almadılar. Fark alsalardı, verecektim de üstelik. Çünkü Çumra nere, Konya nere. Benden kırk lira fark isteyen bankanın merkez şubesi Kayalıparkta, şubesi de Zafer'de imiş. Dedim ya böylesi ucuz, adı sanı belli olmayan ve aynı şube olmadığı için fark isteyen bu bankayla çalışmak, promosyon için sadece. Değer mi promosyon için iş bitirmez böyle bankaları bulmaya? 

Gerçi promosyon anlaşması için yeni yetme bankaları bulan kurum yöneticilerine de bir şey dememek lazım. Çünkü kurum müdürü köklü bir bankayla makul bir promosyon anlaşması yapsa, personel, falan kurum şu kadara anlaşmış. Bizim ki niye düşük şeklinde eleştirmeye kalkıyor. Bu durumda kurum müdürleri ne yapsın. 

Promosyon Uğruna Hepsi (1)

Köklü bankalar var bir de adı sanı duyulmamış bankalar.

Köklü bankaların her bir yerde şubesini görmek mümkün. Aynı zamanda ATM'lerini de bulabilirsiniz. 

Yeni yetme ve adı pek duyulmamış bankaların ise ne doğru dürüst şubesi var ne de ATM'si.

Tercih, köklü bankalar olması gerekirken pek tanınmayan şubelerden hesap açtırmak, onlarla maaş sözleşmesi yapmak, onlarla iş yapmak hiç akıl kârı değil.

Ama yapılıyor. Nedeni de promosyon belası. Kurumlar, okullar yeni bir maaş sözleşmesi yapacağı zaman yeni ve eski hepsinin kapısını çalıyor ya da onlar gelip seni buluyor. Promosyonlarda da uçuk kaçık rakamlar havada uçuşunca, işin içine para girince çoğu kurum yeni yetme bankalarla maaş sözleşmesi yaparak imzayı atıyor. 

Yeni okul değiştirince şu bankanın şu şubesinden hesap açtırın dediler. İsmini ilk defa duyduğum, böyle banka da var mıymış diye hayret ettiğim bankayı araya araya buldum. 

Bir hesap açtırma işi bir yarım saati geçti. Bir işlem yapıyor. Beyefendi size bir kod gelecek söyler misiniz diyor. Elime telefonu alıp koda bakıyorum. Ama kodu kimseye söylemeyin diyor burada diyorum. Olsun, bize söyleyin diyor görevli. Gelen kod sayısını unuttum. Onlar gönderdi, ben söyledim. Bir ara bir 850 numara aradı. Bu numara da sizden mi dedim. Evet, açmanıza gerek yok dedi. Ayrılmadan önce adıma düzenlenen bir kartı da verdiler. 

Kredi kartı istiyor musun demeden adıma kredi kartı da düzenlediler. Düzenlenen ve yapılan her işlem için de okumadan atmadığım imza kalmadı. 

Ayrıldıktan sonra limitimiz yeterli olmadığından adınıza düzenlenen kredi kartını gönderemiyoruz mesajı geldi. Nasıl düzenlesinler. Cebimde başka bir bankanın kredi kartı var. Durmadan kartın limitini yükseltiyor. 

Çıkışta şu verdikleri kartın şifresini değiştireyim dedim. Gelen kodla şifremi değiştirdim. Hesabımda 30.000 TL vardı. Ek hesap da açmışlar meğer. Ek hesap ister misiniz diye de sormadılar. 

Belli ki kredi kartı ve ek hesap promosyon anlaşmasında olan maddeler. 

Okul ya da banka, hesabıma bir promosyon göndermese de banka günlük birkaç defa ek hesap yanınızda. Nakitsiz kalmayın mesajı gönderiyor.

İki ay olmadan talebiniz üzerine ek hesabınız 62 bin liraya yükseltildi mesajı geldi. Ne ara talep ettiğimi hatırlamıyorum. Belli ki otomatik yükseltiyor banka. İmzaladığım evraklardan bir tanesi de ek hesap güncellemesini onaylıyorum olmalı. 

Altına imza attığın şeyde ne yazdığı okunmaz mı? Okunmuyor işte. Okuyayım desem zaten kıyamet kopar. Çünkü okumamak için hazırlamışlar. 

Nasıl okuyacaksın ki. 2014 yılında bir bankayla maaş anlaşması yaparken şu altına imza attığım evrakı bir okuyayım demiştim de ama beyefendi saatleri alır okumak demişti bankacı. Benim acelem yok. İşim de yok. İlk defa bir iş buldum. Şurada okurum demiştim de bankacı şaşırmıştı. Ardından gülüp imzalamıştım da veznedeki görevli derin bir nefes almıştı.

Neyse geleyim yeni yetme bankama. 

İnternet bankacılığına girdim. Diğer bankaların İnternet bankacılığından çok farklı idi. Alışmak zamanımı alacak. Tam alıştım derken okul yeni bir bankayla çalışırsa hiç şaşmam. 

Şimdilik bu banka tarafından hesabıma para yatınca diğer banka hesaplarıma havale yapıp işimi görüyorum. 

Yeni yetme bankanın bir iyiliği var. Maaşınız yattı Ramazan Bey mesajı gönderiyor. Adıma bey diye hitap edilmesi hoşuma gidiyor tabi. Nasıl hoşuma gitmesin. Daha eşim bile bana bey demedi bugüne kadar. Üstelik 6 yaş da büyüğüm kendisinden. (Devam edecek)